C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Quintilianus, Institutio Oratoria X.31-33.’den

Tarih de hatibi bereketiyle ve tatlı özsuyuyla besleyebilir. Kuşkusuz tarih bu yüzden okunmalıdır, ancak birçok niteliğinin hatip için sakınılası olduğunu da bilelim. Gerçekten de tarih, şairlere çok uygundur hatta bir nevi ölçüsüz şiir gibidir; ispatlamak için değil de anlatmak için yazılır. Ve tüm eser, olan olay ve günün çatışması için değil de geleceğin belleği ve yazarın ünü için oluşturulur; böylelikle hem daha konu dışı ifadelerle hem de daha serbest mecazlarla anlatımdaki bitkinlikten uzaklaşmış olur.

Buna göre, söylediğim gibi, ne boş ve eğitimli kulaklar ve kafasındaki farklı düşünceleriyle, çoğu kere bilgisiz olan eleştirmen(ler) için kusursuz olmayan Sallustius’a özgü kısa anlatıma kapılmalıyız; ne de Livius’un şu süt gibi doyuruculuğu, açıklamanın suretiyle değil de hakikatin kendisiyle ilgilenen kişiyi yeteri kadar bilgilendirebilecektir. (Buna) ne Thucydides’i be de Xenophon’u bir hatip için yararlı gören M. Tullius’u ekleyin; bunlardan ilkinin “savaş çığırtkanı” olduğunu, ikincisinin ağzınının ise “Mousa’lar gibi konuştuğunu” düşünüyordu.

XXXI. Historia quoque alere oratorem quodam uberi iucundoque suco potest. Verum et ipsa sic est legenda ut sciamus plerasque eius virtutes oratori esse vitandas. Est enim proxima poetis, et quodam modo carmen solutum est, et scribitur ad narrandum, non ad probandum, totumque opus non ad actum rei pugnamque praesentem sed ad memoriam posteritatis et ingenii famam componitur: ideoque et verbis remotioribus et liberioribus figuris narrandi taedium evitat. XXXII. Itaque, ut dixi, neque illa Sallustiana brevitas, qua nihil apud aures vacuas atque eruditas potest esse perfectius, apud occupatum variis cogitationibus iudicem et saepius ineruditum captanda nobis est, neque illa Livi lactea ubertas satis docebit eum qui non speciem expositionis sed fidem quaerit. XXXIII. Adde quod M. tullius ne Thucydiden quidem aut Xenophontem utiles oratori putat, quamquam illum “bellicum canere”, huius ore “Musas esse locutas” existimet.

Metin Üzerinde Araştırmalar & Notlar

A. Rodolphe Vinet, A. R. Fausset, T. H. Skinner’in yazdığı “Homiletics, or The Theory of Preaching” adlı eserde Quintilianus’un (burada işlediğimiz) “Historia quoque alere oratorem quodam uberi iucundoque suco potest” sözünden hareketle şöyle diyor: “Fikirler kürsü konuşmalarının zeminidir… Anlatım, tarihte amaçlanan ilk şeydir; tarihçi evvela anlatmak için yazar. Bu orator için geçerli değildir; o sadece ikna etmek için (konuşma metnini) yazar.” (p.134, pub. T. & T. Clark, 1858)

J. C. Bramble “Persius and the Programmatic Satire” başlıklı çalışmasında şöyle diyor: Yiyecek ile edebiyat arasında çok ilginç ve karışık bir ilişki vardır. Yunan kritisizmi, edebiyattaki, edebi eserdeki eğilimden hareketle bazı tabirler ortaya çıkarmıştır. Örneğin agleukes, drimus, pikros, glukutes, melihros. Roma’da (Roma edebiyatında) “sapere” fiili çok temel bir kavramdır. Quintilianus, VI. 3.107: “aliud oratio sapiit nec vult nimium esse condita” Krş. Martialis X.4.10: “hominem pagina nostra sapit.” (İnsan tadı var sayfalarımızda)

sapio, -ere: tadı ya da lezzeti olmak; akıllı olmak, ferasetli olmak, kokusunu almak.

Eğer edebiyatın kendine has bir tadı varsa, okuyucu veya dinleyici fiziksel duyumu hissederek onu koklar, onun tadına varır. Şair, dinleyicileri için yemek hazırlayan bir aşçıdır. bu vurguyu Martialis IX.81’de görüyoruz:

“Okuyan, dinleyen beğeniyor benim kitaplarımı,
bir ozan var buna karşılık, ‘olmamış bu’ diyor.
Pek öyle de takmıyorum; çünkü aşçılar değil de,
Çağrılılar beğensin yemekleri, daha iyi.”

Bu hususta Yunanca kaynaklar:
Teleklides 39K; Metagenes 14K.

Yemek yapma ile retorik arasında kurulan bir bağ için: Platon, Gorgias 465d.

Yine Bramble’ın ifadesine göre (burada da geçen) “alere” fiili çoğu kere orator’u besleme halini gösterir. Ve “ingenium” ile alakalıdır. Bir çalışmalar menüsü ortaya konmaktadır; Quintilianus II.4.5’te eğitimde ilk adımları süt dietine benzetir. Ve burada işlediğimiz gibi tarih çalışması da orator’u “bereketli (ve lezzetli) bir özsuyuyla” (rich juice) besler.

Şiir ile nektar veya bal arasındaki genel tabirin Yunan ve Latin metinlerindeki kaynakları:

Pindaros, Ol. VII.7f; Theokritos, VII.82; Lucretius, I.947; Horatius, Epistulae I.19.44.

Kaynaklar:

-C. J. Bramble, Persius and the Programmatic Satire, Cambridge University Press, 2007, s.51-52.
-A. Rodolphe Vinet, A. R. Fausset, T. H. Skinner, Homiletics, or The Theory of Preaching, pub. T. & T. Clark, 1858.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: