C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Antikite’de Mektup Konusuna Giriş

Michael B. Trapp, “Greek And Latin Letters” adlı eserinde Yunan ve Roma literatüründeki mektupları başta gerçekliklerine göre ikiye ayırıyor: 1) Gerçek mektuplar (real); 2) Hayali/kurgu mektuplar (fictitious). Trapp bu ayrımını daha da detaylandırır:

a) Tarihi / yaşamış kişiler tarafından gönderilmek üzere yazılmış, ancak herhangi bir şekilde basılmamış / bir koleksiyonda yer almamış mektuplar. Bunlar papirüslerde, parşömenlerde, kurşun levhalarda vb. yazı araçlarında kalmıştır.

b) Tarihi / yaşamış kişiler tarafından yazılmış, aynı zamanda geniş bir okuyucu kitlesinin okuyabilmesi için bir koleksiyonda yayınlanmış mektuplar. Bunlardan bazıları yayınlanma aşamasında düzeltiden geçmiştir. Örneğin Cicero’nun, Yaşlı Yuhanna’nın (Novum Testamentum, Epistula I, II, III.), Plinius’un, Fronto’nun, Iulianus’un, Libanius’un, Basilius’un, Gregorius’un, Jerome’un ve Augustinus’un mektupları hatta Catilina’nın mektubu.

c) Tarihi / yaşamış bir kişiden diğerine yazılmış ancak mektup olarak yollanmamış; başından itibaren okuyucu olarak spesifik bir kişiden ziyade geniş bir kitlenin hedeflendiği mektuplar. Örneğin Seneca’nın, Horatius’un ve Ovidius’un mektupları; ayrıca Martialis’in ve Pollux’un ithaf mektupları (dedicatory epistles).

d) Tarihi / yaşamış bir kişi tarafından (bazen böyle bir kişiye) yazılmış (fakat yayınlanmamış) olup daha sonraki edebi bir kişilik tarafından okuyucu kitlesine sunulmuş olan mektuplar. Örneğin Khion’un, Aeskhines’in, Diogenes’in, Krates’in ve Phalaris’in mektupları.

e) Hayali / uydurulmuş karakterler tarafından ya da böyle kişilere yazılmış mektuplar. Ya bir epistolograf / mektup yazma işinden anlayan bir yazar tarafından uydurulur ya da onun tarafından eski bir edebi yapıttan çıkarılır. Örneğin Plautus’ta Phoenicium; Petronius’ta Polyaenus ve Circe; Alkiphron’da Gemellus, Salakonis, Glykera; Philostratus’ta Sürgün mektupları.

Mektuplar hem yaşamı hem de edebiyatı içerir; hem gerçek hem de kurgu mahsulü olabilir. M. B. Trapp’ın hatırlattığı gibi, bir kişi kamu mektuplaşması ile şahsi mektuplaşmayı ilk bakışta birbirinden ayırabilir: Hem günlük sosyal etkileşim bağlamında izlenimleri ve tepkileri araştırarak şahsi ilişkileri anlamada, hem de köylerin, kentlerin, eyaletlerin, krallıkların ve dinsel toplaşmaların resmi faaliyetlerine dair izlenimleri ve tepkileri soruşturmada mektuplara başvurmak mümkündür.

Mektuplar sayesinde sosyal davranışların, bir insanın başka bir insanla veya grupla temasının özü kavranabilir: Zira mektubu yazan kişi, birisini övüyor veya suçluyor; birisinden özür diliyor veya birisine görev veriyor olabilir. Yazar, bir olayla ilgili rapor sunabilir; sosyal bağlılıkların hacmini ortaya koyabilir, birisini tehdit edebilir ya da avutabilir; kişiler, gruplar arasında orta yolu / uzlaşıyı / ılımlılığı arayabilir; nasihat verebilir veya isteyebilir; şükranlarını sunabilir veya onur atfedebilir. Bütün bunlar ve nicesi, ortamlara dair mektuplardan çıkarılabilecek olan bilgilerdir.

Bu bilgiler; fikirlerimize, kabullerimize dayanak noktası oluşturabilir ya da bizi yepyeni fikirlere taşıyabilir, tartışmaların göbeğine yumuşakça bırakabilir. Örneğin 17. yy. Fransa’sında patlak veren, detayıyla söylemek gerekirse 27 Ocak 1687 tarihinde Bay Charles Perrault’nun, akademi azası önünde “Büyük Louis Yüzyılı” yani Fransızcasıyla “Le Siècle de Louis le Grand” başlıklı manzumesini okumasıyla başlayan Fransızcasıyla “Querelle des Anciens et des Modernes” yani Türkçesiyle “Eskiler ve Yeniler Münakaşası”na dair belki de en doyurucu veriyi Boileau’nun Perrault’ya yazmış olduğu bir mektuptan alırız (Bkz. Çalışmanın sonundaki mektup).

Etem D. Deriş’in Dünya Edebiyatından Tercümeler kapsamında Milli Eğitim Basımevi’nden çıkmış olan Onyedinci Yüzyıl Fransız Edebiyatından Seçme Mektuplar başlıklı çeviri çalışmasına yazdığı önsözde Onyedinci Yüzyıl Fransa’sında mektup edebiyatını, “Hiçbir yazar bu kısımlardan yalnız birisine bağlı kalmamıştır” uyarısını da ekleyerek şu kısımlara ayırmaktadır:

a) Herkesin bildiği, herkesin yaptığı gibi, yalnız kendi şahsına veya çok yakınlarına ait havadisleri vermek, iç dökmek için yazılan mektuplar.
b) Şahidi bulunduğu veya pek kuvvetli ve iyi malumat alır kaynaklardan edindiği malumata istinaden tarihi hadiseleri nakleden mektuplar.
c) Fikir ve ilim alanlarındaki cereyanlar, muharrirlerin düşünceleri, edebi münakaşalar ve buna benzeyen hadiseler hakkında yazılan mektuplar.
d) Siyaset adamlarının, asılzadelerin, burjuvaların siyasi hadiseler hakkındaki düşüncelerini, tahminlerini, hatta arzularını belirten mektuplar.
e) İçtimai düşüncelerin tesiri altında yazılan mektuplar.

Kuşkusuz Antik dönem mektuplaşmalarıyla 17. yy. Fransa’sındaki mektuplaşmalar arasında her alanda olduğu gibi tarihi, kültürel, sosyal, dil, din vb. açılardan çok büyük farklılıklar vardır. Ancak Platon’un Phaedrus 275a2’de de bildirdiği gibi yazmanın, insan varlığı üzerindeki derin etkisi göz önünde bulundurulduğunda ve söz konusu diyalogdaki hem Thamus hem de Theuth yazma sanatını insan ruhunun anımsama kapasitesiyle ilişkilendirmelerini düşünüldüğünde hangi çağda olursa olsun insanın en hassas, en içten dışavurumunun şahsi mektuplaşmalar olduğunu söylemek de manasız değildir.

Bu açıdan bakıldığında her çağda yazma / kendisini başkasına, başkalarına açma eyleminin insan için temelde aynı doyurucu nitelikte olduğunu söyleyebiliriz; farklı çağlardaki bu doyuruculuğun ortak noktasını iletişim olarak belirlersek M. B. Trapp’ın ilgi çekici bulduğu, edebi kültürün / yazın yeteneğinin / okur yazarlığın (literacy) her tarafa tam olarak yayılmadığı Arkaik Çağ’da, İ.Ö. 530-525 yıllarına denk gelen Mısır Kralı Amasis ile Samos Tiranı Polykrates arasındaki mektuplaşmanın da Yunan’daki ilk yazın örneklerinden olmasını doğal karşılarız. Genel yazma alışkanlığı ve özel olarak mektup yazma çabası iletişim açısından bir araya gelerek İ.Ö. 5. yy.’ın son on yılına damgasını vurur. İ.Ö. 4. yy’ın ortalarıyla birlikte yazma alışkanlığı daha geniş kitlelere yayılarak daha genel bir tutum halini alır.

KAYNAKÇA

* TRAPP, M. B., Greek and Latin Letters, An Anthology with Translation, Cambridge University Press 2003.

* Onyedinci Yüzyıl Fransız Edebiyatından Seçme Mektuplar, Sf.128-135; 268-269, Çev. Ethem D. Deriş, Milli Eğitim Basımevi, Fransız Klasikleri:138, İstanbul 1947.

* GRISWOLD, C. L., Self-knowledge in Plato’s Phaedrus, Penn State Press, 1996.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: