C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

İnternet: Tekinsiz Arka Sokak

 

İnternete biçilen donun çok yönlü olduğunu ve farklı açılardan farklı şekillerde yorumlanabileceğini düşünüyorum, bana kalırsa yerleşik iktidarların türdeşleştirme çabalarına karşı, doğası gereği çok-sesliliğinden ve ele avuca sığmazlığından ötürü teslime direnen büyük ve yeknesak bir kaleden ziyade, tekin olmayan, her an her şeyin yaşanabileceği bir arka-sokağı andırıyor internet. Çünkü aynı internet, aynı zamanda, kendisine direnç gösterilen ya da savaşılan iktidarın aygıtı da olabilir. İktidarın türdeşleştirme çabası gibi, iktidar karşıtlarının türdeşleştirme çabasına karşı da, tekin olmayan bir arka-sokaktır, mini etekle ya da kabarık cüzdanla girmenizi tavsiye etmem.

Başka deyişle internet bir güçtür ama tek bir tarafın (ki bakıldığında -en az- iki değil, sayısız taraf ve mecra var) sahip olabileceği bir güç değildir. Foucault’nun diliyle söylersek, güç (“internetin gücü” diyelim) aktörler arasındaki bir ilişkidir ve kısmen kullanılan teknolojiler tarafından düzenlenir.[1]

Bu teknolojiler, internetin içindeki sosyal ağlar, forumlar, sözlükler vs. şeklinde kendilerini gösteriyor. Bütün bu ağlardan yayılan bilginin ve iletişimin gücü asla sabit ve tek-yönlü değil, böyle kalmaya muktedir değil, değişime ve gelişime açık olmakla birlikte, bilginin yarar ve zarar (olumlu ve olumsuz) skalasında nereye denk düştüğünü belirleyebilmek güçtür.

Genel basın susarken, Monica olayını açık eden Matt Drudge isimli bir internet adamı, Bill Clinton’ın siyasî yaşamını bir gecede sarsmış ve sonradan anlaşıldığı üzere “bitirmiş”ti.

Türk internet camiasında ise son hatırladığımız, internette yayınlanan Baykal’ın seks kasedinin, onun siyasî yaşamını bitirdiğidir. Ya da wikileaks‘i düşünelim, o da kumdan ya da çelikten kaleleri sarsarken, sosyal ağlar kimilerince “devrim” denilen toplaşmaların merkezi olabiliyor. Ancak internetin salt yerleşik iktidar karşıtlarınca efektif / etkili bir şekilde kullanılabileceğine ilişkin yargı yetersizdir, “yerleşik iktidar” kendisine karşı çıkanlardan daha az mı, interneti enformatif ya da dezenformatif yollarla kullanmaktan acizdir, hele ki sansür gibi zor durumlarda kullanabileceği bir silahı “her daim” elinin altında dururken.

Jos de Mul, “kolektif zekâmızın tanınan özgürlüğü mümkün olan en iyi şekilde kullanacağını umut etmekten başka çaremiz yok” diyor,[2] belki yeteri kadar özgürlükçü olmalarıyla tanınanlar bile, özgürlüğü korumak adına internete önemli yasaklar ve sınırlamalar getirme fikrini savunabilir bir gün, zira Jos de Mul’un tek çaresi olan umut, böylesine kimliksiz, anonim kalabalıkların ortasında, ne zaman ne olacağı belli olmayan karanlık arka-sokaklarda bir anlam taşımıyor, hele ki o sokaklar “görünmeyen” yerleşik iktidarın, “yerleşik iktidara karşıtmış” gibi görünerek hakim olduğu sokaklarsa.

Kimin kim, neyin ne olduğunun anlaşılamadığı bir ortamda, iktidarın tahakkümcü zihniyeti, türdeşleştirme çabası püskürtülebilir ama püskürtmenin doğası da bizi, eylemcilerine güvenmekten alıkoyar. Çünkü internetin “çok-sesliliğini övdüğümüz ölçüde” bir sahibi, bir yeri, bir yönelimi ve bir tarzı yok. Antropolog Plessner’in “merkez-dışı kalmış insanın, aynı zamanda başka bir merkezin içinde olduğu” prensibini düşünürsek, internet insanları da hem “çok-merkezli hem de çoklu-merkezdışı“dır.

Bu yazıyı okuyabiliyorsanız, siz de ucundan kıyısından internete bulaşmışsınız demektir, o halde kendinize ve etrafınızdaki diğer internet insanlarına bakın, sadece mailine bakmak için internete girenlerde bile bir tür [internette] yersizlik, yurtsuzluk göreceksiniz, çünkü email sistemi de dahil olmak üzere, hiçbiri bizim özgül karakterimize ait değil, bakıyoruz çıkıyoruz, yazıyoruz çıkıyoruz ya da bunları yapmıyoruz, feysbukta hatun fotoğraflarına bakıyor ya da bakmıyoruz, her şey bir tıkla, tek başımıza halledebileceğimiz bir şey olarak görünüyor. Xhamster’la da günü öldürebiliriz, ekşi’yle de.

Öylesine yersiz, yurtsuzluk hakim ki internet insanlarına, belli bir merkeze ait olmamanın verdiği, yapabilirliğe özgü derin özgürlük hissi, insanı, bedenen değilse bile (mastürbasyon yapıyorsa, aynı zamanda “bedenen”), zihnen, karanlık arka sokağın tekin olmayan bir tipine dönüştürebilir, monitöre gözlerini dikerek yoğunlaşan insanlardan bahsediyoruz neticede! Plessner radikalleşmiş yersiz yurtsuzluğu betimlerken kullandığı “kültürün alanına giren her şey insan yaratısına bağımlıdır ama insanın yarattıkları insanın kendisinden bağımsızdır[3] ifadesi tam da insan ürünü olan internet kültürünün ve aygıtlarının (hatta insanın kendi emaili, blogu, tivit ve feysbuk profili vs.) insandan ne denli kopuk olduğunu göstermekte.

Neticede internet insana seslenen ve insandan beslenen bir kültür olduğu için her zaman türdeşliği yadsıyan bir alevi içinde barındıracak, ancak hiçbir zaman “kendinde” yerleşik iktidar karşıtı bir mekanizma olmayacak. Foucault’nun “kısmen sahip olunan ve el değiştiren -hareketli- güç” kavramı, sanki, internetin gücü için dile getirilmiş. İnternetin gücü, tıpkı bilginin kendisi gibi, avuçtan kayan keskin bıçak, batırılmaya çalışılandan ziyade batırana batması “daha” olası. İşbu sebeplerle, ben, internet fenomenini tanımlarken, “iktidar ve karşıtı” noktasından ziyade, ondaki “enformasyonun kayganlığı ve kısmîliği” noktasından hareketlenmeyi makul buluyorum. Zira Monica’nın ıslak dudaklarını öne çıkaranın şimdi ne halde olduğunu bilmiyoruz.

Şeyler

1. M. Foucault, “The Subject and Power”, Michel Foucault. Beyond Hermeneutics and Structuralism, Ed. by H. L. Dreyfus – P. Rabinow, Chicago, 1982, s.208-216.
2. Jos de Mul, Siberuzayda Macera Dolu Bir Yolculuk, Çev. A. Özdamar, Kitap Yayınevi, 2008, s.65.
3. Plessner, Die stufen des organischen und der mensch. Einleitung in die philosophische anthropologie, s.397.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: