C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

İstiklal kalabalığı önceden kestirilemez mi?

Devrimlerin (ya da “devrimsel kalkışmalar / girişimler” diyelim) önceden kestirilemezliği önemli bir mesele. Bunu son dönemdeki Arap Devrimleri denilen hareketlerden de biliyoruz. Söz konusu hareketlerin önceden kestirilemezliği kadar, ittirici nedenlerin doğallığı da müthiş bir kontrast yaratıyor, hem hareketleri meydana getiren nedenler (Tunus’taki dikta yanında Mubarek, Kaddafi ya da Suriye yönetiminin tahakkümcü uygulamaları ya da düzenin başlı başına kimliği) bu kadar açıkken, o hareketlerin önceden kestirilememiş ya da bundan sonra ne olacağının kestirilemiyor oluşu salt söz konusu topraklarda yaşayan kitlenin İslamî ya da belli bir batı sistematiği içinde yer almamış ve belli süreçleri yaşamamış olan kimliğiyle açıklanabilir mi?

Noam Chomsky ve Gücü Anlamak

Dün gece İstiklal’den dönerken yolda (saygıdeğer nook‘umla) Chomsky’nin Understanding Power‘ını okuyordum, biraz bunları düşündüm. Bu arada İstiklal’deki, uğramak durumunda

kaldığım Nevizade ve diğer ortamların çılgın kalabalığı da başka şeyler düşündürmedi değil, insanların tıklım tıkış oturma, içme, yemek yeme ve daha da şaşırtıcı olan, onca gürültüde sohbet etmeye çalışma arzusunu “önceden kestirilebilir” bazı nedenlerle açıklayamıyorum.

Hepsi farklı farklı insanlar, buna şüphe yok, ancak herbirindeki farklılık, kavanoza sıkıştırılmış turşu çeşitliliğini andırıyor, kimisi salatalık, kimisi havuç, kimisi lahana, kimisi yeşil domates, kimisi yeşil, küçük sivri biber. Hepsi turşu suyu gibi tat veriyor minvalinde, satirik bir analojiye sığınmıyorum (o kadar da değil) ancak kapıyı açan bir anahtar yani bir gerekçeler silsilesi olmalı ve ben bunu bilmeliyim diye düşünüyorum, bu kavanozun kapağı fazlasıyla sıkışmış durumda benim için, fikri olan paylaşabilir.

Belirtmekte fayda var, söz konusu nedenler silsilesine ilişkin iyimser ya da kötümser bir yönelimim yok, kaza yoktur, nedenler vardır düsturunu benimsemeye meyilliyim, her durumda açıklanabilirlik bende gevşeme sonrası ritüeli kapsamında çarşafa düşen izmaritin ya da külün, yine de can sıkmaması durumundaki nedensel rahatlığı uyandırıyor, yeter ki açıkla diyorum, boktan da olsa, nedenleri ortaya koy, “şu şu yüzden, şöyle şöyle oldu” de, nedensel ol, bırak çarşafta yanık izi olsun. Neden gürültüden, kalabalıktan, başkalarına dayanmaktan (kolektif bilinçten) zevklendiğini bana açıkla (bunu yaparsan ben de kendi ipsiz sapsız dayanmalarımı açıklayabilirim, karşılıklı güven esastır, değil mi?).

Belki devrimsel hareketlerin ardında yatan tarihsel ve bilince has (memorialis) nedenleri de bu sayede çözümleyebiliriz, öyle ya, memoria‘m benim her bir şeyim değil mi? Her şeyi unutmama bir saksı düşmesi yetiyor, bu kadar kırılgan bir bilinçten söz ediyoruz.

Chomsky’e dönerek kapayalım bu bahsi. Kitabın ilgili kısmından bir bölümü blog okuyucularım için çeviriyorum, umarım yaşamınızdaki devrimsel hareketleri önceden sezersiniz ya da inzivaya çekilin, hayatın anlamı meditatif duyuşta, yani içinize dönüşünüzde gibi gerzek bir meşaş da verebilirdim ama vermiyorum, meditatif zihnin bana ihtiyacı yok sanıyorum, keza devrimcilerin de (son devrimler üzerindeki twitter ve feysbuk sirkülasyonuna layığını versem de).

CHOMSKY: Şimdi, isyancıların solda yer alması gerekmiyor, yönelimleri faşizm de olabilir, soru sadece insanların isyanla ne yapacağı üzerine. Demem o ki, depolitize olmuş türden kinik kitle Jimmy Swaggart (bir televangelist, tv’de popüler bir din programcısı) tarafından da harekete geçirilebilir ya da çevreciler tarafından organize edilebilirler. Burada aslolan kimin işi yapma arzusunda olduğudur.

SORU: Tamam da, bu pozitif değişimlerin nihayete ereceğine gerçekten inanıyor musunuz?

CHOMSKY: Bilmiyorum, en ufak fikrim yok. Ancak kimse devrimsel bir kalkışmayı öngörememiştir, zira onlar tahmin edilebilir şeyler değildir. Demem o ki, 1775’te Amerikan Devrimi‘nin olacağını kestiremezdiniz, bunu öngörmek imkansızdı ama devrim oldu. 1954’te Sivil Haklar Hareketi olabileceğini de kestiremezdiniz. 1987’de Batı Sahili’nde bir kalkışma olacağını da… Tarihin herhangi bir sahnesinde iyimser ya da kötümser olmaya karar vermenin mümkün olduğunu sanmıyorum, bilmiyorsunuz bile, kimse anlamıyor değişimin nasıl olacağını, o halde nasıl tahmin edebilirsiniz onu?

N. Chomsky, Understanding Power. The Indispensable Chomsky, Ed. by P. R. Mitchell – J. Schoeffel, The New Press, New York 2002, s.68-69. Çev. C. Cengiz Çevik

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: