Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

(7) Bir Latinceden çevirememe örneği… (Betül hocanın Novum Organum’u)

Bir önceki yazının sonunda Betül Çotuksöken hocanın Bacon çevirisini işleyeceğimi söylemiştim. Çevrilen metin o yazıdakiyle aynı, yani Francis Bacon’ın Novum Organum‘u. Ancak özellikle de Ortaçağ felsefesi üzerinde çalışan Çotuksöken hoca Bacon’ın bu metnini tümden çevirmiş değil ya da çevirmişse de, yayınlamış değil. Hoca “Ortaçağ Yazıları” başlığını taşıyan ve adından da anlaşılacağı üzere içinde Ortaçağ ile ilgili bazı metinlerinin, söyleşilerinin ve çevirilerinin bulunduğu eserinde (bendeki baskısı: Kabalcı Yayınevi, Birinci basım, 1993) Novum Organum‘dan yaptığı kısa bir çeviriye de yer vermiş (s.53-55).

Çeviride Novum Organum‘un birinci kitabındaki 19., 39., 41., 42., 43. ve 44.  aforizmalar bulunuyor. Önceki yazıda işlediğim çeviride eserin başlığında yer alan “De… Regno hominis” ifadesinin Türkçeye “İnsan Âlemi üzerine” şeklinde çevrilmiş olmasının yanlış olduğunu, zira buradaki regnum isminin “krallık” anlamında olduğunu, dolayısıyla doğru çevirinin “İnsanın Krallığı Üzerine” olması gerektiğini söylemiştim. Çotuksöken hocamız ilgili başlığı şöyle çevirmiş: “Novum Organum. Doğanın Yorumlanması ve İnsanın Egemenliği Üzerine Deyişler”

“Egemenlik” kelimesini “Âlem” kelimesine tercih ederim regnum’un Türkçesi için, ancak yine de yaygın olarak benimsenmiş “Tanrı’nın Krallığı” kalıbının bozulmamasının daha iyi olabileceğini de söyleyebilirim.

Çevirinin içeriğine baktığımızda Latinceden yapılmadığını hemen anlıyoruz, Bacon’ın kendi dili olan İngilizceden de yapıldığını söyleyemeyiz, örnekleri görünce siz de anlayacaksınız, daha çok genel manayı vermeye çalışmış hoca. Bunu yaparken de büyük hatalar yapmış mı, bunu da apaçık şekilde anlayabileceğinizi düşünüyorum.

Hocanın çevirisinden vereceğim tek örnek -detayı bir incelemeyle- yeterli gelecektir sanıyorum:

XIX. Hakikatı ortaya koymada iki yol ya da yöntem vardır. Bunlardan biri duyumlardan ve tek tek olgulardan hareket ederek bir sıçrayışta en genel ilkelere yükselir; sonra sanki hiç sarsılmaz hakikatlermiş gibi bu ilkelere güvenerek, onlardan araç durumundaki belitleri elde eder ya da genel ilkeler hakkında karar vermek için, onları olgularla ilişki içerisine sokar; genellikle izlenen yol budur. Öteki yol da duyumlardan ve tek tek olgulardan hareket ederek; kademeli bir ilerleyişle, belli bir yavaşlıkla ve hiçbir kademeyi aşmadan, en sonunda en genel önermelere sadece ulaşabilir; bu son yöntem hakiki yöntemdir; ama henüz hiç kimse onun üzerinde çalışmamıştır.

Çotuksöken hoca idoller kısmını çevirmiş görüldüğü gibi. Yunancası εἴδωλον, Latincesi idolum olan ve Türkçeye genelde idol ya da put olarak çevrilen bu kavramı başka bir yazıda incelememiz gerektiğini düşünüyorum, zira bu kavram esasında “put” anlamına gelmemekle birlikte, bizim Türkçede idol dediğimiz şeye de pek uymamaktadır. Bunu inceleriz.

Çeviriye gelirsek,

a) XIX. kısmın Latincesinin ilk cümlesi şudur: “Duae viae sunt, atque esse possunt, ad inquirendam et inveniendam veritatem.” İlk İngilizcesi ise şudur: “There are and can be only two ways of searching into and discovering truth.” Hoca bu cümleyi “Hakikatı ortaya koymada iki yol ya da yöntem vardır” diye çevirmiş, oysa Bacon burada -bire bir Türkçeleştirirsem- “Hakikati araştırmanın ve keşfetmenin iki yolu vardır ve olabilir” diyor;

(1) yani hoca hakikate dönük iki eylemi [“araştırma ve keşfetme”] teke indirmiş [“ortaya koyma”].

(2) Dahası Bacon “iki yolu vardır…” (duae viae sunt) derken, hoca “iki yol ya da yöntem vardır” diyerek via terimini çiftlemiş, niçin?

(3) Bacon  “iki yol vardır ve olabilir…” derken, hoca “iki yol ya da yöntem vardır” diyerek “olabilirlik” durumunu es geçmiş.

Önceki yazıda ele aldığım Sema Önal çevirisinde bu ilk cümle İngilizcesinden şöyle çevrilmiş: “Ortada gerçeği araştırmanın ve keşfetmenin sadece iki yolu bulunmaktadır veya iki yolu olabilir.” (s.123) Açık ki, Önal çevirisi aslına öbür çeviriden daha uygun.

b) Hocanın ikinci cümlesinin çevirisinde de birtakım sorunlar var, ilgili kısmın Latincesini vereyim: “Altera a sensu et particularibus advolat ad axiomata maxime generalia, atque ex iis principiis eorumque immota veritate judicat et invenit axiomata media;…”

(1) Yukarıda da görülebileceği gibi, hoca çevirisinde “Bunlardan biri duyumlardan ve tek tek olgulardan hareket ederek bir sıçrayışta en genel ilkelere yükselir…” diyor, oysa Latincesinde;

(1.1) “bir sıçrayışta” vurgusu yok (maxime‘yi belki “bir sıçrayışta” olarak düşünmüş olabilir, oysa bu “ziyadesiyle” anlamındadır),

(1.2) ilk yöntemin duyumlardan ve tek tek olgulardan yükseldiği yer, hocanın dediği gibi “genel ilkeler” değil, “genel aksiyomlar”dır (generalia axiomata)

(2) Hoca devamında diyor ki “sonra sanki hiç sarsılmaz hakikatlermiş gibi bu ilkelere güvenerek, onlardan araç durumundaki belitleri elde eder ya da genel ilkeler hakkında karar vermek için, onları olgularla ilişki içerisine sokar;…” oysa Latincesinde -yöntemin ilkin sıçradığı- “bu aksiyomlardaki ilkelerden ve onların sabit hakikatinden” (ex iis principiis eorumque immota veritate) ikinci sıçrayışı yaptığı söyleniyor, dolayısıyla Latincesinde,

(2.1) “sanki hiç sarsılmaz hakikatlermiş gibi…” denmiyor.

(2.2) Dahası Bacon “… ex iis principiis eorumque immota veritate judicat et invenit axiomata media;” yani “bu ilkelerden ve onların sabit hakikatinden hareketle hüküm verir ve aracı aksiyomları keşfeder” derken, hoca bu kısmı şöyle -yukarıda da paylaştığım gibi- çeviriyor: “sonra sanki hiç sarsılmaz hakikatlermiş gibi bu ilkelere güvenerek, onlardan araç durumundaki belitleri elde eder ya da genel ilkeler hakkında karar vermek için, onları olgularla ilişki içerisine sokar;…” Hocanın bu bölümü yorumlayarak yeniden yazdığı aşikar, değil mi?

Bu çevirinin şu ana kadarki kısmında çok büyük bir problem var: Hocanın çevirisini baz alırsak, Bacon genel felsefe külliyatında Ortaçağ’a özgü doğa araştırması anlayışına getirdiği “kendi” eleştirileriyle çelişmiş oluyor. Esasında XIX. aforizma Bacon’ın Novum Organum‘da doğa araştırması için iki farklı yöntem olduğunu, bunlardan birinin geleneksel olarak kullanılmakla birlikte “yanlış”, diğerinin ise üzerinde pek çalışılmamakla birlikte “doğru” olduğunu söylüyor. Aforizmanın başındaki, yukarıda incelediğimiz ilk yöntem Bacon’ın karşı çıktığı, Aristoteles’ten beri gelen ve Skolastikler tarafından benimsenen geleneksel yöntemdir; ezcümle bu yönteme göre, duyumdan ve tek tek olgulardan hareketle ilkin aksiyomlar (Aksiyom / belit: “Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme”), daha sonra ilkeler bulunur. Bacon da zaten bunu söylüyor bu aforizmada -tekrarlıyorum-: “İlk yöntem duyumdan ve tek tek olgulardan ziyadesiyle genel aksiyomlara sıçrar.” Oysa hoca “(ilk yöntem)… en genel ilkelere yükselir” diye çeviriyor, yani Bacon’ın söylediğinin tersi.

Bu aforizmanın ikinci yöntemle ilgili olan kısmının çevirisi  biraz daha iyi olmakla birlikte yine asıl Latincesine -kelime eksikliği ya da fazlalığı şeklinde- uymayan bazı ufak tefek sorunlar içeriyor.

Her ne kadar tek örneğin yeterli olacağını söylemişsem de, diğer aforizmaların çevirilerinde de sorunlar olduğunu belirteyim. Örneğin hoca XXXIX. aforizmadaki “docendi gratia” ifadesini “kendimizi daha iyi anlamak için” diye çevirmiş ya da ben öyle düşünüyorum çünkü Latincesinde buna benzer hiçbir ifade yok (hoş bu da zorlama bir benzetme ya!). Bacon “Iis (docendi gratia) nomina imposuimus…” diyor, yani “(öğretme amacıyla) bu idollere isimler verdik”, hoca şöyle çeviriyor: “kendimizi daha iyi anlamak için aşağıda belirlenen şu dört adla onları birbirinden ayırmanın bir ödev olduğuna inanıyoruz.” Uzadıkça uzamış çeviri.

XLI . aforizmada da Bacon’ın demediği bir şey ona dedirtilmiş hoca tarafından: “Idola tribus sunt fundata in ipsa natura humana, atque in ipsa tribu seu gente hominum. Falso enim asseritur, sensum humanum esse mensuram rerum…” yani Türkçesiyle “Soy idolleri bizatihi insan doğasında ve hatta insanlık soyu ve ırkında bulunur. Nitekim yanlış bir şekilde, insan duyusunun şeylerin ölçüsü olduğu iddia edilmiştir.” Oysa hoca şöyle çevirmiş bu cümleyi: “Soy, ırk idollerinin kaynağı insanın kendi doğasıdır; bu, insan ırkına geçen kötü bir kalıttır, aileden gelen gerçek kötülüktür; çünkü hiçbir şey şu ilke kadar temelden yoksun değildir: ‘İnsan her şeyin ölçüsüdür.'” Buradaki temel sıkıntı “insan ırkına geçen kötü bir kalıttır” ifadesinin fazladan eklenmiş olması ve “yanlış bir şekilde… iddia edilmiştir” ana cümlesinin “… aileden gelen gerçek kötülüktür” şeklinde çevrilmesidir. Dahası Bacon’ın “yanlış” bulduğu şey “insan her şeyin ölçüsüdür” lafı da değil hocanın çevirdiğinin aksine; o “insan duyusunun şeylerin ölçüsü” (sensum humanum esse mensuram rerum) olmadığını söylüyor.

Diğer aforizmaların çevirisinde de yukarıdaki örneklere benzer sorunlar var. Ama daha fazla üzerinde durmaya gerek olduğunu düşünmüyorum. Sadece hatırlatmam gereken bir şey var, onu söyleyip bu yazıyı kapatayım:

Evvelce yine blogda (sanırım bu “Bir Latinceden çevirememe örneği…” serisindeki yazıda)  yazmıştım, benim bu tür “Latinceden çevirememe” örnekleri üzerinde durmamın temel nedeni nesnel olarak hatalara dikkat çekmek ve bu konuda Türkçe çevirilerin ne kadar sorunlu olduğunu göstermektir, asla buradaki örneklerin sahipleriyle kişisel problemim falan olamaz. Burada bilimsel ve eleştirel argümantasyonda safsata örneği olarak kabul edilen ad hominem‘e değil, nesnelliğin temel koşulu olan ad rem‘e güdümlü bir çaba içindeyim. Latincemim kusursuz olduğunu da iddia etmiyorum, aksine burada ele aldığım örnekler gibi kendi hatalarımı da örneklesem burdan Tiber’e yol olur; gerçekten de yaptığım çevirilere her bakışımda irili ufaklı hatalar görebiliyorum, bazen canımı sıksa da insanın kendi hatalarını görebilmesini bir ilerleme göstergesi sayıp içimi rahatlatabiliyorum, ben doktora yeterlilik ilk sınavında bile çuvallamış biriyim, nasıl çıkıp da “en çok bana soracaksınız, en çok bana… burada saksı gibi duruyorum, saksı değilim ben… bana saksı muamelesi yapamazsınız!” derim? Demiyorum elbette.

Birçok kitabını okuyup, kendisinden birçok şey öğrendiğim Betül hocaya selam, saksılardan bir demet!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: