Dr. C. Cengiz Çevik – Blog

KLASİK FİLOLOG

Category Archives: Felsefe – bilim

(1) Tiranın hak ettiği ceza üzerine (Aquinas, De Regno 12.86-91)

Thomas Aquinas, De Regno 12.86 (86) (stabilitas potestatis, divitiae, honor et fama)… indebite adipiscenda declinat in tyrannidem princeps. Nullus enim a iustitia declinat nisi cupiditate alicuius commodi tractus. (87) Privatur … Okumaya devam et

29/08/2015 · Yorum bırakın

Mariana, De Rege et Regis Institutione 1.6’dan çeviri

Buna tiranın vahşi, cüsseli bir hayvana benzediğini de ekleyebilirsin, elinden geldiğince her yanı kaplar, mahveder, yakar, dişleri, tırnakları ve boynuzuyla acı dolu katliamlara neden olur. Böyle bir durumda birisi kendi … Okumaya devam et

17/07/2015 · Yorum bırakın

Posidonius’un Roma hakimiyetine bakışı üzerine

Evvelce blogda Stoacı Panaetius’un Roma’da nasıl Romalılardan çok Romalı olduğundan birçok defa (örneğin Ey Romalılar, Stoacı Panaetius ne etti size? başlıklı yazıda) bahsetmiştim, esasında bu konu Roma’nın res publica (kısmen … Okumaya devam et

09/07/2015 · Yorum bırakın

Philosophia ancilla theologiae’dan hareketle kısa bir değerlendirme

Dün gece Twitter’da “Philosophia ancilla theologiae” meselesi açılınca üzerinde biraz durayım istedim, zira bu konuda iki kavramın bilhassa açıklanması/bilinmesi gerektiğini düşündüm. Philosophia ancilla theologiae yani “felsefe teolojinin hizmetçisidir” sözü ilkin … Okumaya devam et

02/07/2015 · Yorum bırakın

Epikuros, Κυρίαι Δόξαι (Temel Görüşler) Çevirisi (C. Cengiz Çevik)

Diogenes Laertios ünlü filozofların yaşamlarını ve fikirlerini ele aldığı eserinde hazcı öğretinin kurucusu olan Epikuros’un birçok kitap yazdığını söyler, ancak bu kitapların çok ama çok büyük bir bölümü günümüze ulaşmamıştır. Roma … Okumaya devam et

02/07/2015 · Yorum bırakın

Amafinius Roma’daki ilk Epicurusçu muydu?

Başlıktaki soru soruldu, “ben de öyle biliyorum ama hemen yanıt vermeyeyim biraz kaynak tarayayım” dedim. Yanlış bilmiyormuşum ama şerh düşerek söyleyeyim: Bu tür sorular kendi içinde bir nevi bilimsel bir … Okumaya devam et

27/06/2015 · Yorum bırakın

Salisbury’li John’a göre kısaca kral – tiran meselesi

Önceki post‘ta Salisbury’li John’un “Tiran” tanımından bir parça sunmuştum. 1110-1180 tarihleri arasında yaşamış olan Salisbury’li John (Latincesiyle Ioannes Saresberiensis ve bundan sonra yazı boyunca “John”) genelde Ortaçağ’ın ilk önemli siyaset metni … Okumaya devam et

24/06/2015 · Yorum bırakın

Salisbury’li John’un “Tiran” tanımı

“Tiranın kafası şeytanın kafasına benzer, ruhu kafir, bölücü ve günahkar keşişler içerir. Plutarchus’un deyişiyle tiran Tanrı’nın yasasına savaş ilan eden bir dinin uygulayıcısıdır. Sahtekar danışmanlardan oluşan kalbi adaletsizlik yapan bir meclis … Okumaya devam et

23/06/2015 · 1 Yorum

Modus mu, o da ne?

“Her şeyin bir modus‘u vardır” önermesi bana “her şeyin bir şeyi vardır” önermesini hatırlatıyor, ikincisi topu taca atmanın, lafı dolandırarak bir genellemeye sığınmanın apaçık örneği, içerdiği argümanın totolojik kimliği iddiayı … Okumaya devam et

22/06/2015 · 1 Yorum

Sokrates Daidalos’u atası olarak mı görüyordu?

Geçen gün bir arkadaş sormuştu, Sokrates’in Daidalos ile ne tür bir alakası var, “dedesi olarak mı görüyor” diye. Kendisine yazmıştım, buradan da anlatayım. Sokrates iki yerde Daidalos ile ilişkilendiriliyor. Birincisi … Okumaya devam et

13/06/2015 · Yorum bırakın