Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

Quos ego…! (ἀποσιώπησις)

Öykü bildik, hızlı geçiyorum: Troia prensi Paris  en güzel tanrıçaya verilmek üzere düğün masasına konmuş olan elmayı Aphrodite’e verir ve bunu kıskanan Hera Troia’ya düşman kesilir, onu yıkacak olan Akhalara destek çıkar. Öfkesi kentin yıkılmasıyla da sönmez, kül olan kentten çıkan Troialı Aeneas ve ekibinin başka bir yerde yeni Troia’yı kurmaması için de elinden geleni yapar, bunun için her şeyden önce rüzgârların efendisi olan Aeolus’a rüzgârlarını Aeneas’ın donanmasını batırması için yollamasını buyurur, o da bunu kabul eder.

Rüzgârlar Aeneas’ın donanmasını yerle-bir ederken, kendi egemenlik bölgesinde böyle bir olayın meydana gelmesine sinirlenen deniz tanrısı Neptunus (Poseidon) donanmayı batırmakla meşgul olan Eurus’u (doğu rüzgârı) ve Zephyrus’u (batı rüzgârı) huzuruna çağırarak onlara şöyle der:

Soyunuzdan mı geliyor bu büyük cüret?
Demek göğü ve yeri, buyruğum olmadan, ah Rüzgârlar,
Karıştırmaya ve bu büyük yığınları yerinden oynatmaya cüret ediyorsunuz!

Tantane vos generis tenuit fiducia vestri?
Jam coelum terramque meo sine numine, Venti,
Miscere, et tantas audetis tollere moles?

Vergilius, Aeneis 1.132-134’te böyle dedirtiyor Neptunus’a (çeviri bana ait). Meşhur bir başlangıcı olan bir sonraki dize ise şöyle: “Quos ego… sed motos praestat componere fluctus.”

“Meşhur” olduğunu söylediğim bu başlangıcı (“Quos ego…”) “Şimdi ben sizi var ya…” şeklinde Türkçeleştiriyorum. Ego‘nun manasını biliyorsunuz, quos ise “ki onları” anlamına gelen, ilgi yan cümlesi başlatan zamirdir; bağlamız göz önünde tutarsak “onlar”dan anlamamız gereken de rüzgârlardır haliyle.

Benden önce Türkân Uzel bu dizeyi şöyle çevirmiş (Vergilius, Aeneis, Öteki Yayınevi, 1998, s.11):

Şimdi size… Yok yok, kabaran dalgaları yatıştırın en iyisi.”

İsmet Zeki Eyuboğlu şöyle (Vergilius, Aeneas, Payel Yayınevi, 1995, s.31):

İlkin yatışmalı bu taşkın dalgalar bence

Ahmed Reşit ise çok daha eski olan ve bir önceki postta değindiğim çevirisinde şöyle aktarmış bu dizeyi (Virgile, L’Eneide, Vakit Gazete – Matbaa Kütüphane, İstanbul 1935, s.53):

Sizi… Fakat, her şeyden evvel, müteheyiç olan dalgaları teskin etmek lâzım.

Bu çevirilerden ilki Latinceden, diğer ikisi ise Fransızcadan yapılmış. Eyuboğlu da, Reşit de kitabın önsözünde eseri Fransızcadan çevirdiklerini söylüyor. (Sonuncusunun adı [L’Eneide] bile Vergilius’un bu eseri Fransızca yazdığını düşündürebilir.)

Birinci ve üçüncü çeviride “Quos ego…”nun anlamına yakın aktarımlar görüyoruz, ikincide ise “Bir Latinceden çevirememe örneği” olabilecek bir durumla karşı karşıyayız, zira bu deyiş tümüyle atlanmış ve deniz tanrısının haşmetine yakışmayan bir “bence” eklenmiş. (Genel olarak bu üç çeviri içinde en “kötü”sünün Eyuboğlu’nunki olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.)

Peki, bu “Quos ego…”nun çekiciliğine geleyim.

Şiirde bunun gibi “bir şeyi yarım söyleyip susma ve ima etme” sanatına ἀποσιώπησις (aposiopesis) deniyor. Özne “neyse…” demeden yani kendisini tutmadan önce, coşkun niyetini açık ediyor. Türkçede de sık karşılaştığımız bir sanattır, “ulan seni bir yakalarsam…” denir mesela, ademoğlu diğer ademoğlunu yakalarsa onun için hiç de iyi olmayacaktır. Örneğimiz üzerinden söylersek, Neptunus tam rüzgârları cezalandıracakken öncelikli olanın, rüzgârların dindirilmesi (ve Aeneas’ın donanmasının kurtarılması) olduğunu düşünerek kendisini tutuyor. Dolayısıyla Türkan Uzel’in çevirisindeki “Yok yok…” eklemesi hoş olmuş, Türkçedeki anlamı iyi veriyor. Görüldüğü üzere Ahmed Reşit’in çevirisinde ise Ego eksik, dolayısıyla Neptunus’un öfkesinin tadına tam varamıyoruz.

Emily Dickinson ile ilgili teknik bir eserde karşılaştım (The Emily Dickinson Handbook, Ed. Gudrun Grabher, Roland Hagenbüchle, Cristanne Miller, University of Massachusetts Press, 2005, s.105), bu ifade “what I am” ve “that which I am” diye çevrilmiş, ki her ikisi de Türkçedeki Uzel’in aktardığı ya da benim aktarmaya çalıştığım duyuşu tam aktaramıyor sanki. “Ben” vurgusu kaçınılmaz olarak var bu İngilizce çevirilerde ama bu sefer de rüzgârları huzuruna çağırmış olan öfkeli bir tanrının parmak gösterip “sizin canınızı yakacağım!” demeye çalışması yok.

İfadeye tekrar biçimsel olarak bakarsak, Roma’nın en büyük yazın eleştirmenlerinden olan Quintilianus Institutio Oratoria 9.2.54’te Vergilius’un bu ifadesinin “aposiopesis’in… bir öfke ya da etkilenmişlik gösteren” niteliğine örnek teşkil eder. Literatürde bu örneklere (1) Duygusal aposiopesis deniyor,  diğerlerinin bölümlenişi ise şöyle:

(2) Hesaplı aposiopesis: Dahil edilmeyen konuşma içeriği ile bu içeriğin dahil edilmemesini sağlayan (baskı uygulayan) güç arasındaki çatışmadan doğar. Bu tür içinde üçe ayrılıyor:

(2.1) Dinî aposiopesis: Öznenin dinî baskı sonucu susması.

(2.2) Dinleyici odaklı aposiopesis: Öznenin karşısındakini gücendirmemek, ürkütmemek ya da kızdırmamak için susması. Bu tür içinde üçe ayrılıyor:

(2.2.1) Öznenin dinleyicilerin katılmayacağı / doğru bulmayacağı bir şeyi söylememesi.

(2.2.2) Öznenin söylemekten utandığı bir şeyi söylememesi.

(2.2.3) Transitio aposiopesis ya da geçiş aposiopesis‘i olarak da bilinen bu türe göre, özne konuşmasındaki bir konunun kapandığını dinleyicilere hissettirmek için birden susar ve onların dikkatlerini yeni konuya vermelerini sağlar. (Vurguyu arttırmak adına yumruk ya da kafa sallamak gibi beden hareketleri eşlik edebilir buna.)

(3) Vurgulu aposiopesis: İlk iki türün bir birleşimi olan bu türde, öznenin dinî baskıdan ve dinleyicileri odak kabul etmesinden kaynaklanan bir susma eylemi söz konusudur. Konuşmacının amacı, söylemek isteyip de söyleyemediği şeyin dinleyiciler nezdinde dinen sakıncalı olduğunu vurgulamaktır. Dolayısıyla söz bir kaçışın değil, aksine vurgunun gereği olarak söylenmemiştir. Bu ani susmayı “ilgi çekme” olarak da değerlendirebiliriz.

Üç noktanın çok kere, yerli yersiz kullanıldığı bir dönemde, siz de çevrenizdeki üçnoktacıları süzüp onlardaki aposiopesis’in kaynağını araştırabilirsiniz. Belki keyifli olur.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: