C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

(1) Tiranın hak ettiği ceza üzerine (Aquinas, De Regno 12.86-91)

Thomas Aquinas, De Regno 12.86

(86) (stabilitas potestatis, divitiae, honor et fama)… indebite adipiscenda declinat in tyrannidem princeps. Nullus enim a iustitia declinat nisi cupiditate alicuius commodi tractus.

(87) Privatur insuper tyrannus excellentissima beatitudine, quae regibus debetur pro praemio, et, quod est gravius, maximum tormentum sibi acquirit in poenis. Si enim qui unum hominem spoliat, vel in servitutem redigit, vel occidit, maximam poenam meretur, quantum quidem ad iudicium hominum mortem, quantum vero ad iudicium Dei damnationem aeternam; quanto magis putandum est tyrannum deteriora mereri supplicia, qui undique ab omnibus rapit, contra omnium libertatem laborat, pro libito voluntatis suae quoscumque interficit?

(88) Tales insuper raro poenitent, vento inflati superbiae, merito peccatorum a Deo deserti et adulationibus hominum delibuti, et rarius digne satisfacere possunt. Quando enim restituent omnia quae praeter iustitiae debitum abstulerunt? Ad quae tamen restituenda nullus dubitat eos teneri. Quando recompensabunt eis quos oppresserunt et iniuste qualitercumque laeserunt?

Aquinas(86) … (gücün, zenginliğin, onurun ve şöhretin kalıcılığını) yanlış bir şekilde elde etme çabası kralı tirana dönüştürür. Geçici bir çıkar arzusu olmadan kimse adaletten sapmaz.

(87) Yine tiran tanrılara bir ödül olarak bahşedilen en seçkin güzellikten yoksundur, ceza olarak bu en ağır ve en büyük işkenceye katlanmak zorunda kalır. Eğer başka birini soyan, köleliğe zorlayan ya da öldüren biri en büyük cezayı hak ediyorsa (ki böyle bir ölüm hem insanların, hem de Tanrı’nın hükmüne göre ebediyen lanetlenir), herkesi her şekilde soyan, müşterek özgürlüğün aleyhine davranan ve kendi arzusunun bir gereği olarak önüne geleni öldüren bir tiranın ne kadar kötü işkenceleri hak ettiğini düşünelim.

(88) Yine bu tür kişiler nadiren pişman olur, aksine kibrin rüzgârıyla azar, günahlarının karşılığı olarak Tanrı tarafından terk edilir, insanların dalkavukluğuyla lekelenir ve nadiren kendini uygun bir şekilde tatmin edebilir. Peki, tiranlar ne zaman adaletin sınırlarını aşarak çaldıkları her şeyi yerine koymuş sayılır? Kimsenin şüphesi yoktur ki, ellerinde tuttukları her şeyi yerine koydukları zaman. Ne zaman baskı altına aldıkları ve haksız bir şekilde birçok yönden zarar verdikleri insanların durumunu düzeltecekler?

Çev. C. Cengiz Çevik

devam edecek.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: