C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Geyik otu / dictamnus üzerine (Aeneis 12.412)

Romalıların atası Aeneas, kendi hikayesinin anlatıldığı Vergilius’un Aeneis‘inin 12. kitabının ortalarına doğru, atılan bir mızrakla yaralanır. Anası tanrıça Venus de oğlunun hekim müdahalesiyle kapanmak bilmeyen yarasını iyileştirmek için Girit’teki Ida Dağı’ndan geyik otu veya diğer adıyla Girit kekiği toplar. (12.412: “<Venus>… dictamnum… Cretaea carpit ab Ida”) Vergilius’un betimine göre, bu otun sapında tüylü yapraklar ve mor çiçek vardır. Dahası, aşağıda diğer kaynaklarla karşılaştıracağım bir bilgi olarak, bu, bedenlerine ok isabet eden keçilerin iyi bildiği (12.414: “non illa feris incognita capris”) bir ottur.

bot1

Burada bir dictamnus, geyik otu görüyorsunuz.

Peki, nedir bu geyik otu? Metinde geçen Latincesi dictamnus‘tur ve bu, Yunanca asıl adının bire bir aktarılmış halidir: δίκταμνος (diktamnos). Bu da, ismini Girit’in doğusundaki bir dağ olan Δικτη’den (Dikte, günümüzde Sethia) alır. -Mitolojiye göre Zeus babası Kronos tarafında yenmesin diye burada saklandığından/tutulduğundan, Dikteli ya da Giritli anlamında Δικταῖος (Diktaios, Latincesi Dictaeus) sıfatını almıştır.-

Tekrar geyik otuna gelirsek, Venus oğlunu onunla iyileştirdiğine göre, en azından Vergilius’un döneminde ya da öncesinde bu otun kapanmaz yaraları iyileştirdiğine inanıldığı söylenebilir. Botanikteki bilimsel adı origanum dictamnus olan bu ot, Eskiçağda sıcak serada yetiştirilirmiş. Doğal ortamında yetişenle bu ottan bahseden en eski yazar Aristoteles’tir. Onun bildirdiğine göre, Girit’teki vahşi keçiler, insanların fırlattığı (başka kimler fırlatabilir ki?) zehirli oklarla yaralanınca bu otu ararmış ve otu bulup da ısırınca ok vücutlarından düşermiş (Aristoteles, De Historia Animalium 612a4). Aynı anlatıyı Theophrastus, De Historia Plantarum 9.16.1’de de görürüz. Cicero’nun da bunlar ve benzer minvaldeki aktarımları bildiğini düşünebiliriz, zira o da minik bir farkla aynı olayı anlatır. Minik fark ise, ona göre aynı durumda bu otu yiyenler keçiler değil, geyiklerdir! (Cicero, De Natura Deorum 2.50.126)

Yaşlı Plinius da, Cicero gibi, bu oyu yiyen hayvanın geyik olduğunu belirtir (Historia Naturalis 8.41). Ayrıca Solinus (Polyhistor 19.15) ve Aziz Ambrosius da (Hexaemeron 6.26) geyik anlatısını sürdürür. Isidorus ise Origines 17.9’da Vergilius’un anlatısını hatırlatarak otun saplanan demiri vücuttan atabilecek kadar güçlü olduğuna dikkat çeker.

Otun ismi, yukarıda da sıkça kullandığımız gibi, “geyik otu”, yani isimde daha çok Latin geleneğini -Vergilius’un baştaki aktarımı hariç elbette- izleyerek keçi yerine geyiği tercih etmişiz. Muhtemelen, bu isim tercihinde başka yöresel faktörler de etkili olmuştur, bu konuda bilgisi olan buraya yorum olarak yazabilir. Daha fazla araştırmaya üşendim.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 04/09/2017 by in Eskiçağ üzerine, Latince üzerine and tagged , , , , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: