İki şırıngalı arkadan bakakalma
Bir dönem ölüm cezasının Texas’ta nasıl uygulandığını biliyor muydunuz? (Bu gibi “biliyor muydunuz?” sorusu, içinde “ben sizden önce bildim” şımarıklığını saklar mı?) Tutukluya öldürücü ilaç enjekte ediliyor ama ilacın nereden … Okumaya devam et
Peçesizlik hakikatin neresinde?
Bacon Sermones Fideles‘in bir yerinde “Superstitio sine velo deformis res est” diyor, eser önce İngilizce yazılıp sonradan Latinceye çevrildiği için aslına bakalım: “Superstition, without a veil, is a deformed thing“* … Okumaya devam et
Üstün Yeteneklilik, Yaratıcılık, Gelişim Konferansı
Olasılıktır ki, benim de bulunacağım “Eğitimde Mükemmellik 2011: Üstün Yeteneklilik, Yaratıcılık & Gelişim” konulu uluslararası konferans İstanbul Üniversitesi ve Uluslararası Eğitimde Yenilikler Merkezi (The International Centre for Innovation in Education, … Okumaya devam et
Tatlı ama ne için?
Bu kare geçenlerde bir gün mümkün oldu. Tatlıda eksik bir şeylerin olduğunu düşünüyorum, hem bu kare açısından, hem de genel olarak. Şöyle düşünelim: Birtakım malzemeleri karıştırıyor ve katıştırıyoruz, ortaya şekerli, … Okumaya devam et
Eski Mısır sembolizminde üç Abamonik öğe
Evvelce Iamblichus’un Abamon’undan bahsetmiştik (şurada: Bir akıntı-karşıtı figür: Iamblichusçu Abamon). Bu yazı için önce ona bakmanızı isterim, aksi halde baştan yarım kalacak. Eski Mısır inanç dünyasında sembollerin aklî yorumu, onları … Okumaya devam et
Terör günlerinde felsefe mi, Gloria Jean’s mi?
Terör günlerinde felsefe mi? Jürgen Habermas ile Jacques Derrida’yla söyleşi mi? Yoksa deniz gören Gloria Jeans’te kaave mi? Hepsiyse, hiçbiri.
“Non esse me qui sceptra violentus geram”
“Ben değilim, kraliyet asasını şiddetle / vahşice kullanan.” Böyle Türkçeleştiriyorum başlıktaki ifadeyi ve dahası muhteşem cekedim bu eylemime müdahil değil. Peki, diyeceksiniz ki, nereden esti? E-mail imzası olarak uzunca bir … Okumaya devam et
Muhteşem cekedim mi?
Bugün İstiklal’de bir arkadaşımla buluşmak için muhteşem cekedim, muhteşem şapkam ve muhteşem sigaramla Galatasaray’ın önüne doğru seğirttim. Yurt-dışında iş bulamayan saksafoncuların akın ettiği bir yere dönüşüyor giderek İstiklal Caddesi, adım-başı … Okumaya devam et
İki tür sessizlik mi?
Baudrillard Cool Memories‘in bir yerinde “İki tür sessizlik vardır. Sözün sessizliği ve sesin sessizliği. İkincisi bizi çok daha derinden etkiler” diyor. Sessizlik (silentium) kendi başına gizemin (mysterium / µυστήριον) gereğidir, sözün … Okumaya devam et