Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

Felsefe/filozof isimlendirmesini ilk Pythagoras mı yaptı?

Ali Bulaç bugünkü (14.9.2013) Zaman gazetesinde yer alan “Felsefeye ihtiyacımız var mı?” başlıklı yazısında İlahiyat fakültelerinden Felsefe derslerinin kaldırılmasıyla ilgili konuşurken Yunanların Pythagoras’tan sonra (metin boyunca “Pisagor” diyor Bulaç, ben hiç sevmem bu Türkçeleştirme örneğini, adamı Hades’te yakalayıp “Pisagor” deseniz, dönüp bakmaz, çünkü onun adı “Pythagoras”) “maksadı ve özü kaybettiklerini” söylüyor ve devamında ekliyor:

“…isimlendirmeyi ilk yapan zatın yani Pisagor’un felsefe ile neyi kastettiğini bilmek ve belki bu her şeyin birbirine karıştığı, toplumsal hayat gibi zihin ve ruh dünyasının da kaosa dönüştüğü zaman diliminde hikâyenin ilk gününe dönmek gerekir.”

Anlaşılan o ki, Bulaç Yunanlar arasında “felsefe” lafını ilk kullananın Pythagoras olduğunu düşünüyor. “Hikâyenin ilk günü..” derken de kast ettiği, yazının devamından anlaşılan, Pythagoras’ın felsefesidir haliyle.

Yunanların Pythagoras’tan sonra felsefe anlamında yoldan sapıp sapmadığını (ki felsefe de saptırmak da, sapmak da bazen iyi bir şey olabilir, hatta bol bol sapana iyi gözle bakan çoktur) ayrıca tartışabiliriz. Bulaç’ın yazısındaki yitirilmiş “maksat ve öz” arayışının, Pythagoras’ın peygamber kabul edilmesiyle neticelendiği çok konuşmaya ve tartışmaya şahit olduğumdan, mevzunun salt felsefe anlayışındaki basit bir kırılma ile kalmadığını, derinlik arz ettiğini göz önünde tutmak gerekir. Şimdi bunu bir kenara bırakarak felsefe isimlendirilişinin Pythagoras’la başlayıp başlamadığına bakalım.

Ksenophanes ve Parmenides’in bazı “şüpheli” tanıklıklarına rağmen Pythagoras ve Herakleitos gibi İ.Ö. 7-6. yüzyıl Sokrates-öncesi düşünürlerinin philosophos (ϕιλόσοϕος) sıfatını da, philosophein (ϕιλόσοϕἐιν) fiilini de, philosophia (ϕιλοσοϕία) ismini de bilmedikleri neredeyse kesindir. (1) Elimizdeki kanıtlara bakılırsa, bu kelimeler ilkin “Perikles’in yüzyılı” olarak da bilinen, Yunanların entelektüellik anlamında çok parlak bir dönemi yaşadıkları İ.Ö. 5. yüzyılda kullanılmıştır. Bkz. P. Hadot, İlkçağ Felsefesi Nedir?, Çev. Muna Cedden, Dost Kitabevi, 2011, s.26.

Bu noktada bana karşı çıkmak adına şöyle denebilir: “Peki, felsefe isimlendirmesini yapmadılar diye Pythagoras ve Herakleitos filozof sayılmamalı mı?” Elbette onlar filozof, Thales, Anaximenes, Anaxagoras, Empedokles ve yakın tarihlerde yaşamış diğerleri de filozof, buradaki sıkıntı “hikâyenin ilk günü” deyip de felsefe isimlendirmesini ilk yapan düşünür olarak Pythagoras’ı kodlayıp, onun felsefe tarzını öze yerleştirmek ve buna bağlı olarak sonraki dönemin felsefe tarzını eleştiriye tabi tutmaktır. İsimlendirme önemli, zira bu olgu sadece bir “isim çağırması” (= bir şeyi diğerlerinden ayırt etmek) (Lat. vocare) olayı değil, aynı zamanda bir şeyi bilmek ve anlamak demektir. -Latincede “isim” anlamındaki nomen kelimesi “bilmek, anlamak, aşina olmak” anlamındaki -arkaik hali gnoscere olan- noscere fiilden gelir, ki bu da Yunancadaki “bilmeye başlıyorum” anlamındaki γιγνώσκω fiilinden gelir (gnostik-os / γνωστικός, “bilgiye ilişkin”). Demem o ki, isimlendirme ile bilmek arasında doğrudan bir ilişki vardır. Pythagoras ya da Herakleitos yaptığı şeye felsefe demiyordu, çünkü onu felsefe olarak bilmiyordu.

Yunancadaki ϕιλοσοϕία yani felsefe ϕίλος (seven) ile σοϕία (bilgelik) kelimelerinin birleşiminden oluşur ve Yunan literatüründe bu terim çerçevesinde görülen ilk kullanım Herodotos’un Tarih’indedir. Tarihçi 1.30’da Eskiçağ’ın Yedi bilgesinden yasakoyucu Solon ile Lydia kralı Kroisos’un karşılaşmasını anlatır. Kroisos Solon’a şöyle der:

“Ey Atinalı konuğum, bilgeliğinin (sophies), yolculuklarının söylentisi bizlere kadar ulaştı. Bize dediler ki, bilgelik sevgisine (philosopheon) sahip olduğundan ve görme arzundan dolayı pek çok ülke gezmişsin.”

P. Hadot Herodotos’un bu aktarımını şöyle yorumluyor:

“<Bu> sözler bilgeliğin ve felsefenin o çağda ne anlama geldiği hakkında bize ipucu veriyor. Solon’un yolculuklarının tek amacı tanımak, gerçeklik ve insanlar hakkında en geniş deneyime ulaşmak ve başka bölgelerle birbirinden farklı gelenekleri keşfetmekti. Bu noktada Sokrates öncesi düşünürlerin kendi entelektüel tavırlarını bir historia, yani bir soruşturma olarak gördükleri anlaşılıyor. Böyle bir deneyime sahip olan kişi, insan yaşamıyla ilgili konularda iyi bir yargıç olabilir.” (a.g.e.. s.27)

Bir de karşı taraftan bakalım.

Herakleitos’a atfedilen sözlerden birinde, (Diels’e göre fr.35= Clemens Alexandrinus, Stromateis V.141 [II 421.4]) “Bilgeliği seven insanlar gerçekten çok şeyde araştırmacı olmalıdır” deniyor. (Çeviri için bkz. Herakleitos, Fragmanlar, Çev. Cengiz Çakmak, Kabalcı, 1. Basım, 2005, s.98) Çakmak “eğer bu fragman her yönüyle Herakleitos’a aitse philosophos teriminin kullanıldığı ilk yazılı kaynaktır” diyor. Herakleitos gibi, Pythagoras’a ait ilk metinler de günümüze ulaşmadı, dolayısıyla ulaşmamış metinlerde ve konuşmalarında pihlosophia terimini ve onun etrafında dolaşan, ondan türemiş ya da onu türetmiş kelimeleri kullanıp kullanmadığını “ilk ağızdan” bilmek imkansız.

Bir mesele daha var: Kimileri Pythagoras’ın hiç kitap yazmadığını söyler, kimileri de aksini. Örneğin İ.S. 3. yüzyılda yaşamış olan Diogenes Laertios ünlü eserinde (bkz. VIII.1-50) Pythagoras’ın Eğitim, Devlet ve Doğa başlıklı üç kitap yazdığını söyler. Ancak filozofun kitap yazıp yazmadığı üzerine tartışmalar olduğunu da söyler Laertius, dolayısıyla Pythagoras kitap yazmışsa bile İ.S. 3. yüzyılda bile bu kitapların olmadığı kesindir. Hatta Latin edebiyatında da Pythagorasçı felsefeden bahsedenler filozofa ait olduğu düşünülen kitaplardan söz etmez, anlaşılan o ki en az İ.Ö. 2. yüzyılın Roma dünyasında Pythagoras’ın kitapları “kesin bir şekilde” bilinmiyor. Dolayısıyla Pythagoras’ın philosophia terimini ilk kullananve kendisine “filozof” diyen (Laertios, Herakleides Pontikos’un Cansız Kadın Hakkında başlıklı eserinde Pythagoras’ın kendisini filozof olarak adlandıran ilk kişi olduğu yazar, 1.12) ilk filozof olduğu bilgisi kendisinden sonraki kaynaklarda aktarıldığından, bu bilgiye şüpheyle yaklaşmak gerekir.

İleri okuma için:

  • Rostagni, Il verbo di Pitagora, Torino 1924, s.276, n.1.

– W. Burkert, “Platon oder Pythagoras”, Hermes, LXXXVI-II, 1960, s.159 sq.

– W. K. C. Guthrie, A History of Greek Philosophy: Volume 1, The Earlier Presocratics and the Pythagoreans, Cambridge University Press, 2000, s.204.

– (Ed.) G. Santinello, C. W. T. Blackwell, P. Weller,  Models of the History of Philosophy: Volume I: From Its Origins in the Renaissance to the ‘Historia Philosophica’, vol.1, Kluwer Academic Publishers 1993, s.150 sq.

Reklamlar

One comment on “Felsefe/filozof isimlendirmesini ilk Pythagoras mı yaptı?

  1. Çağrı Yalgın
    14/09/2013

    Pisagor değil Pythagoras demişsiniz, ancak bana da tersi doğru geliyor. Özel isimler dile başka dillerin aracılığyla geliyor bazen, öyle olduğunda özellikle yer isimlerini ona göre okuyor, yazıyoruz: Londra (London), Lahey (Den Haag) gibi. Pisagor (sanırım Fransızcası Pythagore’dan) örneği de bunun bir insan ismine uygulanmasından ibaret gibi görünüyor bana.

    Ayrıca, özgün haline bağlı kalınacaksa bunu şimdiki Türkçe okunuşuna göre yazmak daha doğru olmaz mı? Pitagoras gibi, meselâ?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: