C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Kadınsı Gladyatör

Maalesef batının ahlaksızlığını alan eski Roma devletinin ve toplumunun ne denli yozlaşmış olduğunu gösteren bir vesikadır kadınsı gladyatörlerin (kadın gladyatörlerden farklı elbette, – diyoruz, –) varlığı, yazık kere yazık, özünden kopmuş olmanın neden olduğu kalp kırgınlığı, çok üzücü çok, entiriye nasıl devam edebileceğimi bilmiyorum. Ama devam etmek zorundayım, birisinin bu rezillikten söz etmesi gerek.

Seneca İ.S. 1. yy.’da Roma’daki felsefe faaliyetlerine olan ilgisizlikten yakınırken “Philosophiae nulla cura est” der, yani “felsefe kimsenin umurunda değil” ve gerekçeleri açıklarken aynı zamanda dönemin Roma’sının kısmen de olsa resmini çizer. Yazdıklarına bakılırsa, Romalı erkekler kadınsılaşarak süslenmeye ve aklığa paklığa önem gösterir, evli kadınların bile giymeyeceği türden “herkesin kadını” (kısaltılmış hali: fahişe) kıyafetlerindeki renkleri tercih eder olmuştur. Seneca Naturales Quaestiones adlı eserinin bu konuyu işlediği yerinde “non ambulamus, sed incedimus” der, yani “yürümüyoruz da sanki kırıtıyoruz“.

Ona göre Romalıların (“Romalı erkeklerin” elbette) felsefeden ve güzel sanatlardan uzaklaşmasının sebebi gösterişin (luxuria), cinsî sapkınlığın (impudicitia), zevklerdeki bozulma ve çürümüşlüğün (deliciarum dissolutio et tabes) onları esir alması ve az evvel bahsettiğim türden “hastalık“lara yakalanmasıdır. Öyle bir hastalıktır ki “kadınsılık“, Romalı erkeklerin kimisi penisini keserken (alius genitalia excidit), kimisi de gladyatör okulunun ahlaksız kısmına kaçmakta (alius in obscoenam partem ludi fugit) ve orada ölüme kiralandığında rezilce bir kıyafet giymektedir / donanmaktadır (locatus ad mortem, infamiae armatur).

Seneca’nın bu yakınmasından bu başlığa spekülatif malzeme çıkıyor. Zira Roma’daki gladyatör okullarında / oyunlarında bulunan erkeklerden kadınsı olanlar ile olmayanların ayrı tutulmakla birlikte ayrı bir muamele gördüğünü anlıyoruz, buna göre, iki grup arasındaki en temel farklılık giydikleri kıyafetlerdedir. Seneca’nın Roma’daki güzel görünmekten başka derdi olmayan “kadınsı” erkeklerden şikayet ederken arenadaki “kadınsı gladyatörleri” anımsaması şaşırtıcı değil, ona göre, gladyatörlük “zaten” rezilce bir “ölüm oyunu“yken, üstüne bir de erkeğin erkekliğinden vazgeçerek “kadınsı gladyatör“lüğü kabul etmiş olması katmerli rezilliktir. Seneca’nın açısından Roma’nın felsefesizliğinin (philosophiae nulla cura) “kadınsılık“la yani “erilliğin yitimiyle” açıklanmış olmasını seksizme güdümlü dedektörlerimiz elbette kaçırmıyor ancak yeri burası değil, belki başka bir entiride, anakronizmin suyundan içmesi tatlı olan dipsiz kuyusuna düşmeden değiniriz bu konuya.

By CesarOff
Bu konudaki daha kapsamlı ve seçik bir aktarım ise Roma’nın satirik şairi Iuvenalis’tinkidir. Şair Satirae 2.143-148’de Gracchus adında bir soylunun dövüşmek için arenaya girdiğini ve Seneca’nın şikayet ettiği türden rezillikler sergilediğini anlatır. Michael Carter’ın “(Un)dressed to Kill: Viewing the Retiarius” başlıklı makalesi (Roman Dress and the Fabrics of Roman Culture, ed. by J. C. Edmondson – A. Keith, University of Toronto Press, 2008, s.113-135) bize bu “kadınsı gladyatör” hakkında kapsamlı bilgi verir. Makalede de irdelendiğince, çağının her türlü “kadınsı“lığını yansıtan Gracchus arenaya çıkıyor, Carter’a göre, Iuvenalis’in Roma’nın ahlaksızlığını yazan keskin kalemi için tam bir “poster boy“dur Gracchus, yani “kusursuz bir örnek“tir. Zira gladyatörlüğü dışında, mesleği tellal olan bir erkekle evlidir ve bu evlilikte pasif roldedir, başka deyişle gracchus “kadınsı” gladyatör kıyafetleri içinde arenada bir “kadınsı erkek“tir ama evde rolüyle, hali ve tavrıyla bir “kadın“dır, “kadınsı” değil. Hatta çeyiz ödemiş evlenirken ve gerdek gecesinde kadınların giydiği türden gelin şalı ve geceliği giymiş; Iuvenalis’in 2.117-126’da anlattığına göre, düğün yemeği esnasında / masada kocasının kucağına yatmış. Iuvenalis’in detaya girip, onu büyük bir bozulam örneği olarak sunmasının nedeni, Gracchus’un aynı zamanda Salii yani Mars rahipleri grubunun bir üyesi ve soylu olmasıdır. “Soylular ve rahipler de böyle yaparsa, sokaktaki adam ne yapsın” demiyor tabi Iuvenalis, onu ben diyorum. Iuvenalis’in dediği, “Daha çok korkabilir misin, daha büyük bir kıyamet belirtisi bulabilir misin bundan?” Iuvenalis’in şiirinin beni daha da etkileyen kısmı, Mars rahibinin “kadınsı“lığını / ahlâksızlığını bizzat Mars’a şikayet etmesidir, bunu senelerdir çok duygusal bir tepki olarak görürüm, bana göre, animist ve pagan Romalının tanrılarla olan “senli benli” samimiyetinin en yetkin göstergesidir bu, şöyle der Iuvenalis:

Ey kentimizin babası, nereden bulaştı Latin çobanlarına böyle büyük bir günah? Nereden musallat oldu, ey Gravidus, bu şehvet düşkünlüğü torunlarına?

Tanrı’ya onun uzaktan torunu olduğunu bilerek, onu adeta ruhunda cisimleştirerek soyutlaştırırsan, akan kanın gibi bir hakikat olarak bellersen, ruhlaştırma / zihinleştirme eylemini bizzat dedenin yani kentin korucusu olan Tanrı’nın üzerinde gerçekleştirirsen, böyle yakınırsın. Kaçınılmaz olan bu.
Iuvenalis’in “kadınsı gladyatör” Gracchus üzerinde durmuş olmasının nedeni, bu muhteremin, doğal olanın yani haşmetli roma adetlerinin bozulduğunu örneklemesidir. Bozulma öncesi durumla alakalı olarak Iuvenalis, kadınların gladyatörlere olan tutkusundan bahsediyor, bu, günümüzde mankenlere ya da sporculara duyulan tutkuyu andırıyor. Iuvenalis diyor ki, “ferrum est quod amant” (6.112) yani “kadınların sevdiği (gladyatörlerin elindeki) kılıç“, oysa Gracchus’ta öne çıkan tümüyle erkekliğin yitimidir, o erkeklik ki, Roma’nın kent kurucusu ve koruyucusu olacak ölçüde en temel tanrısının “savaş tanrısı” olmasıyla da sağlaması yapılabilir bir değerdir. Çünkü bu kent, her daim övülesi olan “mos maiorum“un yani “ataların adeti” üzerinde inşa edilmiştir, ataların adeti de en basit şekilde dile getirmek gerekirse, içinde cesareti barındıran bilek gücüne (virtus) ve sadakat duygusuna (pietas) dayanır, bu yüzden ortalama Romalı için, yoğun savaş dönemleri ve imparatorluğun çökme emareleri gösterdiği dönem dışında, agricola-miles‘lik yani “erkeksi” çiftçi-asker’lik en yüce erdemdir, çünkü barış zamanında agricola / çiftçi bilek gücüyle üretime doğrudan katılıyor ve kentin ekonomik / sosyal açıdan bekasını sağlıyorken, savaş zamanında miles / asker yine bilek gücüyle ülkesini savunuyor.

Hal böyle olunca, bilek gücünün yani erkekliğin yitimi, Roma’yı Roma yapan en büyük virtus‘un, Stoa terminolojisiyle söylersek, summum bonum‘un yani en yüce iyi‘nin yitirilmesi demektir, bu yüzden Seneca ve Iuvenalis gibi özünde bozulmadan şikayetçi ve ahlâkçı olan romalılar için “kadınsı gladyatör“lük rezillikten başka bir şey değildir.
Konudan sıkıldığım için alelacele toparladım, typo‘lar denizi oluşmamıştır umarım.
Reklamlar

One comment on “Kadınsı Gladyatör

  1. Anonymous
    06/02/2011

    >ilk resim bombaymış ya :))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: