Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

Niçin Epicurusçu felsefe Roma’da bir ara popüler oldu?

Ayrıca bkz. Roma’da felsefe

Sık sorulur başlıktaki soru. “Madem Roma geleneği yer yer çilecilik kokan, devletin ve toplumun esenliğini temele alan bir anlayış üzerine kurulmuş, o halde niçin Epicurusçu felsefe bir ara Roma’da popüler oldu?”

Günümüzün ve yakın geçmişin Türkiye’sinde merkez-sağ muhafazakarlığı ile bireyci hedonist hülyaların birlikte, kol kola gelişim göstermesini andırıyor Roma’nın durumu. Eski rejimin temel direklerindeki çatırdama ve esneme, uluslararası konjonktürel gelişim, iktidar / sermaye elinin ve merkezinin değişimi ile birlikte, geleneğin yitik değerlerine özlem duyan, horlanmış kesimler ile geçici olarak egemenliğin keyfini süren hedonistler arasındaki çatışma da sonlandı, çünkü hedonizm içerik bakımından değilse de, temel ilke bakımından karşı yakaya da sıçrayarak onu kendinden yaptı. Eskinin şokella partisi düzenleyen, batı özentisi züppelerinin yerini sosyete camiinde namaz kılmak için lüks arabasıyla semt değiştiren, makyajına ve giyimine binlerce lira harcayan muhafazakâr-hedonistler aldı. En güzel yemeği onlar yiyor, en güzel saklanmış yüzü onlar öpüyor. Alkol tüketimi yok, ayran içiyorlar, belki ince dal sigara da. Namaz saatini kaçırmadıkları gibi, sosyal mecrada türlü check-in fırsatını da kaçırmıyorlar. Sembol: Dubai ve Malezya türü modernleşmenin etkisinde parlak renkli türban. Şikayetçi miyim? Hayır. Sosyal evrimin gerçekliğini kabul ettim diye, beni duygusuz ya da sinirli biri mi sandınız? Hayır, öyle değilim. Bu yeni tür İslamî yaşam uzun vadede başkalarına olduğundan çok İslamcılara zarar verecek, reform lafından tiksinen İslamcılar düşünsün, hakikî düşman yani evrim gerçeği kıskıvrak yakaladı onları. Pembe türbanlar zihinleri içten içe kararmış anaların ve babaların ocağına incir ağacı dikiyor, bunu seyretmenin keyifli bir yanı da yok değil.

Epicurusçu düşünce ideal Romalılık erdemine taban tabana zıttı. Her şeyden önce tanrıları, intermundia’da yaşayıp insan işlerine karışmayan bir üst varlık olarak görüyordu. Dinî duyuşu yaşamdan koparan bu yaklaşım, aynı zamanda aile kavramını yok sayıyor (evliliğe karşı çıkıyor) ve dolayısıyla Roma’daki aile-devlet-din ilişkisine de uymuyordu. Epicurusçuluk siyaseti de, bireysel haz dünyasına ters bir unsur olarak görüp reddediyordu. Bu Romalıların asla kabul edemeyeceği bir düşünceydi. (Hatta geleneksel Roma siyaset anlayışını temsil eden Cicero De Republica’nın başında siyaset ve devlet işleriyle uğraşmanın en yüce erdem olduğunu söyleyip, buna karşı çıkan Epicurusçuları uzun uzadıya eleştirir.)

EpicurusDahası Epicurusçular edebî kültüre ve hitabet sanatına önem vermeyip ruh dinginliği için doğa çalışması yapmayı tercih ediyordu, bu da Yunan etkisinden sonra edebî kültüre merak salan ve kültür genlerinde bulunduğunca hitabet sanatına ilgi gösteren, buna mukabil doğa çalışmasına neredeyse hiç ilgi göstermeyen Romalılara uymuyordu. Bu uyumsuzluklara rağmen cumhuriyetin son döneminde Roma’da Epicurusçu sayısı çoktur. Roma’nın önemli Epicurusçu şairi Lucretius bir yana, Cicero’nun eserleri de bize dönemin Epicurusçularına örnekler verir.

Peki, Roma’nın geleneksel düşünce tarzına bu kadar ters olan bir felsefe ekolü nasıl bu kadar çok taraftar toplayabildi? Her şeyden önce belirtmeli ki, ilk Latince felsefe eserlerini Epicurusçular yazmıştır. Cicero bu metinlerin sıradan okuyucular tarafından kolayca anlaşılabildiğini söyler, demek ki, metinlerin dili akıcı ve anlaşılabilirdir. Örneğin Epicurusçu yazarların en eskisi olan Amafinius ve takipçileri, Cicero’ya göre, tüm Italia’da büyük bir şöhret kazanmıştır. Cicero Epicurusçuların takipçi toplamadaki başarısını şöyle açıklar:

Felsefeleri kolaydır, öğretileri hazla ilgilidir ve onların iyi dediği şey insanların ilgisini çeker. Dahası Epicurusçu yaklaşıma göre hazzın en yüce iyi olmasının anlamı, tüm erdemlerin son kertede insanları memnun etmeye dönük olmasıdır. Bu da Epicurusçuların erdemlere inandığını gösterir, hatta onlar erdemi gerçekten savunanların kendileri olduğunu düşünürler, onlara göre iyilik ve adalet dolu bir dünya olmazsa, haz dünyası da olmaz. Son kertede hazzı sevenler, gerçekte iyiliği ve adaleti sevmiş olurlar.

Cicero’ya göre, Romalılar, daha iyi bir düşünce tarzı bulamadığı için Epicurusçu düşünceyi benimsemiştir. Bu da Roma düşünce geleneğinin zayıflığıdır. Bu zayıflık özellikle de İ.Ö. ikinci yüzyılda kendini göstermiştir, bu dönemde Scipio Aemilianus destek için, Panaetius ve Polybius gibi Yunanlara dönmüştür. Başka deyişle Romalı entelektüel çareyi dışarıda yani baskın Yunan kültüründe aradığı andan itibaren Epicurusçu idealle yüzleşmek durumunda kalmıştır. (Acaba her çağda, dışarıdan gelen yabancı kültürün ilk göze çarpan ya da ilk etkili olan fikri, yerel kültüre en uymayan fikir mi olur? Bkz. Roma Yunan’ın ahlaksızlığını alınca…) Bu dönemdeki Stoacılar Scipio’ya ve diğer Romalılara iyi bir alternatif olamamıştır. Stoacılar daha çok kendi ahlakî durumlarını düzeltmekle meşgul olup, edebiyata uzak durmuştur bu dönemde, dolayısıyla meydan Epicurusçulara kalmıştır.

Lucretius’a göre insanlık dinin ağırlığı altında ezilmiş, ölüm ve ölümden sonraki yaşam korkusu tarafından baskı altına alınmıştır. Bu baskıyı ortadan kaldıransa, Lucretius ve Epicurusçulara göre Epicurus’tur. Lucretius Atinalılar nasıl Epicurus’un bu önemli iyiliğini öğrenmişse, Romalılar da öğrensin ister. (Ayrıca bkz. Klasik filoloji öğrencileri S. Greenblatt’ın Sapma’sını niçin okumalı?) Eğer Lucretius’un dönemindeki Romalılar böyle bir baskı altındaysa, Epicurusçuluğun gördüğü rağbet salt bu nedene bağlanabilir, ancak Cicero’dan edindiğimiz izlenim bu yönde değildir.

Cicero Lucretius’un ve diğer Epicurusçuların düşündüğü türden bir baskıyı besleyen din, tanrılar ve ölüm imgelerine ancak yaşlı kadınların inandığını söyleyerek ortada bu tür yaygın bir korku olmadığını söyler. Ona göre bu imgeleri oluşturanlar şairler ve ressamlardır, halk değil. Bu yaklaşım Cicero’nun bir azınlığın görüşlerinden haberdar olduğu ve büyük kitlelerin bu konudaki olası korkularını bilmediği yönünde eleştirilebilir, ancak yine de elimizde kitlelerde böyle bir korku olduğuna dair kesin kanıtlar yoktur. Dahası Roma mitolojisinde ölüm sonrasına ilişkin korkutucu hikayeler ve imgeler yoktur, Charon, Cerberus, uyku nehirleri ve cezalar gibi unsurlar Yunan’dan gelmiştir. Bu unsurlar Romalıları etkilemiş olsa bile, bu etki derin değildir.

Epicurusçu felsefenin Roma’daki popülerliği cumhuriyetin yıkıldığı on yıla kadar sürmemiştir, dolayısıyla bu popülerliği entelektüeller arasındaki geçici bir moda olarak okumak da mümkündür. Dahası her felsefî, dinî ve siyasî düşünce toplumun beklentilerine göre rağbet görür ya da görmez, Epicurusçuluk barışı öneriyordu, dolayısıyla iç savaşlardan bunalmış olan Roma ikliminde Bahçe’nin huzur anlayışı entelektüelleri çekmiş olabilir. Siyasî çekişmelerden ve ayak oyunlarından yılmış entelektüeller Epicurus’u kendilerine güvenli bir liman olarak görmüş olabilir. Cicero’nun bile, bir ahlakçı olarak göründüğü Tusculanae Disputationes’te Epicurus’un izinden gidip tüm polemiklere sırtını döndüğü ve yaşamın tüm siyasî kötülüklerinden uzaklaştığı görülür.

Romalı Epicurusçuların tümüyle Epicurus’un izinden gittiği söylenemez. Hatta onların Yunan hocaları bile yaşam tarzlarıyla Epicurus’un çizdiği şablona tam uymaz. Özellikle de “siyasetten uzak dur” öğüdünün dinlenmediği görülüyor, kendisini Epicurusçu olarak niteleyen Atticus, Titus Albucius, Torquatus ve Cassius gibi isimler Roma’nın önde gelen siyasetçileri olmuştur. Başka deyişle Romalı entelektüeller, Epicurusçuluğu kendilerine göre yani siyasete / idarî mekanizmaya olan bağlılıkları çerçevesinde yorumlayıp, yeni bir Epicurusçu ideal geliştirmiştir.

Ancak bu ideal özellikle de İ.Ö. birinci yüzyılın son çeyreğinde azalarak yok olma noktasına gelmiştir, buna paralel olarak Stoa felsefesi daha fazla rağbet görmüştür. Bu rağbeti Hıristiyanlığın doğuşunu da göz önünde tutarak değerlendirmek gerekir, ki o da başka yazıya kalsın.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 25/05/2013 by in Eskiçağ üzerine, Genel, Latince üzerine and tagged , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: