C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Lupercalia: Bir Şubat Bayramı

Her şeyden önce, sevgili romalılar ve bu toprağın güzide insanları, hepinizin lupercalia bayramını en içten dileklerimle kutlar, küslerin barıştığı, küs olmayanların daha da kaynaştığı ve sevgi dolu olduğu bu bayramın tüm ulusumuza huzur getirmesini baş-tanrı Iuppiter’den niyaz ederim.

Bildiğiniz gibi, Romalıların, erken dönem / ilk Julian takvimine göre ilk ay olan Şubat’ın 15’i ile 21’i arasında kutladıkları bir bayram Lupercalia, çocukların bayramlık kıyafetleriyle şen olduğu, büyüklerin elinden öptüğü, eli öpülenlerden pinti olanların mendil, cömert olanların ise para verdiği bu güzide bayramımızda, inanıldığına göre, vahşi doğayı sembolize eden ruhlar, her günkü düzenimize ve dünyamıza akın eder.
Palatium Tepesi
D. P. Harmon’ın da bildirdiği gibi, eskiçağ yazarları, lupercalia’nın bir arınma riti olduğunu yazmıştır. Luperci adı verilen rahipler (Varro bunlara “greges humanae” yani “insan sürüsü” diyor), Lupercalia boyunca, Roma’daki, en eski yerleşim mekanı olan Palatium Tepesi’ni tavaf ederdi. Keçi / teke derisi giyip (Ovidius’un ve Plutarchus’un kayıtlarında da geçtiğince, cinctus ya da Yunancasıyla perizoma), yol boyunca karşılaştıkları kişilere yine keçi derisinden yapılmış sırımlarla vururlardı.[1] “Tam anlamıyla barbarlık!” demeyin, anakronizme saplanmayın, zira bugünün feysbuk nesline şaşılası gelse de, hiçbir rit gökten zembille inmediğinden, geçmişin onu o kılan yaşamı bir bütün olarak duyma ve anlama çabasına dayanan derin hukuku aslında insanlığın ortak mirasıdır, bugünün feysbuk beğenileri ve paylaşımları da, yüzyıllar sonra yaşayacak olan tohumlarımızın tohumlarına saçma gelmeyecek mi sanıyorsunuz? Ben feysbuk paylaşımlarını da bütün olarak yaşamı manalandırma gayretinin bir parçası olarak görüyorum. Her neyse.
Lupercalia‘da Luperci‘nin yani rahiplerin sırımla dövdüğü kişilerin bereketinin artacağına inanılmıştır. Dünyaya pratik pragmatizmi temel alarak bakan Romalılar için kendileriyle tanrılar arasında kurulan köprü tümüyle alış-veriş mantığını işletir. Romalılar buna, “do ut des” yani “vermen için veriyorum” diyor, tanrılara tapmak ve ritüelleri yerine getirmek, aslında Romalıların onlardan fayda sağlaması amacını taşır. Ne kadar çok verirsen (“inanırsan” hatta), o kadar çok alırsın! Bu mantık, Romalıların, neden ve nasıl imperium (egemenlik) alanını genişlettiğini de açıklıyor. Romalılar, en nihayetinde, idare hukukunu gözeterek ve önemle yapılandırarak, insana ilişkin her şeyin temelini insanın faydasında görmüş ve böylece Yunan’ın irili-ufaklı kent toplumlarında oluşmayan büyük ölçekli idare anlayışını geliştirerek dünyanın başını Roma olarak belirlemiştir (caput mundi), çünkü dünya aynı zamanda insanı simgeler, başka deyişle, temel olan insandır, her yolun Roma’ya çıkmasından kasıt, aslında tanrılara ibadette bile, her yolun insana ve onun faydasına çıktığıdır.
Lupercalia bayramındaki fayda arayışı da aynı anlamı taşıyor. Luperci, Palatium çevresindeki kadınları da kırbaçlıyordu doğum bereketi artsın diye. Zira inanılan, bu dönemde ölülerin ruhlarının, yaşayan her şeye zarar verdiğiydi.[2] Peki, zarar nasıl verilir? Elbette ki, Romalıların dinî zihninde canlandığınca, bereketin kesilmesi yoluyla… Bu zarardan, insanları korumak için rahipler, yukarıda da aktardığım gibi, karşılarına çıkan herkesi ama özellikle de bereketli doğumdan nasibini alması gereken kadınları kırbaçlıyordu. Bazı yazarlar, sadece kadınların kırbaçlandığını söylese de, genel kanı, Palatium etrafındaki herkesin “arınma” amacıyla kırbaçlandığıdır.
Bakın, lupercus nasıl da değnekliyor kadını.
Lupercalia bayramının bir tür “arınma bayramı” olmasının nedenini bu şekilde açıklayabiliriz. Yaşamsal olanı, yani toplumun bereket mantığına güdümlü zihnini, geçmişin kötülüklerinden arındırmak istiyorlardı. Bu ulvî amaç için kendilerine, en eski yerleşim bölgesi olan Palatium Tepesi’ni seçmiş olmaları da, kötülüğün “bizzat” kaynağına ulaşma arzusuyla açıklanabilir. Bir nevi “şeytan taşlama” ayinidir bu kırbaçlama ayini! Kötülüğün bizzat kaynağına gidip, arındırma yoluyla, toplumu her defasında (Şubat ayında), dijital aygıtı şarj eder gibi şarj etmek, rahatlatmak, gazını almak! Augustus’un aşırı önem verdiği Lupercalia bayramı, onun nezdinde arınma fikrine dayalı olarak gençlerin ahlakî gelişimini sağlayan bir unsurdu.[3] 
Roma’nın arkaik dinî takviminde ise Lupercalia yeni yıl için hazırlık anlamını taşırdı. Bu hazırlığın ardındaki asıl amaç ise, Luperci rahiplerinin yine doğanın vahşi elementlerini, medenî dünyadan uzaklaştırmaktı.[4]
Büyük üstadımız Cicero ise Lupercalia ritüelini ve düşüncesini “tam anlamıyla kırsal, işlenmemiş / kültürsüz ve vahşi lupercus‘ların yabanıl birlikteliği”ne (“fera quaedam sodalitas et plane pastoricia atque agrestis germanorum lupercorum“) yormuş, ona göre, eskiden insanların bu ritüeli yerine getirmek için toplanışı ormancıl (“coitio silvestris“) hüviyette olup “insanlık ve yasalar” düzeninden öncesine (“ante est instituta quam humanitas atque leges“) özgüdür.[5] Humanitas‘ın yani insancıllığın kavram babası olan Cicero, eğer Lupercalia‘yı “insanlık ve yasalar öncesi” geçerli olan kültürle ilişkilendiriyorsa, bu durumda Lupercalia, Cicero’nun nezdinde medeniyet-dışı olur. Artık “leges” yani yasalar, bereket için sırımla dövülmeyi gerektirmemelidir onca, yani Cicero, Lupercalia bayramıyla kötülükleri medeniyetten uzak tutmaya çabalayan geleneğin kendisini medeniyetten uzak tutuyordu. İşte Cicero, işte anti-lupercalizm!
Peki, Lupercalia adı nereden geliyor? Terimin temelinde, Roma’nın kurucusu Romulus ile Remus’u emzirdiği için önem kazanan kurdun Latince karşılığı olan “lupus” ismi bulunuyor. Daha sonra “lupus” isminden türemiş olan Lupercus ismi, sürüleri kurtlardan koruduğuna inanılan Likya Pan’ına verilmiş olup, bu tanrıya ilişkin ritlerde görev alan sığırtmaçlara “Likya rahibi” anlamında Luperci denmiştir, bu kişilere Lupercalia bayramının organizatörleri olarak bakabiliriz. İlkin Fabiani ve Quintiliani soyundan gelen Luperci rahipleri, daha sonradan Caesar’ın onuruna, Iuliani soyundan da gelir olmuş ve yine ilkin sığırtmaçlar arasından seçilmelerine rağmen, zaman içinde bahsi geçen soylu ailelerin gençleri arasından seçilmişlerdir.
Gerisi size kalmış. Bu soğuk ama güzel Şubat gününe yakışacak ölçüde kutlayabilirsiniz Lupercalia bayramını, dilerseniz, Cicerocu bir duyuşla medenîliğinizi ve insanlığınızı göstermek adına bu bayramla ilgili hakaretamiz ifadeler kullanabilirsiniz. Susma hakkına da sahipsiniz.
Notlar:
1. D. P. Harmon, “The Lupercalia”, Gods, Goddesses, and Mythology, vol. 4, Ed. by C. Scott Littleton, Marshall Cavendish, 2005, s.500.
2. D. P. Harmon, a.e.
3. T. P. Wiseman, Remus: A Roman Myth, Cambridge University Press, 1995, s.82-83.
4. D. P. Harmon, a.g.e.
5. Cicero, Pro Ceolio 11.
6. C. T. Lewis, A Latin Dictionary; Founded on Andrews’ Edition of Freund’s Latin Dictionary (Trustees of Tufts University, Oxford), “Lupercus” maddesi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 18/02/2011 by in Felsefe - bilim, Genel, Latince üzerine and tagged , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: