Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

Çeviren notu res publica’yı tanımlayamıyor mu?

kavramlar_tarihiReinhart Koselleck’in “Kavramlar Tarihi. Politik ve Sosyal Dilin Semantiği ve Pragmatiği Üzerine Araştırmalar” (Orj. Begriffsgeschichten. Studien zur Semantik und Pragmatik der politischen und sozialen Sprache) başlığıyla Türkçeye çevrilen bir eseri var. Eser, Epictetus’un aynı minvaldeki sözünden hareketle, modernliği meydana getiren üç temel unsurun, Alman, İngiliz ce Fransız deneyiminin sosyo-politik gelişmelerinden ziyade bu gelişmeler üzerine deneyimlenmiş dili ve kavramları irdeliyor. Gelişmelerin dile gelişini irdelemek, elbette yorumlanışı ve hermenevtiği (bu kavramı bu şekilde yazmak lazım) üzerinde durmak anlamını taşır. Buna ilgi duyanlar için ilginç bir eser gibi görünüyor, “gibi” diyorum zira eseri yeni edindim, okudukça üzerine konuşmak için bahane yaratırım diye düşünüyorum.

Çevirisi Atilla Dirim’e ait olan eserin İletişim Yayınları’ndan olan ilk baskısı 2009’da, ikinci baskısı 2013’te okuyucuyla buluşmuş. (Kitap “okuyucuyla buluşabilen hayvan” mıdır? Neden olmasın?) Çok şükür, indeksi olan bir kitap. “Cicero” girdisini aradım ve buldum, ilk etapta çalışmalarıma doğrudan yarar, katkı sağlar bir şey bulurum diye düşündüm, haliyle modern sosyo-politik deneyimin kavramsal düzeydeki bir incelemesinde, ilgili terminolojinin Latinize kılınmasındaki rolünden ötürü Cicero’nun adı muhakkak olmalıydı. Neyse ki var, hem de şaşırtıcı olmayacak bir şekilde res publica terimiyle ilgili olarak. Ancak bu bahsin bulunduğu 89. sayfadaki çeviren notu beni rahatsız etti. Burada kitabın tanıtımıyla birlikte bundan da bahsetmek istiyorum, ki aslında bu konu olmasaydı, kitabı tanıtmak için bu yazıyı yazmayabilirdim. Belki de bu yüzden başlıkta res publica tamlamasına odaklanıyorum.

Yıldız’lı çeviren notu (ç.n.) şu:

respublica

İlk tanım doğru: res publica‘nın ilk anlamı “kamu malı”dır. (Aynı yerde R. Koselleck diyor ki, “bu kavramın anlamı dolaysız olarak Romalıların insana dair tasarımına bağlıdır.”) Res‘in ilk anlamı “şey” olmasına rağmen, “şey”den daha fazlasını ifade eder, “mal” da bunlardan biridir. Kimi metinlerde kendi başına, yani sadece res‘in res publica‘nın ifade ettiği “devlet” anlamında kullanıldığı bir görülür ama özellikle de şairlerin ve Augustus dönemi sonrası düzyazı yazarlarının yazdığı yazılarda. Örneğin Livius 21.16; Horatius, Carmen Saeculare 66; Epistulae 1.12.25.

Problem<ler> notun devamındaki tanımda: Bir kere res publica terimi sadece Roma İmparatorluğu döneminde kullanılmamıştır, öncesi de var, ki ekseriyetle kullanıldığı dönem de bu önceki döneme aittir. Tanım bu durumu “Roma İmparatorluğu’nda…” diyerek es geçtiği için, terim sadece Roma’nın imparatorluk döneminde kullanılmış gibi bir algı bırakıyor, bu da tanımı sağlıksız kılıyor. Dahası, notun düşüldüğü cümlede “Cicero’nun res publica’sı…” deniyor, yani notta Cicero’nun yaşadığı cumhuriyet dönemine ait res publica terimi açıklanmalı.

Diyelim ki, not Roma’nın cumhuriyet dönemini es geçerek sadece imparatorluk dönemindeki kullanımı açıklansın diye düşüldü, bu durumda öncekinden daha büyük bir problem çıkıyor: Bu terim, notta belirtilenin aksine imparatorluk döneminde monarşik (tekerk) sisteme karşı, “tek bir kişinin iktidarının reddedilmesi” anlamında kullanılmamıştır. Latince eserlerin taranmasıyla oluşmuş olan Lewis & Short ve Oxford başta olmak üzere, birçok sözlüğe baktım, böyle bir ayrım göremedim. Yakın bir tarihte, sanırım Nisan-Mayıs gibi yayınlanacak olak Kutadgubilig. Felsefe-Bilim dergisine yolladığım bir makale için res publica‘nın Latin literatür-tarihindeki ve Cicero bağlamındaki tanımını irdelerken ben de kaynak taraması yapmak durumunda kaldım, oradan biliyorum: imparatorluk döneminde, notta bahsedilen anlamda bir kullanımla karşılaşmadım.

Ayrıca salt usavuralım: res publica “tek bir kişinin iktidarının reddedilmesi” anlamında nasıl kullanılabilir? “Reddetmek” ile kast edilen nedir? Protesto etmek mi, kabul etmemek mi (ama nasıl?), anti-monarşik düzeni ve içindeki public– sıfat gövdesinden ötürü halk yönetimini savunmak mı? (Her reddediş, aksini savunmak mıdır?) Belki de hepsi kast ediliyor ama nottan bunu anlamanın zor olduğunu düşünüyorum, hele ki ilgili dönemi ve şartlarını bilmeyen biri için “reddetmek” çağrışımı bol olan muğlak bir fiil olacaktır.

Peki, notta söylendiği gibi, res publica “kamu”yu ifade eder mi? Eder, zira yukarıda da belirttiğim gibi, res publica‘nın içindeki res’in ilk anlamı “şey”dir ve publica “halka özgü/ait” anlamındaki publicus sıfatının res‘e uymuş, onu nitelemiş halidir. Dolayısıyla res publica “kamu”yu ifade eder. Ancak kavramın siyasî karşılığı, son kertede “devlet”tir. Buna aşağıda değineceğim.

Son olarak tanımın devamındaki “toplumun iyiliğini gözeten siyasal yapılanma” tasviri gerçeği yansıtıyor mu, ona bakalım. Açıkçası, bu tasvirdeki en tartışmalı kısmın bu olduğunu düşünüyorum. (Nottaki tanımın tümünü bir bütün olarak düşünmek de mümkün, esasında tasvirlerden birini açıklarken diğerlerini de açıklamış oluyorum) Buradaki problem, res publica kavramının “toplumun iyiliğini gözetme” niteliğini kendinde barındırıp barındırmadığı ve doğal bir yeti mi, yoksa bir ideal mi olduğudur. Benim Latin literatüründen ve Roma tarihinden anladığım, res publica teriminin kendinde “toplumun iyiliğini gözeten” bir yapıyı ifade etmediğidir, zira terim daha genel bir anlamda, idare şekli yani rejimi ne olursa olsun yönetici iradeyi ifade eder, bu irade de, son kertede “devlet” dediğimiz yapıda kendine vücut bulur.

Bu yüzden res publica‘yı sadece Cicerocu bağlamda değil, aynı zamanda klasik döneme (Eskiçağ’ın tümünü kast ediyorum) ait tüm metinlerde siyasî bağlamı gözeterek “devlet” diye çeviririz. Res publica, Cicero’nun De Re Publica (Devlet Üzerine) adlı eserindeki tanımıyla, res populi‘dir yani “halkın malı”dır, tam söylersek, “kamu malı (devlet) halkın malıdır”. Bu yüzden Cicero, De Re Publica 2.47’de krallığın da (regnum) bir res publica olduğunu söyler, bu aynı zamanda aynı çeviren notundaki, yukarıda irdelediğimiz “tek bir kişinin iktidarının reddedilmesi” tasvirini de çürütür. “Toplumun iyiliğini gözetme” niteliği ise, Cicero’nun De Re Publica‘da, yönetim şekli ne olursa olsun, bir devletin aslî niteliği “olmalıdır”. Bu yüzden Cicero siyasî rejimleri (krallık, aristokrasi ve demokrasi) tek tek inceleyip, Platon ve Polybius gibi, hiçbirinin “toplumun iyiliğini gözetme” ve kendisini uzun süreli kılma konusunda başarılı olamadığı sonucuna varır ve Roma devletini (henüz imparatorluk yok) bu ilk üç rejimin bir karması olmasından ötürü gelmiş geçmiş en iyi devlet sistemi olarak över. [Bu konuyla ilgili olarak bkz. Polybius’ta siyasî rejimler döngüsü ve Roma devlet yapısı, Polybius’ta siyasî rejimler döngüsü ve Roma devlet yapısı (2 Krallıktan tiranlığa…) ve ὀχλοκρᾰτία ya da Okhlokrasi nedir? (Zamanı mı şimdi?)]

Demek ki, Cicero’ya göre res publica‘nın “toplumun iyiliğini gözetme”si ideal bir niteliğe ulaştığını gösterir, bu nitelik res publica’da doğal olarak, kendinde (in se) bulunmaz. Bunun aksini savunan bir Eskiçağ yazarı görmedim, gören ve bilen varsa bana iletebilir.

Yukarıda bir yerde bahsettiğim makalem yayınlanınca tekrar bu konuya döneriz. Bununla birlikte evvelce yine res publica’yla ilgili olarak κοινωνία ve res publica meselesi başlıklı bir yazı yazdığımı da hatırlatırım, orada da buradakine yakınsayan terimsel bir açıklama bulabilirsiniz.

One comment on “Çeviren notu res publica’yı tanımlayamıyor mu?

  1. Geri bildirim: Progressus… Ama nereye doğru? | jimi the kewl resmi blog! (C. Cengiz Çevik)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: