C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Foto-sophia / Philo-ğraf (3) SİYAH: AYRIŞABİLİRLİK NEREDE?

 

Foto-sophia / Philo-ğraf (3)
SİYAH: AYRIŞABİLİRLİK NEREDE?

bir. Cate Blanchett, Bob Dylan olmuş. Olabilmiş mi? Aslında olabilmiş. Bob Dylan olabilmek kolaymış gibi görünüyor; bir belgesel-film için onun gibi görünmek zorunda kalırsanız; ihtiyacınız olan şey cinsiyet ortaklığı değil. Siyah gözlük, siyah kıyafet, kıvırcık saçlar ve daha önemlisi, Dylanvari bir, ‘dünyadan kopukluk’. Bu kopukluğa kewl‘lik ya da cool‘luk diyorlar. Bob Dylan’ın ezelden beridir bu tarz bir kopukluğu resmettiği aşikâr; müzisyenliğinin ötesinde, yaşayan en önemli şairlerden biri olarak dünyamızdan kopukluk sergiliyor. Alpacino’da da benzer bir kopukluk vardır; önemli olan, bu gibi şahsiyetlerde cool’luğun anımsattığı soğukluğu karşınızdaki insanlara hissettirebilmenizdir. Çoğu kere doğulu halklarla ilişkilendirilen “sıcak insan”lık sarmaz; Dylan ya da Alpacino gibi çekicilik için, ilk gerekli olan şey iticiliktir. Çekim gücünü, itim enerjisinden alan semboller aslında bu kişiler.

iki. Siyahın, diğerleri gibi bir renk olup olmadığının tartışıldığı bir ortamda bu iticiliğin de iyi düşünülmesi gerekebilir. Son dönemde çekilen Halloween – Michael Myers filmlerinden birinde, söz konusu katilin çocukken çizdiği resimlerdeki ve kendisine yaptığı şeytanî maskelerdeki siyah renginin ağırlıklı olmasının bu türden bir iticilikle alâkası olması lâzım. Siyah iticilikten nemalanır; ya da iticilik siyahtan. İterek çekmek, çekildikçe itmeyi gerektirir. Bu yüzden siyah, soğuktur; geceyi andırır. Gece… Latincede nox, noctis, “gece” anlamındadır; nocere fiili ise “zarar vermek”. Latincede noc- önekiyle başlayan birçok kelime karanlığı, uğursuzluğu imler: Nocens-zararlı; nocivus-incitici; noctua-baykuş gibi. Gecenin karizması, karanlığından geliyorsa, Alpacino ya da Dylan gibi karakterlerdeki siyah giyim de geceyle ilişkili olmalı. Gece… yani tekinliğin tehlikeye atıldığı saatler bütünü. Herkesin uykuda olduğu saatlerden oluşur gece. Bu yüzden uykudaki insanlar, kutsal kitaplarda yarı-ölü durumunda sayılmıştır (1), gecenin ve ölümün tekinsizliği, insanı ürpertir. Gece dışarıdan gelen sesler, yani gecenin sesleri aslında tekinsizliğin, rahat yatağın ve sıcak evin verdiği rahatlığın tam tersini hatırlatır; bir nevi yaşarken, ölümün seslerini duyarız. Başta söylediğim iticilik işte bu geceye ve ölüme karşılık gelir; gece iter ama merak uyandırır; ölüm korkutur ama ne olduğu üzerine kaygılandırır. Siyah giyimde deişte bu türden bir iticilik vardır; geceden ne kadar çekiniyorsanız, karanlıkta ne kadar telâşa kapılıyorsanız, siyah giyim karşısındaki durumunuzda da benzer bir ürperticilik vardır.

üç.Siyah zemin üzerinde bulunan diğer renkler, siyahın siyahlığını daha da arttırır” da deniyor (2). Siyah giyim altındaki bedenler de siyahlığa vurguyu arrtırıyor olmalı; bunun vice versa bir tarafı olmalı; ters yüz ettiğinizde, siyah da, üzerinde taşıdığı yüzleri (hele Cate’inki gibi fazlasıyla beyaz ise) anlamlı kılıyor olabilir. Cate’den Dylan olur, çünkü anlamlı kılınmış gibi bir hâli var, yanılıyor muyum? Poz bile veriyor. Olmuş da, üstüne bir de pozu eksik kalmış gibi. Beyaz ve gri ile birlikte siyahın da ancak aydınlıkta ayrışabildiğini (3) düşünürsek, Dylan ve diğer siyahları, yaşamdaki diğer renklerden ayırabilmek için gün-yüzüne çıkmamız gerekebilir. Ancak gün-yüzünde Dylan (siyah-eril) ile Cate (beyaz-dişil) ayrışabildiğine göre, bu fotoğraf tam bir gece fotoğrafıdır. Çünkü Dylan, Cate’tir. İki “diğerlerinden farklı”, kendi aralarında ayrışabilmek için gündüzü beklemek durumunda.

Notlar:

1. Kuran, Zümer Suresi 42: “Allah, canları, ölümleri sırasında alır, ölmeyenleri de uykuları sırasında…”; Nebe Suresi 9: “Sizin uykunuzu bir dinlenme/bir rahatlama/bir tür ölüm yaptık.” Yeni Ahit, Yuhanna 11.13: “İsa Lazar’ın ölümünden söz ediyordu, ama onlar olağan uykudan söz ettiğini sanmışlardı.” Selaniklilere Mektup 5.10: “‘İster uyanık ister uykuda’ ya da ‘İster diri ister ölü.'”
2. Edward Bancroft, Experimental Researches Concerning the Philosophy of Permanent Colours vol. I., p.42, pub. by T. Dobson, Philadelphia 1814.
3. Augustin Privat-Deschanel, Elementary Treatise on Natural Philosophy, p.236, D. Appleton, 1898.
Reklamlar

One comment on “Foto-sophia / Philo-ğraf (3) SİYAH: AYRIŞABİLİRLİK NEREDE?

  1. adsız
    15/04/2012

    “Yalnız atlar yıkılır düzlerde suya özlemlerinden, bir ben miyim yalnızlığa yenilen; sen, sen, sen…”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: