C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Farabî’nin toplumun oluşumuyla ilgili yaklaşımının Eskiçağ kökeni üzerine

Farabî’ye göre her insan kendini devam ettirmek ve en üstün mükemmelliğini elde etmek için birçok şeye muhtaç olan bir karakterde doğar. İhtiyaçlarını tek başına karşılaması mümkün değildir, aksine her ihtiyacı için başka insanlara muhtaçtır. O halde insan kendisine bir hedef olarak belirlenen mükemmelliğe sadece birbirleriyle yardımlaşan birçok insanın bir afarabiraya gelmesiyle ulaşabilir. Her insan başka bir insanın özel bir ihtiyacını karşılar. Toplumun bütününün karşılıklı katkısı sonucunda herkesin varlığını devam ettirmek ve mükemmelliğe erişmek için muhtaç olduğu şeyler sağlanmış olur. İnsanların dünyanın oturulabilir kısmında bir araya gelmelerinin nedeni genel itibariyle burada özetlenen karşılıklı ihtiyaç durumudur.[1]

Farabî’nin insanın toplumsallaşmasının temel nedeni olarak gördüğü ihtiyaç durumu Cicero’nun toplum anlayışında farklı bir şekilde karşımıza çıkar. Cicero’ya göre halk sadece alelade bir araya gelmiş bir insan kitlesi değil, “hukuk uzlaşısı” (iuris consensu) ve “yararda ortaklık” (utilitatis communione) ilkelerine bağlı olarak “bir araya gelen bir kitledir” (coetus sociatus).[2] Görüldüğü gibi, Cicero’nun belirlediği ilkelerden ikincisi Farabî’nin karşılıklı ihtiyaca dayanan yarar düşüncesine uyar. Ancak Cicero, Farabî’den farklı olarak insanların toplumsallaşmasını, diğer bir deyişle bir araya gelmesini sağlayan temel nedenin (prima causa coeundi) zayıflık (imbecillitas) değil, insanlarda bulunan bir tür doğal bir araya gelme (naturalis congregatio) güdüsü olduğunu söyler.[3]

Başka bir yerde de insanların, kendi aralarında bir bağ olsun, bir araya gelsinler ve doğal bir topluluk oluştursunlar diye doğduğuna dikkat çeker, buna göre doğa insanı olabildiğince çok insana iyilik yapmayı istemeye zorlamaktadır.[4] Bu Stoacı perspektife göre, doğa insanı sosyal yükümlülükle dünyaya getirmiştir, ideal insan olarak görülen bilge toplum yaşamında yer alacak, evlenecek ve çocuk dünyaya getirecektir. İş yapacak, toplumsal birlikteliğin güçlenmesini mümkün kılacaktır. Farklı cemiyetlere ve festivallere çağrılan insan, son kertede yalnız yaşamaması gereken toplumsal bir figür olarak görülür.[5]

Farabî’nin açıklamasında Cicero’da geçtiği türden “doğal bir araya gelme güdüsü”ne ya da doğa tarafından yönlendirilmeye atıf yoktur; o yukarıda da görüldüğü gibi, sadecideale insan doğasındaki ihtiyaç durumuna dikkat çeker. Başka deyişle, bilinçli olarak insanın ihtiyaca dayalı olmakla birlikte diğer insanlarla karşılıklı yardımlaşmaya yönelen doğal yapısını ne üstün doğaya dayandırır ne de Tanrı’nın bir armağanı olarak görür. Yine Farabî’den farklı olarak Aristoteles de insanın toplumsallaşmasını, daha çok erdemli doğmadığı halde doğa tarafından doğru davranmaya yönlendirilmesi ve bunun sonucu olarak insanların sosyal bir itkiyle dostluğa, paydaşlığa ve birlikte çalışmaya başlamasıyla ilişkilendirir. Bu
rada temel vurgu, Cicero’nun perspektifine benzer şekilde, insanın doğa tarafından yönlendirildiğidir.

Ayrıca Aristoteles doğru ve yanlış devlet türlerinden bahsederken ortak yararı temel ölçüt olarak belirler.[6] Aristoteles’in insan için yaptığı “kent canlısı” (ζῷον πoλιτικόν) tanımı kaçınılmaz olarak insanın başka bir insana ihtiyaç duymadıkça bir toplumun ferdi olamayacağını gösterdiği düşünülebilir,[7] bu da Farabî’nin yaklaşımının Aristoteles’in yaklaşımına yakınsadığı bir nokta olarak görülebilir.

Bu bağlamda Farabî daha çok Platon’un takipçisi sayılabilir, zira Platon devletin insanlar arasında kimsenin kendi kendine yetememesinden, başka birçok şeye ve kişiye ihtiyaç duymasından doğduğunu düşünür. Dahası yine Farabî gibi, Platon da insanların farklı ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için birbirlerine yardım etmelerine odaklanır.[8]

O halde sonuç olarak Farabî’nin toplumun oluşumuyla ilgili görüşünde Eskiçağ felsefesindeki temel izdüşümü Platon’dur, dahası toplumun oluşumunda temel yönlendirici Cicero ya da Stoacıların varsaydığı gibi Tanrı, doğa ya da doğal güdü değildir, insanın doğal karakterindeki başkalarının desteğine dönük ihtiyaç durumudur.

[1] Farabî, İdeal Devlet, 97. (Farabî. İdeal Devlet. Çev. Ahmet Arslan. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017)

[2] Cicero, De Re Publica 1.39

[3] Cicero, De Re Publica 1.39.

[4] Cicero, De Finibus 3.65.

[5] Bkz. Marcus Aurelius 9.9; 12.30; Seneca, Epistulae Morales 95.52. Karş. E. Zeller, The Stoics, Epicureans and Sceptics (London: Longmans, Greenand Co., 1870), 294.

[6] Genel olarak bkz. Aristoteles, Politika 1276a-1279a.

[7] Aristoteles, Politika 1253a; 1278b.

[8] Platon, Devlet 369b-c.

Reklamlar

One comment on “Farabî’nin toplumun oluşumuyla ilgili yaklaşımının Eskiçağ kökeni üzerine

  1. Geri bildirim: Farabî’de adaletin genel çerçevesi | C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 06/03/2017 by in Eskiçağ üzerine, Felsefe - bilim and tagged , , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: