Newtoncu ebedîlik…
“Deus summus est ens aeternum, infinitum absolute perfectum: sed ens utcunque perfectum sine dominio non est dominus deus. Dicimus enim deus meus, deus vester, deus Israelis, deus deorum, & … Okumaya devam et
Tarihsel Materyalizm
Tarihsel determinizm şemsiyesi altında ıslanıp hasta olmaktan, böhğür böhğür öksürmekten, o tatlı bademciklerin şişmesinden, ateşlenmekten, geceleyin bedenin alt tarafı üşümekten titrerken yastığın soğuk yanını arayarak bedenin cayır cayır yanan boyun … Okumaya devam et
İnternet: Tekinsiz Arka Sokak
İnternete biçilen donun çok yönlü olduğunu ve farklı açılardan farklı şekillerde yorumlanabileceğini düşünüyorum, bana kalırsa yerleşik iktidarların türdeşleştirme çabalarına karşı, doğası gereği çok-sesliliğinden ve ele avuca sığmazlığından ötürü teslime … Okumaya devam et
Lupercalia: Bir Şubat Bayramı
Her şeyden önce, sevgili romalılar ve bu toprağın güzide insanları, hepinizin lupercalia bayramını en içten dileklerimle kutlar, küslerin barıştığı, küs olmayanların daha da kaynaştığı ve sevgi dolu olduğu bu bayramın … Okumaya devam et
Dualizm
Aslında dualizmi betimlerken “rüya görürken, kendinizi hem dışarıdan izliyor hem de birinci şahıstan rüyayı deneyimliyorsanız ne olduğunu anlayabileceğiniz şey” demek uygun değildir [bkz.], zira dualizm / ikicilik -ilk ve genişletilmiş … Okumaya devam et
Kısaca Stoa ve Hıristiyanlıkta Ordo Rerum (Nesnelerin Düzeni)
“Nesnelerin düzeni” olarak çevirebileceğimiz ordo rerum tamlaması, Seneca tarafından çoğu kere natura‘nın yani doğa’nın karşılığı olarak düşünülmüştür. Natura da, özü itibariyle Deus‘la yani Tanrı’yla eşitlendiğinden, nesnelerin düzeni de, Stoacı Seneca’nın zihninde tanrısal yapıyı işaret eder. Örneğin … Okumaya devam et
Kadınsı Gladyatör
Maalesef batının ahlaksızlığını alan eski Roma devletinin ve toplumunun ne denli yozlaşmış olduğunu gösteren bir vesikadır kadınsı gladyatörlerin (kadın gladyatörlerden farklı elbette, –sı diyoruz, –sı) varlığı, yazık kere yazık, özünden … Okumaya devam et
Latincede bela okuma ve yaradana sığınma!
Edward C. Echols’ün The American Scholar’da yayınlanan “Sacra ac Profana The Art of Swearing in Latin” başlıklı çalışması pek ilgimi çekti. Başlığından da anlaşılabileceği gibi, yazının konusu “Latincede İlenme / … Okumaya devam et
Pozitivizme Karşı Popper’ın Klytaimnestra’sı
Popper’ın Klytaimnestra’sı! Bilen bilir, bilmeyen de, lüzumu yok bilmesin, Yunan mitolojisinden en beğendiğim hatun Klytaimnestra’dır. Kızı Iphigeneia’yı Troya zaferi uğruna tanrılara kurban etmeye kalkan kocası Agamemnon’a bilenip, Troya’dan dönüşte ona … Okumaya devam et
Locke’tan Hareketle Liberal(izm): Beatrice’i Arayış!
Locke’un Beatrice’i! “Hayata gözlerimi açar açmaz kendimi içinde bulduğum fırtına halen devam etmektedir.“[1] Yukarıda alıntıladığım sözün sahibi olan John Locke’un şahsında liberal(izm) tespitine gerek yok, o böyle bir arayışta sadece … Okumaya devam et