Dr. C. Cengiz Çevik – Blog

KLASİK FİLOLOG

Category Archives: Latince üzerine

Causa finalis, Pelin Batu ve Barca

‘Şeyin aldığı son biçim‘ değildir causa finalis. (Yazıya böyle bir giriş yapıyor olmamın nedeni, yazıyı ilkin ekşi’deki bir entiriye cevap olarak yazmış olmamdır, bkz.) bu yüzden Barcelona da olamaz. nitekim … Okumaya devam et

21/05/2010 · Yorum bırakın

>apparens, ama kime?

> Fenomenal hatice: Apparens Yunancadaki phaenomenon ya da phenomenon‘un Latincesi olmakla birlikte Türkçede zaten “fenomen” şeklinde adlandırabildiğimiz şeye bir de üstüne “görüngü” diyebilmiş olmamızı da şahsım adına makul kılar. Gayet … Okumaya devam et

11/05/2010 · Yorum bırakın

>Progressive

> İleri doğru, öne doğru hep bir fazla, hep bir öteye taşma telâşını gösteren bir sıfat olarak karşımıza çıkmasının nedeni pro– önekinin adım, hamle gibi anlamlara gelen gressus‘a eklemlenmiş olmasıdır. … Okumaya devam et

08/05/2010 · Yorum bırakın

>Gölgesini dikerken göğe…

> Ne kadar da güvenilmez ay boyunca, lanet ışığı altında,  Gölgesini dikerken göğe, Iuppiter, yol ağaçların arasında,  Gece de, yüklüyorken karanlık rengini her bir şeye.   Vergilius, Aeneis VI.270-272 Çev. C. … Okumaya devam et

06/05/2010 · Yorum bırakın

>Mortuus

> Mortuus aslında ölüm değil, ölü. Aslında diyerek aslındalık yaratmak istemiyorum, pelesenk oldu mu gitmez çünkü. Sahi ben konuyu tam kavrayamadım, John Locke’un babası niye kötürüm olmuş? Uçaktan mı düşmüşler? … Okumaya devam et

06/05/2010 · Yorum bırakın

>Robert Burton… ama Latincesi yakıyor!

> Kendisini İngiliz Atina’sında görüp Democritus’un bir küçüğü olarak değerlendiren Robert Burton şöyle diyordu: “Ben yoksul değilim, ben varlıklı da değilim; nihil est, nihil deest, ben azım, hiçbir şey de … Okumaya devam et

05/05/2010 · Yorum bırakın

Quos tulit!

    “Quos tulit ad scenam ventoso gloria curru, Magnum opus aggressis eadem det gloria vires.” * “Şöhret kimleri rüzgârlı bir arabayla taşımışsa sahneye, Yine o şöhret güç vermeli büyük … Okumaya devam et

05/05/2010 · Yorum bırakın

Facultas fingendi

  “Betimleme yetisi” veya “tahayyül yetisi” olarak çevirebileceğimiz bu şey, öyle bir şey ki, estetik kuramcısı Baumgarten bunun kişinin phantasia‘sına (fantezi, tahayyül) atfedilmesi durumunda, sanatsal işleyen kafadaki phantasia ihtiyacının iki … Okumaya devam et

04/05/2010 · Yorum bırakın

>Aesthetica naturalis connata

> Aeshetica’sı ve Metaphysica’sıyla birlikte estetiği felsefî anlamda kuramlaştıran deha Baumgarten‘ın (1714-1762 arasında yaşadı, kısa yaşamına değinmiş miydim bunun? Pardon, o Regiomontanus’tu) ars‘tan yani sanat’tan anladığı şey ile bizim bugün … Okumaya devam et

02/05/2010 · Yorum bırakın

Sive

Farklı amaçlarla araya serpiştirilebiliyor ama söylenene göre can sıkıntısından da olabiliyor. “Eğer“leşerek ‘ayırıcı şart kipi’ şeyi de (disjunctive conditional particle) olabilir, tekrar tekrar kullanılarak bir vurgu, bir vargı, bir yargı, … Okumaya devam et

29/04/2010 · Yorum bırakın