Dr. C. Cengiz Çevik – Blog

KLASİK FİLOLOG

Tag Archives: isa

İsa ile Kilise evliliği mi, o da ne?

Dün Cumhuriyet’in gazeteyle birlikte verdiği Hakikat ekinde yer alan bir karikatürde gerçekleşmiştir, herkese hayırlı olsun. aslında geç haberimiz oldu, zira Cumhuriyet’in 1923’te ilan edildiği günlerde Akbaba dergisinde yayınlanmış. Demem o … Okumaya devam et

31/10/2013 · Yorum bırakın

Phallos’u kalkık Hermes… Fallik ama ne için?

Herodotos ünlü tarih eserinin 2.50. bölümünde neredeyse bütün Yunan tanrılarının ismen, diğer barbarlar yanında özellikle de Mısırlılardan alındığını söyler, Poseidon, Hera, Hestia, Themis, Kharitler ve Nereidler hep Mısır’da da bilinen … Okumaya devam et

04/01/2013 · 2 Yorum

Horus (Peyami yazdı)

Evvelce Peyami’nin Paracelsus meselesi üzerine yazdığı bir yazıyı paylaşmıştım. Şimdi de yine onun tarafından yazılıp bana gönderilmiş olan Horus konulu yazıyı paylaşıyorum. Ben de Mısır mitolojisi, Hermes ve Hermetizm üzerine evvelce yazılar yazmıştım, … Okumaya devam et

21/07/2011 · Yorum bırakın

Rudolph Steiner ve Reenkarnasyon Düşüncesi

Bundan seneler evvel undernetin ebook indirme amaçlı kurulmuş ve faaliyet göstermiş olan #bookz kanalında takılırken bir türkle karşılaşmıştım. Konu dönüp dolaşıp o dönem detaylı olarak incelediğim Francis Bacon’a gelmişti. Söz … Okumaya devam et

10/12/2010 · Yorum bırakın

Gotlar Roma’da!

Klâsik pagan Roma’sının sevdalıları tarafından Gotların “bunlardan got mot değil, olsa olsa göt olur” şeklinde yorumlandığına şahit oldum. İ.S. 409 Gotlar Roma’ya saldırır. Komutan Alaric, Gotlarına silahsız insanların canını bağışlamalarını, … Okumaya devam et

09/08/2010 · Yorum bırakın

Yine Seneca, ama ne için?

Seneca’nın saray filosofluğuna ilişkin çok soru geliyor. “Nero’nun öğretmeni olan filosof olur mu?” diyorlar. İskender ile Aristoteles arasındaki türlü rivayetleri es geçenlerin ve Roma’yı bir tür Yunan kent/devletçiği sananların kuşkuları … Okumaya devam et

07/08/2010 · Yorum bırakın

Foucault’dan Kuşkuculuğa…

Foucault şiddetli ve radikal kuşkuculuğu savunurken gailesini (“tüm metinlerinin temel gailesi” olarak düşünün) şöyle betimliyor: (Gailem) delilikle, normallikle, hastalıkla, suçla ve cezayla ilgili kimi kanıtlanmaya gerek duymayacak ölçüde açık kabulleri … Okumaya devam et

27/07/2010 · 1 Yorum

>Ayak yıkatmak, ama niçin?

>Nazarımda herbiri birbirinden iç gıdıklayıcı üç örneği bulunuyor: 1. Refahyol döneminde Erbakan’ın, abdest niyetine, açıklıkta sakallı korumalarına ayak yıkatması.2. Kemal Sunallı Perihan Savaşlı bir filmde (yanılmıyorsam adı ‘Keriz’ olmalı) ilkinin … Okumaya devam et

05/06/2010 · Yorum bırakın

non veni pacem mittere sed gladium!

Yeni Ahit, Matta 10.34’teki bu ifadeyi Türkçeye “barışı değil, kılıcı getirmeye geldim” şeklinde çevirebiliriz. İsa hoşgörüsü ve çilesiyle ilgili kimi eleştirilerde sık kullanılan bu ifade aslında çoğu art-niyetli yorumcu tarafından … Okumaya devam et

28/03/2010 · Yorum bırakın

>Confessio

> Kellikte Hasan Bülent Kahraman‘ı taklit eden Foucault’nun bir tespiti var batı medeniyetine ilişkin, diyor ki “Batı medeniyeti confessio mekanizması üzerine kuruludur.” [1] bir tespitten beklenebilecek özlükte ve saflıkta, müthiş … Okumaya devam et

12/03/2010 · 1 Yorum