C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Bossuet’nin tarih anlayışı

Jacques-Bénigne Bossuet’nin (1627 – 1704) tarih algısına meylediyorum kimi kereler (ziyadesiyle nedenlerle uğraşmak istemediğim zamanlarda), kimi kereler de bu algının insanı nasıl süprüntü bir canlıya dönüştürdüğünü düşünüyorum. Bu tarih algısına göre tarihsel akışın ruhuna ya da akışın ardındaki ilahî hikmete teslimiyet ile akışın nedenlerini kavramak bir potada eritilmelidir. Ne demek istiyorum? Demek istediğim şu: Bossuet’nin tarih anlayışına göre, tarihteki olaylar Tanrı’nın iradesiyle gerçekleşir, dahası olayların nedenleri “önceki aşamalarda / safhalarda” görülebilir. İnsana düşen, Bossuet’ye göre olayların nedenlerini araştırmak ve nedenlere riayet etmektir.

Jacques-Bénigne Bossuet

Jacques-Bénigne Bossuet

Benim de çoğu kere kendi tarihimde yaptığım şey bu iki başlı tavrı sergilemek oluyor, tek farkım, riayet noktasındaki olaylara ardındaki ilahî hikmetin varlığına “riayet etmişim” gibi davranarak onları kendi nedensel iklimlerine gömme bilincine (Bossuet’ye nispetle) samimiyetsiz bir şekilde sarılmış olmam (gerçi böyle diyorum ama Bossuet de belki samimiyetsizdir, adamın [herhangi bir yazarın] kitaplarında yazdıklarından hareketle görüşlerinde / inançlarında samimi olduğunu kabul etmek yersiz bir tavır değil midir?). Benimkisi daha çok uğraşmamayı tercih etmek, kimi olayları “manasız” olarak yorumlayınca ilgili manasızlığın içeriğine (ya da sağlamasına) ilişkin bir miktar düşünmeniz gerekebilir, oysa genelde kötümser olmanızı gerektiren gerçekten “kötü” ya da “kötü görünen” (eski çağın talihsizliğe yorduğu) olayların tarihsel arkaplanını ilahî hikmete dayandırdığınızda “manalılık”, -determinizm eskortluğunda- yeterince açıklanmış oluyor, size düşense “iyi” ya da “iyi görünen” yanında nedenleri çözümlenebildiği için müphemlik zincirlerinden kurtulmuş / kurtulacak (“açık” ya da “açıklığa / açımlanmaya hazır”) olayların nedenlerini irdelemektir. Tam da Bossuet’nin tarihsel determinizmi bunu öğütler!

Bossuet temel eseri olan Discours sur l’Histoire universelle‘de (bilhassa 3. kısım 1. bölümünün 2-4. sayfalarında) “Tanrı kavmi”nden söz eder. Ona göre Tanrı’nın hakikî kavmi (hakikî kullarından oluşan kavmi= gelecekte “Hıristiyan” olacak olanlar) ezelden beri tanrısal şemsiye altındadır. Tanrı dünyadaki her şeyi bu hakikî kavim için düzenler, örneğin o kavmi cezalandırabilmek için Asurluları ve Babillileri, kalkındırabilmek için Persleri, korumak için İskender ve haleflerini, sınamak için meşhur Antiochus ve haleflerini, Suriye krallarına karşı özgürlüğünü korumak için Romalıları kullanmıştır. Kimi İslam söylencelerinde geçtiğince Allah’ın Muhammed peygambere “sen olmasaydın evreni yaratmazdım” demesi gibi, Bossuet’ye göre de Tanrı dünyadaki her şeyi kendi kavmi için yaratmış ve düzenlemiştir, dolayısıyla dünyadaki tarihsel akış da o kavmin merkez olduğu bir hikâyeden mürekkeptir.

Bossuet’ye göre Tanrı’nın yöntemi basittir: Hakikî kavmi etrafında gelişen olayları basit nedenlere dayandırır, örneğin Yahudiler İsa gelene değin Romalıların hakimiyeti altındaydı, ne zaman ki Oğul İsa’ya ihanet ettiler, Tanrı onları yine Romalıların eliyle helak etti. Plekhanov Marksizmin Temel Sorunları adlı eserinde “Bossuet sanki Rabbin ihtiyar ettiği yollar artık sırrına nüfuz edilemez olmaktan çıkmış gibi konuşuyor” demekte (Sosyal Yayınlar, 1994, s.172) haklı sanki, zira Bossuet’nin tarih anlayışı dünyadaki (tarihin akışındaki) gizemi ortadan kaldıran teolojik bir aktarımdan mürekkep, bu da Lost’un orta sezonlarından birinde “bütün bunlar Hurley’in rüyası” demeye benziyor, geri kalan sezonları izlemenize gerek yok duygusunu uyandırır bu spoyler.

Plekhanov da bu yüzden Bossuet’yi eleştirirken “onun tarih anlayışı beşerî şeylerin boşluğu duygusundan başka bir şey uyandırmaz” diyor. Her şey Tanrı’nın hakikî kavminin etrafında, onun iyiliği ve Tanrı’nın şanı için meydana geliyorsa,  tarihin herhangi bir sayfasında ortaya çıkma şansına erişmiş bizler “manasız” birer piyondan ötesi olmuyoruz, dahası beşer olarak Bossuet’nin zihninde Tanrı’nın hakikî kavminin birer üyesi olsak bile, bu değişmiyor, biz yine “ayak uyduran”, “sınanan” ya da “üzerinde birtakım oyunlar oynanan” iştirakçiler oluyoruz.

Özgür irade problemi karşısında tümden yelkenleri suya indirmiş gözükmek istemeyen Bossuet, yukarıda da dediğim gibi, insana tarihteki kimi olayların nedenlerini incelemesini öğütlüyor. “İnsan yaşamında sonuna dek istikrarını koruyan hiçbir şey yoktur” diyen Bossuet için yıkılan koca imparatorlukların elbette ki görülebilir nedenleri vardır. Tanrı, Bossuet’ye göre, olaylarıyla orantıyla meydana getirir, bu yüzden neden-sonuç ilişkisi anlaşılabilir vaziyettedir, aşırılıkları ortadan kaldıran ve bir şeyleri yükselttiği gibi alçaltan da bizzat Tanrı’dır, bu yüzden tarihte hep tekerrür vardır. İnsana düşen nedenler kadar, bu tekerrürün de farkına varmaktır.

Yine Bossuet Tanrı’nın inceleyen insana mucizevî görünecek olan dokunuşları olduğundan da bahseder. Ancak hakikî tarihçilik bu mucizelerle ilgilenmese de olur, yukarıda da dediğimiz gibi, görülebilir nedenleri (orantılı olaylar silsilesini) bilmek yeterlidir.

Daha sonradan pozitivist Comte kendi bütüncül ve evrimci, gelişimci, iyimser sosyolojisini açımlarken Bossuet’ye şükranlarını sunmuş ve onu “insan tarihindeki farklı olaylar dizisini düzenleyen aklî dizaynın” modern dönemdeki en büyük savunucusu olarak görmüştür (bkz. N. Jayapalan, Sociological Theories, Atlantic Publishers & Dist, 2001, s.14), evrimci bir pozitivist için “tersten okuma” anlamını taşıyan bu çıkarım, olaylar dizisinin tek bir dizayna dayandığını düşünmekle, herhangi bir bilinçli dizaynın olmadığını düşünmek arasında kimi kere herhangi bir fark olmadığını ya da ilk bakışta böyle göründüğünü düşündürebilir. Aslında aradaki ayrımı görmek imkânsız değil, sadece zamanı gerektiriyor. Şimdilik bu zamanı kendimde bulamıyorum, bulduğumda üzerine eğilebilirim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 11/09/2011 by in Felsefe - bilim, Genel and tagged , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: