C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

İki tür sessizlik mi?

Baudrillard Cool Memories‘in bir yerinde “İki tür sessizlik vardır. Sözün sessizliği ve sesin sessizliği. İkincisi bizi çok daha derinden etkiler” diyor. Sessizlik (silentium) kendi başına gizemin (mysterium / µυστήριον) gereğidir, sözün sessizliği ile sesin sessizliği arasında, gizeme varan yol bakımından bir farklılık yok. Eleusis,  Bacchus, Hermes vb. gizemlerin, her şeyden önce gizem olarak kalması derinden etkileyen sessizliklerin mevcutluğunu gösterir, bu yüzdendir ki Bacon “mysteria silentibus debentur” der, yani “gizemler sessiz insanlara mecburdur.” (Mecburdur: ihtiyaç duyar, muhtaçtır)

Iamblichus nerede başlar?

Gizemlerdeki “derinden etkileyen” sessizlikler olmasa, onlar gizem-ler olamayacaklar, bu yüzden gizemleri gizemler olduklarını bilerek ya da bizzat öyle oldukları için etkin görmek gerekiyor. Peki, mysterium kendi başına silentium ve silentibus‘a dönük nedensel bir mecburiyet içindeyse (debentur), nasıl oluyor da, bu kadar etkin olabiliyor? Demek ki, sessizliğe ve sessizlere mecbur olan gizeme de mecbur olunduğunda, mecbur olan (etkilenen) daha büyük bir mecburiyet içinde. Neyin mecburiyeti bu?

Mahremiyetin bir çekim gücü var, bu, apaçıklıktan mahrumluğun getirdiği bir güç, kişi bunun önünde kendisini kapalı bir kutuyu açıp içindekine sahip olmayı istermiş gibi heyecan duyuyor, kutuyu bir kere açmayagörsün, sonra mevcut durumdaki apaçıklık mysterium‘u ortadan kaldırıyor. Ortadan kalkan mysterium olur mu? Silentium ya da silentes (sessizler) ortadan kalkarsa neden olmasın, zaten mecburiyetten, muhtaçlıktan ya da mahrumluktan ötürü, o şey mysterium idi, mecburiyet, muhtaçlık ya da mahrumluk ortadan kalkarsa, onu o yapan nedensel zeminde deprem olmuş sayılır, öyle böyle değil, basitçe “yıkıcı” da denemez, alt-üst edici, siyahı beyaz ya da beyazı siyaha çeviren tam-ters bir etki yapan bir deprem, belki deprem kelimesi bile yetersiz mysterium‘un apaçık olmasına neden olan hareket için.

Ayrıca insanın mysterium karşısındaki durumu, Derrida’nın “insanın davet karşısındaki durumu”na ilişkin yaptığı tespiti akla getiriyor. “Davet özgür bırakır” diyor Derrida ve ekliyor “aksi halde zorlama haline gelir.” Ona göre, davet içinde “gelmek zorundasın” mesajını içeriyor ama bana kalırsa “gelmemekte özgürsün, gelmezsen, olsun, önemli değil” mesajı da olmalı, davetin özgürlüğü için (çeviri bana ait ama bağlam için bkz. Derrida, Çile, Çev. Melih Başaran, Kabalcı Yay. s.35-36). Mysterium karşısındaki insan da böyledir, “gelmek zorundasın”, manası ve sessiz derinliğinde hakikati bulunmayan bir msyterium olabilir mi? O halde gelip onu bulmalısın ama “gelmemekte özgürsün, gelmezsen, olsun, önemli değil.” Bunu Pythagoras’ın saklı okulunda net görüyoruz, içten içe “gelmelisin” retoriği işletiyor (kendisi de bunun farkında değil mi yoksa?) ama mysterium‘u bir tür öğretinin devamlılığı için (apaçıklığı tehdit olarak algılamak? Mysterium‘un çekiciliği?) gerekli görüyor, çünkü birtakım kuralları var öğretinin ve deformasyondan korunmaları gerekiyor, çünkü o kurallar kendi başlarına bir anlam ifade etmiyor, ancak ulvî bir ideali mümkün kılmaları lâzım, o halde? O halde Pythagoras bu kuralların işlediği öğretinin yani yaşama stilinin (Pythagorasçı yaşam: vita Pythagorica. Iamblichus’un aynı adı taşıyan eserine bkz.) uygulanabilirliğini görmek ya da göstermek adına, mysterium‘u belli kişilere apaçık kılmak zorunda, aksi halde teorik bir mysterium olarak kalma gibi bir “tehlike” içinde olacak (Mysterium kendi içinde öğretileşme ve açılma). Mysterium o halde, mysterium olarak kalabilmek adına davette olduğu gibi, “gelmelisin” mesajını içerir ve devamında “gelmemekte özgürsün, gelmezsen, olsun, önemli değil” der. Anlaşılıyor ki, bir nebze de olsa mysterium‘da açılma, genele karşı kapalı kimliğini kanıtlama arzusu saklıdır, bunu siyasî bir manevra olarak görmek de mümkündür, varlığını doğal bir şekilde koruma gereği olarak da.

Peki, sesin sessizliği nerede başlıyor? Ben bunu Iamblichus’un De Mysteriis Aegyptorum‘un üzerinde çalışırken ritüeldeki, “manalı” ve “açığa çıkarıcı” sözden farklı olan tavır ve pratiğin yitikliğine yormuştum ama zorlama bir tavırdı benimkisi, bunu şimdi daha iyi anlıyorum, zira Kadıköy’de şarap içerken, alkolün de etkisiyle temaşa ettiğim hayvanın birindeki sessizlik bende sanki ritüeli güdük kılmıştı. Hangi ritüel mi? Elbette Contemplatio‘dan (temaşa), meditatio‘ya (tefekkür) geçerken uyguladığım ritüel, hem konuşmuyor hem de sessiz kalıyor, nefes alıp veriyor ama “nefes alıp versin yeter” diyemediğim için, “şarabın da batsın, gizemin de, davetsizliğin de” diyerek Baudrillard’ı devreye soktum, kendisi bunu serinkanlılıkta karşılayacaktır eminim.

addendum@: Extraordinaria bıcırlardan biri az evvel şöyle sordu “Cengiz, serinkanlılıkla karşılayacak olan kim? Baudrillard mı, hayvan mı?” İlk bakışta incelikli ve iki tarafa da çekilebilir bir soru gibi dursa da aslında çözümü var, zira syntax bakımından incelersek “kendisi” (ipse) zamiri söz(cük)diziminde yakındaki şahsı gösterir, dolayısıyla bu “kendisi” Baudrillard oluyor. Iamblichus ıslah etsin.

Reklamlar

One comment on “İki tür sessizlik mi?

  1. adsız
    01/06/2011

    altında asla şu yatmamalıdır diyor derrida “gelmemekte özgürsün, gelmezsen, olsun, önemli değil..davet ısrarlı da olmalıdır,kayıtsız değil.” yazıdan tam tersi bir anlam çıkıyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 01/06/2011 by in Felsefe - bilim, Genel and tagged , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: