C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Kinik Diogenes üzerine (Maximus Tyrius 36’dan çeviri)

“Diogenes, Apollon’a akıl danıştıktan sonra bunalıma yol açacak her şeyi bir tarafa attı, tüm bağlarından kurtuldu, krallardan korkmadan, yasaların baskısı olmadan, politikayla diogenes_kinikuğraşmak zorunda kalmadan, çocukların eğitimi için tasalanmadan, evlilikle sınırlandırılmadan, çiftçilik yapacağım diye kendini harap etmeden, askerlik hizmetinin zorluğuna maruz kalmadan, alışveriş yerlerinde dolaşmadan, akıllı bir kuş gibi yeryüzünde özgürce gezip tozdu. O bütün bu insanlara, bütün bu işlere gülüyordu, bizim küçük çocuklara, ciddi ciddi zarlarla oynarken, dövüşürlerken, kazanıp kaybederlerken güldüğümüz gibi gülüyordu. Kral gibi yaşıyor, hiçbir şeyden korkmuyordu. Kendisini özgür hissediyordu…

Tapınaklar, spor salonları ve kutsal korular onun yaşadığı saraylardı. Güvenli ve tehlikeden uzak olan büyük bir serveti vardı. Tüm yeryüzü ve verdiği meyveler, topraktan fışkıran kaynaklar insanları Lesbos ya da Khios şarabından daha iyi besler. O açık havanın insanıydı, sevdiği şey tam da buydu, aslanlara benziyordu bu konuda… Onun ilaca, demire, ateşe, Kheiron’a, Asklepios’a, gaipten haber veren kâhinlere, kefaret rahiplerine, büyücülere ihtiyacı yoktu. Yunanlar ‘korkunç Ares’in neden olduğu’ savaşlara girdiğinde, herkes herkesle savaştığında, sadece Diogenes barıştan yana çıkıyor, savaşanların arasında elinde silah olmadan duruyordu. Hükümdarlar ve onların muhbirleri Diogenes’i kolluyordu, niye? Çünkü o kötülere hesap soruyordu, hesap sorma tarzı hiç de sofistçe değildi, zira bu ona göre birine hesap sormanın en kötü şekliydi. Edimleriyle, her zaman en barışçıl ve en başarılı tarzda, yani uzlaşarak hesap soruyordu. Bu yüzden ne Meletos, ne Aristophanes, ne Anytos ne de Lykon ona karşı çıkıyordu…

Sokrates’e saygım büyük ama ne dediğine bir bak, ‘ben yasaya boyun eğiyor, kendidiogenes_kinik2 isteğimle zindana giriyor ve gönüllü olarak zehir içiyorum’ diyor. Tamam da Sokrates, ne dediğine bir baksana, kendi isteğinle mi teslim oluyorsun? Yoksa arzu etmediğin bir yazgı karşısında metanetini mi koruyorsun? ‘Yasaya boyun eğerek’ diyorsun, tamam da ‘hangi yasaya boyun eğiyorsun? Zeus’un yasasıysa, yasa koyucuya razı oldun demektir. Solon’un yasasıysa, Solon hangi bakımdan Sokrates’ten daha üstün?…

Benim düşünceme göre insan Diogenes gibi yaşarsa, her tür politik/yasal bunalımdan sakınmış olur, onun yaşamı Lykurgos’un, Solon’un, Artakserkses’in ya da İskender’in yaşamından çok daha yücedir. O yüceliğiyle Sokrates’ten daha özgürdü, zira hiç mahkum olmadı, zindana düşmedi ve trajik yazgısından ötürü hiç övülmedi.”

Reklamlar

One comment on “Kinik Diogenes üzerine (Maximus Tyrius 36’dan çeviri)

  1. Geri bildirim: İlk kinik kadın olan Hipparkhia hakkında ne biliyoruz? | C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: