Antikçağ’da Ütopya (2)
Ütopya prototipi olarak Solon’un Yasaları Yunan düşüncesinde, teorideki açıklık ve pratikteki detaylar bakımından Hesiodos’un Altın Çağ mitosundan daha somut bir toplum ve devlet ideali sunan iki örnek bulunur, bu örneklerden … Okumaya devam et
Antikçağ’da Ütopya (1)
Altın çağ mitosu bir ütopya mı? Antropologların bildirdiğine göre en eski kabilelerde bile kurgusal bir cennet adası fikrine rastlanır. Örneğin Guarani kabilesinde Hıristiyanlık öncesi döneme özgü “kötülüğün bulunmadığı yer” (Land … Okumaya devam et
Yemek Kulübü’nde soyalı tavuk ve köfte
Beyoğlu – İstiklal’deki Yemek Kulübü‘ne -ne zamandır gidesim vardı- dün yolumuz düştü, gittik. Soyalı tavuk ve Akdeniz salatalı köfte söyledik, fiyat – lezzet – mekan bakımından tatmin edici bulduk, görüp … Okumaya devam et
Urbanitas ya da Kentlilik (1)
Malumunuz, birkaç gün önce Kadıköy’de, taraftar olarak sadece kadınların ve çocukların içeriye alındığı bir futbol karşılaşması oldu. Denk geldi, aynı akşam Kadıköy’e yolumuz düştü ve stat çevresinde biriken -içeriye alınmamış- … Okumaya devam et
Sour grapes ya da Ekşi üzümler
İngilizcede “sour grapes” yani “ekşi üzümler” diye bir deyim var, seslisözlük / ekşi sözlük gibi mekanlarda Türkçedeki “kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş” sözüyle karşılanmış. Günlük kullanımda ziyadesiyle spor karşılaşmalarında yenilen … Okumaya devam et
Bossuet’nin tarih anlayışı
Jacques-Bénigne Bossuet’nin (1627 – 1704) tarih algısına meylediyorum kimi kereler (ziyadesiyle nedenlerle uğraşmak istemediğim zamanlarda), kimi kereler de bu algının insanı nasıl süprüntü bir canlıya dönüştürdüğünü düşünüyorum. Bu tarih algısına … Okumaya devam et
Langeweile
Almancadaki langeweile‘nin (lange= uzun, weile= süre) İngilizcedeki tam karşılığı “long while”dır, Türkçedeki ise “uzun süre”. Jerome Neu da A tear is intellectual thing başlıklı eserinde bu eşitlemeyi yaparken “sometimes too … Okumaya devam et