C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Kuşkucuların Nihilo magis’i (II. Fasıl)

 

II. Fasıl
Yunancası ouden mallon olan nihilo magis‘in nihil‘den öteye taşması tümüyle kuşkucuların bir oyunudur. Zira evvelce de bildirildiği gibi, örneğin “bir şey vardır” ile “bir şey yoktur” önermeleri arasında kalmış olan kuşkucu, birbirine ters olan iki önermede isostheneia yani güç dengesi olduğunu kabul eder, bu yüzden epokhe‘ye (retentio assensus) yani onay tehirine varır ve her ikisinin de dogmatiklere / onların açıklamalarına göre (ad dogmaticos) nihilo magis olduğunu dile getirir. Başka deyişle, nihilo magis / ötesi yok sonucu, dogmatiklerin güdük temellendirmelerinden doğmakla birlikte kuşkucuyu kuşkucu kılan temel vargıdır.
Luciano Floridi’nin eserinde de bahsedildiği gibi [1], Pyrrhoncu/kuşkucu düşüncenin sonraki yüzyıllara aktarımında önemli rol oynamış olan İ.S. 1. yy. felsefeci hekimlerinden Sextus Empiricus’un metnini 15. yy.’da Latinceye çeviren Stephanus’un aktarımında Yunancadaki ouden mallon‘un Cicero tarafından Latinceye aktarıldığı söylenir. Yazar belirtmemiş, ben belirteyim, ilgili ifade Academica 14.43’te geçiyor:

“… eorum qui clament nihilo magis vera illa esse quam falsa

“… o şeylerin yanlıştan ziyade doğru olduğu konusunda nihilo magis/ötesi yok diyenlerin (Academiacıların)…”
Burada açıkça görülüyor ki, bir şeyin yanlış olup olmadığını belirlemeye kalktığınızda, onun doğru olup olmadığını da belirlemiş olursunuz. Oysa kuşkucu, Cicero’nun da bildirdiği gibi “vera… quam falsa” “yanlıştan ziyade… doğru“yu belirleme konusunda nihilo magis‘ten ötesine varamaz, çünkü kendisine temel aldığı şey, incelenmekte ve doğruluğu tartışılmakta olan şeyin kendisi değil, dogmatiklerin o şeye biçtiği doğru (vera) ya da yanlış (falsa) donudur. Başka deyişle, kuşkucu varlığı için dogmatiğe muhtaçtır, çünkü felsefesi dogmatiği çürütmeye dayalıdır, herhangi bir şeyin olup olmadığı konusunda bile kuşkucu olan kuşkucu, söz konusu şeyin doğru olup olmadığı konusunda “…nihilo magis (ad dogmaticos)” diyerek kesin bir şekilde dogmatiklerin varlığını kabul etmek durumundadır, tıpkı pergelin daireyi çizebilmek için iğnesini batırabileceği bir noktanın olması gibi, kuşkucu iğnesini dogmatiğe batırıp, onun çevresini çizer ve dogmatik görüşün sınırlarını belirler. Neticede çizilen çembere de nihilo magis diyoruz.
Ancak Lucretius’un De Rerum Natura 4.1225. dizesindeki nihilo magis (“quandoquidem nihilo magis haec de semine certo“) kimi uzmanlarca minus şeklinde yani “az, neredeyse hiç” anlamında da okunmuştur [2]. Ancak kuşkucu konseptte bunu “az, neredeyse hiç” anlamında değerlendirmek pek mümkün görünmüyor, zira kuşkucunun birbirini öteleyen dogmatik önermeler ve hipotezlerle karşılaştığı vakit, önermeler ve hipotezler-arası güç dengesinden ötürü vardığı onay tehiri temelde, yukarıda da dediğimiz gibi, dogmatik gerekçelere göre “ötesinin olmadığını” vurgular. Kuşkucu için “ötesi”, söz konusu önermelerin ve hipotezlerin onayını ya da reddini işaret eder, yani kuşkucu birbirini yok eden önerme ve hipotezlerden birine meyletmediği ya da birinden uzaklaşmadığı için, başlangıç noktasından bir adım ilerleyemez, kuşkucu için başlangıç noktasından “ötesi yoktur”, nihilo magis‘tir.
Yine Cicero’nun bir kullanımı şöyledir: “…ut enim qui demersi sunt in aqua nihilo magis respirare possunt…” [3] “… nasıl ki suya batan biri, artık su yüzüne çıkamazsa…” görüldüğü gibi burada nihilo magis “artık” anlamını kazanmıştır, zira bağlama göre suya batan birinin “artık yapamayacağı” bir eylemden bahsedilmektedir. Aynı mantığı kuşkucu konseptteki nihilo magis için de düşünebiliriz, kuşkucu dogmatik önerme ve hipotezlerin önünde öylesine tarafsız kalır ki ve gerekçeler ona öylesine yersiz görünür ki, neticede herhangi bir tarafa meyledemez, tıpkı suya batan birinin tekrar su yüzüne çıkamaması gibi, yani kuşkucu için nihilo magis, bir zorunluluk durumudur.
Varro’nun bir Plautus oyunuyla ilgili düştüğü not “nihilo magis narranda esse quam si ea essent somnia[4] “bütün bunların saçmalık olduğunu söylemekten ötesi yok” burada ise nihilo magis‘teki zorunluluk “narranda esse” şeklindeki gerundium yapısıyla pekişmiş oluyor. Zira gerundium kendi içinde edilgen zorunluluk manasını verir, nihilo magis‘le birleşince “o şeylerin saçma olduğuna” yapılacak vurgu da “kaçınılmaz” bir hüviyete bürünüyor. Kuşkucunun dogmatiklerin “saçma” hipotezleri karşısındaki “kaçınılmaz” tavrını daha iyi bir cümle özetleyemezdi.
Yine Cicero’nun Epistulae ad Familiares 6.3’teki “nihilo magis nunc opus eset…” “çalışma şimdilik bu kadarıyla yeterli…” kullanımı da yine başlıktaki terimin kuşkucu için “yeterliliği”ni nasıl işaret ettiğini iyi gösterir. “Benim adım hıdır, elimden gelen budur” minvalinde “nunc opus est“, “çalışma/yapıt şimdilik bu kadar”, “nihilo magis“, “ötesi(ne gerek) yok”. Kuşkucu için de öyle, çatışan hipotezlerden olabildiğince uzak durmaktan ötesi(ne gerek) yok, aksi halde kuşkucu kuşkucu olmazdı, dogmatik olurdu. Nitekim “kuşkucu da dogmatiktir aslında” diyenler de vardır, zira kuşkuculuk da bir ekol olması hasebiyle, belli bir yönteme ve görüşe saplanmış sayılmaz mı? Kuşkuculuk da kuşkucuyu yalnız bırakmıyor, “bırakın adam kuşkucu olsun, dogmatik olmasın” ama olmuyor işte, onu da takip edenler var. Rahatsız oluyor ama biraz da hoşuna gidiyor, dogmatiklik biraz böyle bir şeydir, yan cebe yardır, ön cep şişmesin. Tekrar kuşkucuya selam.

Notlar:

1. Luciano Floridi, Sextus Empiricus: The Transmission and Recovery of Pyrrhonism, Oxford University Press Us, 2002, s.44-45.
2. William Ellery Leonard, De Rerum Natura: The Latin Text of Lucretius , University of Wisconsin Press, 2008, s.632.

3. Cicero, De Finibus3.14.48.

4. Marcus Deufert, Textgeschichte und Rezeption der Plautinischen Komödien im Altertum, Walter de Gruyter, 2002, s.111.

Share |

Reklamlar

3 comments on “Kuşkucuların Nihilo magis’i (II. Fasıl)

  1. kız oyunları
    07/09/2010

    >Çok sağolun ya. Gerçekten güzel bir paylaşım olmuş. Yalnız diğer arkadaşlarda bu konuya yorumlarını belirtirlerse daha faydalı olacağını düşünüyorum.İyi çalışmalar.

  2. >un semi-septicisme est la marque d'un esprit foible. (yarı şüphecilik inançlı bir ruhun göstergesidir) denis diderot, pensees philosophiques, p. 66

  3. >Ikuşkuculuk hakkında diderot'nun pensees philosophiques adlı eserinden çıkardığım bölümler; burada çevirisiyle birlikte orijinal metni vereceğim.Qu'est-ce qu'un Sceptique? c'est un Philosophe qui a doute de tout ce qu'il croit, qui croit ce qu'un usage legitime de sa raison et de ses sens lui a demonstre vraiçev.Şüpheci kimdir? Her şeye kuşkuyla yaklaşan bir filozoftur, kendi aklının kullanım yasası olduğuna inanır ve hakikati ona kendi duyuları gösterir.IIL'incredulite est quelque fois le vice d'un sot, la credulite le defaut d'un homme d'esprit. L'homme d'esprit voit loin dans l'immensite des possibles; le sot ne voit gueres de possible que ce qui est. C'est-la peutre ce qui rend l'un pusillanime, l'autre temeraire.çev.Kuşkuculuk, bazı geceler bir sarhoşun ahlaksızlığı ve saflık ise insan ruhunun eksikliğidir. İnsan ruhu olanakların enginliği içerisinde kontrolü/kendini dizginlemeyi görür. Sarhoş ise olasılığın zorluklarını görmez. Bu yırtınan bir korkak olabilir veya diğer yandan bir gözüpek.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 07/09/2010 by in Felsefe - bilim, Genel, Latince üzerine and tagged , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: