Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

(1) idol’un kavramsal tarihi ve manası (Yunanca: εἴδωλον)

Türkçedeki “idol”un en eski atası Yunancadaki “görüyorum, kavrıyorum, [biriyle] karşılaşıyorum, konuşuyorum” gibi çeşitli anlamlardaki εἴδω fiilinden türemiş olan εἴδωλον’dur (eidolon). Kökteki Yunanca fiil kabaca “görmek”ten (İng. to see), “görünmek”e (İng. to appear) evrilirken (bunu objenin in se görünürlüğünün değer kaybetmesi ve subjeye dayalı, duyusal bir kavrayış, algısal bir yargı objesi haline gelişi olarak yorumlamak mümkündür) ondan türemiş olan εἴδωλον’da öncelikle  gerçekte olmayan, olduğu varsayılan “hayalet” dediğimiz anlam öne çıkıyor. (Örn. Ilias 5.451; Odysseia 4.796; Herodotos 5.92; Platon, Yasalar 959b) Burada gerçeklikten kastımız, “görmek”ten ziyade “görünmenin” objesi olmuş bir şeyin ait olmadığı alemdir. Belki de buradan hareketle tragedya şairlerinin dilinde, anlam “madde formuna sahip olmayan herhangi bir şey” olarak karşımıza çıkabilmiştir. (Örn. Aeschylus, Agamemnon 839; Sophocles, Fr.659.6)

Platon ise Sofist diyaloğunda (266b) ve Aristoteles Rüya Yoluyla Kehanet konulu/başlıklı eserinde (464b9) “aynadan ya da sudan yansıyan görüntü” anlamında kullanmıştır, bu elbette “var olan bir şey”in yansıması anlamında düşünülmelidir; başka deyişle mana özsel nitelik bakımından, doğası gereği madde formuna sahip olamayacak bir şeyden madde formuna sahip bir şeyin “öyleymiş gibi” görünmesini sağlayan yansımaya dönmüştür. Epicurus da benzer bir anlam yüklemiş, “nesnenin gözde bıraktığı etki” demiştir (Epicurus, Mektuplar 1p.10U), hazcı filozofun hazzın özsel kabulü dışında kalan algısal dünyanın aldatıcılığına dönük olumsuzlayıcı tavrı düşünülürse, bu etki ona göre yadsınasıdır. (Çokları Epicurus’un hazcılığının az’dan haz duymakla sınırlı olan bir ruh dinginliğini hedeflediğini es geçerek ve hatta bundan tam zıddını anlayarak onu eleştirmiştir. Akla ilk gelen, “haz da bir şeyin etkisidir, algısaldır, o da yadsınası sayılamaz mı?” eleştirisi saklıdır elbette ve anti-Epicurusçular Eskiçağ’da sık dile getirmiştir.)

Öz ifadeyle denebilir ki, εἴδωλον’un buraya kadarki merkezî anlamların hepsi bir şeyin “kendi”lik durumundan (“hayaletin kendisi”nden) ziyade, mevcut bir şeyin “kopyası”na odaklanır, hayaletin ya da yansımanın kendisinin bir “kendi”lik kazanamayacağının yani maddesel olarak yok olduğunun apriori olarak belirlendiğini görüyoruz. Homeros’ta Apollon’un düşmandan korumak için Aineias’ın kopyasını yaratmasını düşünün (Ilias 5.449-453), o kopya aslında yok ama var gibi görünüyor, işlevi sona erince yok oluyor. (Bkz. Jean-Pierre Vernant, Mortals and Immortals: Collected Essays, Princeton University Press, 1991, 186) Kalıcı hayalet göreniniz ya da hakkında anlatılmış hikaye duyanınız var mı? Genelde hayalet görünür ve kaybolur, çünkü o yoktur, var gibi görünür ve kaybolur, kurguda bile bu böyledir. Ayrıca bkz. Suzanne Said, “Deux noms de l’image en grec ancien: Idole et icone”, Compte-rendu de l’Academie des Inscriptions et Belles Lettres, 1987, 309-330.

Anlam bir şeyin maddesel forma sahip olmaması, yansıması ve bu haliyle etkisinden, “zihindeki fikir”e doğru evrilmiş Xenophon, Şölen 4.21), hatta “zihnin yarattığı hayal” anlamında da kullanılmıştır (Phaedo 66c). Herodotos’un “benzerlik” olarak düşündüğü bu terimin (1.51) “tanrı imajı, put” anlamında kullanılması Yahudi metinlerinde ağırlık kazanır. Tanah’ın en eski versiyonu olan Yunanca çevirisinin, yani Septuaginta’nın (Roma rakamlarıyla LXX) Krallar bölümünde (4.17.12) ve daha sonra Yeni Ahit’te, Corinthus’lulara Mektup 1.12.2’de bu anlamda yer alır. Tabi ki bu “tanrı imajı”, Exodus 20.4’te de geçtiği gibi, “yanlış tanrı imajı”dır, Yahudi-Hıristiyanlar için Yahudi-Hıristiyan Tanrı’sının bir εἴδωλον olarak yorumlanması düşünülemez. Baştaki “görmek”ten, “görünmek”e evrilen kökteki fiili (εἴδω), hatta Epicurus’un yadsınası algılar bağlamında “nesnenin gözde bıraktığı etki”yi düşünün, neticede Tanrı’sının özsel olarak bir Tanrı olduğunu düşünen biri için o bir “görünen” ya da “etki eden” (yansıyan) bir Tanrı olamaz. O gerçekte kendisinin zihinsel olarak “gördüğü”, gerçek bir Tanrı’dır.

Bu noktada belirtmem gereken bir husus da, Yahudi-Hıristiyan olarak genellediğim Tanrı kabulünün de kendi içinde kaçınılmaz bir şekilde parçalandığıdır, zira Yeni Ahit’teki εἴδωλον içerdiği olumsuz manayla Yahudilerin kutsallık kabulüne eleştiri olarak da okunabilir. (Paul J. Achtmeier böyle düşünüyor, bkz. “Gods Made with Hands: The New Testament and the Problem of Idolatry”, Ex Auditu 15, 1999, 43) İlginç olansa Yahudilerin paganlar için getirdiği eleştiri stilinin Hıristiyanlar tarafından Yahudiler için benimsenmiş olmasıdır (W. Mundle, “εἴδωλον”, New International Dictionary of New Testament Theology, Ed. C. Brown, Grand Rapids, 1986, 2:284).  İşlevini yitirmiş ya da bir “kopya” gibi kabul edilmese, yenisini düşünmenin gereksiz olacağı bir şeyden bahsediyoruz, çatışkı ve reddediş normal, kaçınılmaz. Bu açıdan bakarsak bir ilginçliği yok galiba.

Reklamlar

One comment on “(1) idol’un kavramsal tarihi ve manası (Yunanca: εἴδωλον)

  1. Geri bildirim: (2) idol’un kavramsal tarihi ve manası (Latince: idolum, 1) | jimi the kewl resmi blog! (C. Cengiz Çevik)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 11/07/2014 by in Eskiçağ üzerine, Felsefe - bilim, Genel, Latince üzerine and tagged , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: