C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

“Aliud est celare, aliud tacere!”

Çeşitli kaynaklarda “Saklamak başka, sessiz kalmak başkadır” şeklinde Türkçeleştirebileceğimiz bu cümlenin aforizma olarak Cicero’ya atfedildiğini görüyoruz, ancak cümle Cicero’nun De Officiis‘inin 3.12.52. bölümünde geçse de, Babylonialı Diogenes’in bir sözüdür. Bağlam ise evvelce yine blogda çeviri olarak paylaştığım (Cicero, De Officiis 3.8.36) ahlakî doğruluğun (honestas), yararlılıkla (utilitas) asla çelişmeyeceği fikridir. Cicero eserinin üçüncü kitabında yararlı olan ile ahlakî olan arasındaki bu ilişkiye sık vurgu yapar, bana göre bu vurgunun iki kaynağı vardır:

(a) Yaşadığı günün siyasî ve sosyal olaylarını düşünürsek, Cicero’nun, Caesar’ın ya da onu her-halükarda destekleyen büyük halk kitlesinin “yararı uğruna” Cumhuriyet’in ya da bizatihi devletin çöktüğüne olan inancı.

(b) Özellikle de Stoa felsefesinin etkisiyle, yeryüzünde şahit olunan bütün bireysel ve toplumsal olayların, -en üst iyiye (summum bonum) ya da akla (ratio) tekabül eden- “kozmik doğru/iyi”ye (universa rectitudo/bonitas) uyduğu ölçüde “iyi” ve “doğru” sayılabileceği anlayışı.

Cicero bu iki anlayıştan hareketle, yararlı görünüp de ahlakî olmayan bir şeyin sadece ahlakî olanla değil, aynı zamanda “gerçekten” yararlı olan ile çatıştığını vurgular. Dolayısıyla Cicero hem siyasî, hem de felsefî açıdan, Caesar döneminde ve sonrasında ayak seslerini duyduğu tek adam rejiminin “yararlı görünmekle” birlikte aslen ne doğru ne de yararlı olduğunu anlatmaya çalışır.

Başlıktaki ifade ise, yukarıda da söylediğim gibi, Babylonialı Diogenes’in bir sözüdür ve yine yukarıda açıkladığım Cicerocu zihniyetin açıklanması esnasında aktarılır. İfadenin geçtiği yeri Cicero’nun “Rodoslu tacir” örneği ile birlikte açıklayayım:

“İyi bir adam Rodos’ta yokluk ve kıtlıktan dolayı mısırın aşırı pahalı olduğu bir dönemde, İskenderiye’den büyük miktarda mısır alıp oraya getirsin. Bu arada başka bazı tacirlerin de İskenderiye’den yola çıktığını ve onların da aynı rotada olup gemilerinin mısır yüklü olduğunu görmüş olsun, bunu Rodoslulara söylesin mi, yoksa malını olabildiğince yüksek fiyata satabilmek için sessiz mi kalsın?” (De Officiis 3.12.50: si… vir bonus Alexandrea Rhodum magnum frumenti numerum advexerit in Rhodiorum inopia et fame summaque annonae caritate, si idem sciat complures mercatores Alexandrea solvisse navesque in cursu frumento onustas petentes Rhodum viderit, dicturusne sit id Rhodiis an silentio suum quam plurimo venditurus.)

Cicero’nun aktardığına göre, Stoacı Diogenes ile öğrencisi Antipater bu gibi konularla (örnekle) ilgili farklı bir görüşe sahiptir (3.12.51: in huius modi causis aliud Diogeni Babylonio videri solet… aliud Antipatro). Antipater satıcının bildiği her detayın, alıcı tarafından da bilinmesi gerektiğini düşünür, zira ona göre bir satıcının (aslında herbir bireyin) muhakkak toplum yararını savunması yani insanlara fayda sağlaması ve insanî birlikteliğe hizmet etmesi gerekir. (3.12.52: hominibus consulere debeas et servire humanae societati) Diogenes’in buna yanıtını Cicero’nun aktarımıyla sunayım:

Saklamak başka, sessiz kalmak başkadır, ben sana tanrıların doğasının ve tüm iyiliklerin nihaî hedefinin ne olduğundan ya da sana buğday fiyatından daha fazla yarar sağlayacak olan bilgilerden söz etmezsem, bu senden onları sakladığım anlamına gelmez, duyduğunda senin için yararlı olacak olan bir şeyi sana söylemek zorunda değilim.” (3.12.52: Aliud est celare, aliud tacere; neque ego nunc te celo, si tibi non dico, quae natura deorum sit, qui sit finis bonorum, quae tibi plus prodessent cognita quam tritici vilitas; sed non, quicquid tibi audire utile est, idem mihi dicere necesse est.)

İki filozof arasındaki tartışma metnin devamında da sürer, ben ise burada kesiyorum. Sadece şunu vurgulamalıyım: Cicero ahlakî olan ile yararlı olanın birlikteliğine sık vurgu yapar dedik, bu kabul onun birey ve toplum sorunlarının çözümünde kullanmak istediği felsefî anahtarlardan en önemlisidir, ona göre ahlakî doğruluk ile “gerçek” yararlılık adeta evli bir karı-koca uyumunu yaşar (3.12.50: utilitas… cum honestate coniungi), dolayısıyla Rodoslu tacir meselesinde / örneğinde Antipater’in toplum iyiliğini düşünen şeffaflık algısını benimsiyor görünür.

Diyebiliriz ki, Cicero için doğruyu söylemek siyasî ve ahlakî bir zorunluluktur, dolayısıyla belki her sabah uyandığında bunu söyleyerek güne başlıyordur  kimbilir: mihi dicere rectum civile et probe necesse est!

Reklamlar

2 comments on ““Aliud est celare, aliud tacere!”

  1. Geri bildirim: (5) Bir Latinceden çevirememe örneği… (Loeb’sel sıkıntı) « jimi the kewl resmi blog! (C. Cengiz Çevik)

  2. Geri bildirim: (5) Bir Latinceden çevirememe örneği… (Loeb’sel sıkıntı) « jimi the kewl resmi blog! (C. Cengiz Çevik)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: