C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Muhteşem cekedim mi?

Bugün İstiklal’de bir arkadaşımla buluşmak için muhteşem cekedim, muhteşem şapkam ve muhteşem sigaramla Galatasaray’ın önüne doğru seğirttim. Yurt-dışında iş bulamayan saksafoncuların akın ettiği bir yere dönüşüyor giderek İstiklal Caddesi, adım-başı saksafon sesleri mi duyuyorum yoksa abartıyor muyum? Abartıyorum elbette.

Galatasaray’ın önüne varınca kalabalığın üşüştüğünü gördüm yine, “yine solcu tayfa, yine eylem” diye yineledim içimden. Mevzu bu sefer Nazım Hikmet idi. Buluşma yerimin işgaline poetika bulaşınca, kısmen Tahir oldum, kısmen Zühre, insan kimlik bunalımı yaşadığında genelde ne ve kim olduğuna ilişkin dezenformatif birtakım beyanlara sığınır ya, -hani Cengiz Çakmak üstadımızın çok yaptığı bir şey, bir bakarsın Yahudi kabalacı olmuş, bir bakarsın Wittgensteincı (Kabalacı birini Wittgensteincı düşünemiyorum), bir bakarsın ucube savunucusu, bir bakarsın İsevî, bir bakarsın Müselman, hiçbiri olmak ayıp değil, bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte yani- işte tam öyle ben de Nazım Hikmet’i anmayı önemsiyormuş gibi tanıtım broşürünü aldım, vatan hainliğine yapılan vurguya satirik bir dille yaklaşan şiirinin yazılı olduğu bu broşürü okudum, kenarlarına sigaramla izler bırakıp otantik bir hava yaratmak istedim ama yapmadım, maskelerim benim ne ve kim olduğumu gizleyemez artık -basitçe cengiz’im ben-, en azından şu saatten sonra megafonla İstiklal burjuvazisine Tahir ile Zühre’nin hikâyesini Nazım Hikmet gibi okumaya kalkışan homo ideologus’lar gibi olamıyorum, yürekte, yürekte, yürekteeee eksikliğim var, bütün işin yürekte bittiğini ya da Politzer’in İlkeler‘inin diyalektik düşünceye iyi bir giriş olabileceğini düşünebilecek temizlikte olduğumu sanmıyorum, Ayvalık tostuna ne kadar yabancıysam, Nazım Hikmet’i anmaya da o kadar yabancıyım, çok-katmanlı duygular, üst üste binmiş farklı iştirakçiler bende bütün işin Tahir ile Zühre olabilmekte olduğu fikrini iteklemiyor, iteklemesi mi gerekiyor? Hayır elbette.

Ama elmalar falan hep elim anları hatırlatıyor bana, hani elmayı seviyorsan, elmanın da seni sevmesi gerekmiyor gibisinden dizeler okuyunca kendimi İstiklal burjuvazisine karşı, rüzgâra karşı işercesine direnen kakafonik bir kitleyle birlikte hissedemiyorum, daha çok kamyonlar kavun taşır gibisinden dizeler bana Tahirmişim gibi hissettiriyor, bütün iş kamyonla kavun olabilmekte belki, taşındığınla taşıdığın ya da taşıdığınla taşındığın, ne bileyim ben, anlamam ben Tahirlikten.

Kendim için uyanıyorum, ciddiyim, muhteşem cekedim, muhteşem şapkam,Mağara muhteşem sigaram, bunlar hep ben uyanayım da, kendileriyle bütünleşeyim istiyorlar. Hepsi saygılı, efendi, güzel kokulu yoldaşlar, kendi burjuva hasımlarına isyan eden büyük idealistler. Tahir mahir falan hep yalan, bütün iş muhteşem cekedimi giymekte, bir kez olsun sadece bir kez o cekedin üzerinde madalyalar varmış gibi içindekine saygı göstermekte.

Yoksa kıyafet değiştirir gibi göz rengi izlenimi değiştiren manyak gözlerin ışıltısı altında Venus olmak da ayıp değil, Hephaestus olmak da, hatta Ayvalık tostu olup post-yapısalcı bir küslük içinde yeni bir dünya yapmak da.

Muhteşem cekedim böyle buyurdu.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 04/06/2011 by in Başka birtakım hassasiyetler, Genel and tagged , , .
%d blogcu bunu beğendi: