C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Sour grapes ya da Ekşi üzümler

İngilizcede “sour grapes” yani “ekşi üzümler” diye bir deyim var, seslisözlük / ekşi sözlük gibi mekanlarda Türkçedeki “kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş” sözüyle karşılanmış.

Günlük kullanımda ziyadesiyle spor karşılaşmalarında yenilen tarafın hazmını kolaylaştırma yolu olarak karşımıza çıkıyor sanki. Laura Pinnavaia “yenilgi kabul edilmesi zor bir şey olduğu için” kimileyin bazı sporcularda ve dolayısıyla o sporcuların (ya da sporcuların bulunduğu takımların) taraftarlarında görülen “ekşi üzümler” anlayışını, “yenilgiyi hazmedemediğini belli etmemek adına ‘samimiyetsizce’ sergilenen tavır” olarak yorumluyor (Sugar and Spice… Exploring Food and Drink Idioms in English, Polimetrica s.a.s., 2010, s.323).

Pinnavaia bazı spor haberlerinden örnek veriyor, örneğin mağlup olan bir takımın oyuncularından biri şöyle diyor: “It may sound like sour grapes but I assure you I feel no bitterness merely disapointed.” “Bu ekşi üzümler gibi gelebilir size, ancak sizi temin ederim ki, hiç acı hissetmedim, sadece üzüldüm.” (Bir nevi “yiğitliğe bok sürmemek” değil mi bu?) Yazar da buradan hareketle yenilen sporcudaki “sour grapes” tavrının sık tekrarı sonunda “spor ile -yenilgiyi hazmedememeye ilişkin- ikiyüzlü tavrın bir ve aynı şey olarak yorumlanabileceği” uyarısını yapıyor.

Cicero De Officiis 1.68’de “…hiçbir davranış, paraya sahip olmadığında onu küçümsemenden,… daha onurlu ve yüce değildir” diyor, bu da bir “ekşi üzümler” siyaseti / felsefesi örneği olabilir mi? Bir şeyi, ona sahip olmadığında / olmadığın için küçümseyebiliyor olman, ona sahip olduğunda onu yüceltmeyeceğin anlamına gelmiyor haliyle, bu yüzden Cicero yukarıda alıntıladığım cümlesini şöyle tamamlıyor: “… hiçbir davranış,… paraya sahip olduğunda onu hayırseverlik için harcamandan daha onurlu ve yüce değildir.” Cicero’nun örneği üzerinden söylersek para yokken onu elde etme arzusu olmadan, varken ise “başkaları (yüce değer olarak hayırseverlik) için” elden çıkararak yaşamak gerekir.

“Ekşi üzümler” düşüncesi psikoloji literatüründe “herkesin değerli bildiği bir şeyi, herkesin katıldığı bu ‘değerli bilme’ grubunun dışında kalmanın ve belli ölçülere göre hata yapmış olmanın utancına karşılık özsavunma geliştirerek reddetme” anlamında kullanılıyor (J. Neu, A Tear is Intellectual Thing,… s.114). O halde Cicero’nun kamucu ve özdisiplinci ahlak öğretisinin bir psikolojik yönü de özsavunma geliştirmedir. “Bende olmayıp başkasında değerli görünen bir şeyi küçümser, buna karşılık bende olup yine başkasında da değerli görüneni çarçabuk elimden çıkarmak istersem, ben değerli görüneni kaybettiğimde ya da ona hiç sahip olamadığımda kendimi hırpalamış olmam” gibi bir savunma geliştirilmiş olur. Bu klasik Stoacılığın “Fortuna’nın aldığını / verdiğini küçümsememe (onun gücünü kabul etme, kabullenme) ama ona karşı direnç gösterme, ondan etkilenmeme” anlayışının başka bir tezahürüdür (bu da bir nevi “yiğitliğe bok sürmemek” örneği olabilir mi?). Buradaki kritik nokta, çekilen acının ya da acı kaynağının “yok” sayılmaması, aksine “var” sayılarak ona karşı direnç gösterilmesidir, bu yüzden bu Stoacı direnç duyuşunu kiniklik olarak yorumlamak mümkün değildir.

Her konuda ortodoks bir Stoacı değilse de en nihayetinde Fortuna bahseinde tam bir Stoacı olan Seneca, Epistulae Morales 12.9’da  bu minvalde “vixi et quem dederat cursum fortuna peregi” der, “Talihin çizdiği rotadan geçtim ama hayatta kaldım.” Sonra ekler “Ille beatissimus est et securus sui possessor qui crastinum sine sollicitudine expectat” yani “Yarını kaygısızca bekleyen, hakim olup da kendine, kendini güvencede hisseden en mutlu kişi olur.”

Aşırı beklenti ya da belki de bizzat beklentinin kendisi “ekşi üzümler” düşüncesini itekleyebilir, beklenti içinde olmaya yatkın olduğumuz için beklentinin gerçekleşmemesi olasılığıyla ya da durumuyla karşılaştığımızda “beklenti içinde değilmişiz gibi” bir tavır takınmaya mecbur olabiliriz. Yiğitliğe bok sürmemek için önce yiğit olmak gerekir değil mi?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: