C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Antik Dünyada Ölüseviciliğe İlişkin Birkaç Anlatı

DIONYSOS

Euripides’e duyduğum arzu beni mahvediyor!

HERAKLES

Ölmüş olsa bile mi?

DIONYSOS

Canlı olan hiçbir ölümlü beni ölen Euripides’in ardından gitmekten alıkoyamaz!

HERAKLES

Ölüler alemine mi gitmek istiyorsun?

DIONYSOS

Evet, Zeus aşkına, varsa öyle bir yer, oraya gitmek istiyorum!


(Aristophanes, Kurbağalar 67-71)


Necrophilia veya Türkçesiyle Ölüsevicilik, Yunancada “ölü” (νεκρός, nekros) ve “sevme, yakınlık duyma” (φῐλία, philia) kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. Günümüzde tıp ve psikoloji sözlüklerinin genel olarak “ölü bedenlere duyulan cinsel ilgi, erotik arzu” şeklinde tanımladığı bu olgu antik dünyada kavramsal olarak veya bir psikolojik tanı nesnesi karşımıza çıkmaz. Bununla birlikte bu kavramın ifade ettiği eyleme uygun birtakım vaka ve mitler metinlere yansımıştır. Bu yazıda bu vaka ve mitler üzerinde duruyoruz.

Tarihin babası Herodotos’un anlattığına göre (2.89) Mısır’da hatırı sayılır erkeklerin eşleri, güzel ve iyi şöhretli kadınlar öldüğünde hemen mumyacıya götürülmezmiş. Üç dört gün geçmesi beklenirmiş, mumyacının ölen kadına kötü bir şey yapması bu şekilde engellenirmiş. Aynı yerde anlatılan o ki, daha öncesinde bir mumyacı yeni ölen bir kadına sataşmış ve beraber çalıştığı kimseler de onu ele vermişler. Burada dikkat edilmesi gereken husus, yaşarken de hatırı sayılır bir erkeğin eşi olduğu için korunma imkanı bulan, güzel ve iyi şöhretinden ötürü değerli olan kadınların öldükten sonra da imtiyazlarını koruyor olmalarıdır.

Ölen bedeni korumayla ilgili bir anlatı da Babil Talmud’unda bulunur. Buna göre Judea kralı Herod (İÖ 73-74) bakire bir kızla evlenmek istemiş, ancak kız evlenmemek için intihar etmiştir. Bunun üzerine Herod kızın cansız bedenini yedi yıl boyunca bal içinde saklamış ve onunla düzenli olarak birlikte olmuştur. Ephesuslu Xenophon da Spartalı Aigialeus ile karısı Thelxinoe’un benzer bir öyküsünü anlatır (Ephesiaca 5.1.12), buna göre Aigialeus karısının cansız bedenini Mısır usulüne uygun bir şekilde muhafaza etmiş, onunla canlı gibi konuşmaya, birlikte yatmaya ve öğününü paylaşmaya devam etmiştir.

Yine Herodotos’un anlattığı, ölüsevicilikle ilgili bir olay daha vardır. Merkezinde Korinthos tiranı olan Periandros’un (İÖ 627-587) bulunduğu bu olay, aynı zamanda zalimce bir yönetim hikayesinin bir parçasıdır. Başlangıçta nispeten ılımlı bir tiran olan Periandros özellikle de Miletos tiranı Thrasybulos ile görüştükten sonra daha kan dökücü bir tirana dönüşmüştür.Buna göre, Periandros Thrasybulos’a bir elçi göndererek devleti nasıl yönetmesi gerektiğine dair öğüt almak istemiştir. Thrasybulos elçiyi yanına alarak başak tarlasına gitmiş ve aşırı uzamış olan başakları koparıp atmış, daha sonra elçiyi herhangi bir öğüt vermeden geri göndermiştir. Periandros alması gereken mesajı almış ve sitesini sivrilen herkesi katletmeye başlayarak daha zalimce yönetmiştir. Karısı da bundan nasibini almıştır. Nitekim Herodotos’un anlatımına göre Periandros öldürdüğü (3.50) karısının cansız bedeniyle cinsel ilişkiye girmiştir (5.92G.1-3). Aynı hikayenin Damascuslu Nicolaus (Fr. 58.2) ve Diogenes Laertius (1.94 ve 100) tarafından da anlatıldığını görmekteyiz, ancak Herodotos’un anlatımındaki bir detay konumuz bakımından dikkat çekicidir. Thesprotia’daki Akheron nehri üzerinde bulunan Ölü Kehanetlerine adamlar göndererek bir dostunun bıraktığı paranın yerini öğrenmek istemiş, bu sırada Melissa’nın çıplak ve üşüyen hayaleti görünmüş, hayalet bu halinden ötürü paranın yerini söylemeyeceğini söylemiş. Yine hayaletin söylediğine göre, Periandros’un Melissa’yla birlikte gömdüğü elbiseler de onu ısıtmaya yetmemiş, çünkü Melissa’nın bedeni yakılırken bu elbiseler yanmamış. Herodotos, Periandros’un hayaletin gerçeği söylediğini anladığını belirtir, zira hayaletin sözlerinden biri de Periandros’un “ekmekleri soğuk bir fırına verdiği”dir. Herodotos bu noktada Periandros’un, daha öncesinde Melissa’nın ölü (dolayısıyla “çıplak ve soğuk”) bedeniyle birlikte olduğunu hatırlatır (5.95G.2).

Eski Yunan’ın bazı erotik mitlerinde de ölüseviciliğe rastlanır. Örneğin İÖ birinci yüzyılda yaşamış olan ve ünlü Romalı ozan Vergilius’un hocası olarak da bilinen gramerci Nicealı Parthenius’un Phylarchus’tan aktardığı bir mite göre (Erotica Pathemata 31), Dimoetes ismindeki biri erkek kardeşi Troezen’in kızı olan Euopis’le evlenir. Ne var ki, Euopis de kendi erkek kardeşine aşık olmuştur. Buna sinirlenen Dimoetes, Troezen’e durumu anlatır, Euopis bu utancı taşıyamayacağını düşünerek kendisini asar. Kocası Dimoetes onun öldükten sonra bile kaybolmayan güzelliğine vurularak ölü bedenini saklar ve onunla gizlice beraber olmaya devam eder. Ancak kadının bedeni artık birlikte olunamayacak kadar çürümeye başlayınca Dimoetes onu gömerek büyük bir mezar yaptırır ve sonra mezarın yanında intihar eder. Peki, Dimoetes Euopis’i mi yoksa, onun ölü bedenini mi yitirdiği için intihar etmiştir? Miti aktaran Parthenius, hikayenin sonunda Dimoetes’in tutkusunu (πάθος, pathos) yatıştıramadığı için kendisini öldürdüğünü söyler, Euopis öldükten sonra değil de, onun ölü bedenini yitirdikten sonra intihar etmesi, tutkusunun asıl nesnesinin ne olduğuna dair bir ipucu olabilir.

Başka bir Yunan mitine göreyse ünlü savaşçı Achilles, Troya Savaşı’nda öldürdüğü, savaş tanrısı Ares’in kızı olan Amazon kraliçesi Penthesilea’nın ölü bedenine aşık olmuştur, ancak onun cinsel arzularını bu ölü bedenle doyurduğuna atıf yoktur. Bu hikaye, spekülatif bir şekilde Homeros’un Ilias destanının devamı olabileceği düşünülen ve Miletuslu Arctinus’a atfedilen Aethiopis adlı günümüze eksik ulaşmış bir metinde anlatılır. Dahası, aynı hikayede Achilles’in, kendisinin ölü bedene duyduğu aşkla alay eden ya da Eustathius’un Ilias yorumunda geçtiğince (2.219) onu bizzat ölüsevicilikle itham eden Thersites isimli kötü karakterli bir savaşçıyı da öldürdüğü anlatılır. Başka bir destan şairi, Smyrnalı Quintus da Penthesilea’nın başına gelenleri anlatmış, hikayeyi genişleterek Achilles’in tek bir mızrakla hem Penthesilea’yı, hem de onun atını öldürdüğünü söylemiştir. Bu yeni anlatıya göre, Achilles daha sonra Penthesilea’yı karısı yapmadığı için pişman olmuştur (1.671-674). Bununla birlikte aynı hikayenin Yunan – Roma, Bizans ve Ortaçağ’da yazılmış farklı versiyonları da vardır, örneğin Lycohron’a göre (999) Thersites ölen Penthesilea’nın gözünü oymuştur, aynı yazarın metnini yorumlayan bir yorumcuya göre Penthesilea ile Achilles daha öncesinde de defalarca dövüşmüştür. Kimilerine göre de Penthesilea’yı öldüren Achilles değil, oğlu Pyrrhus’tur. Bu türden farklı hikayelerin olması yazarlar için işlenen bu konunun cezbedici olduğunu göstermektedir, bununla birlikte bu hikayelerin çoğunda ölüseviciliğe yorulabilecek anlatıların olmaması en azından bu olgunun sıklıkla makul karşılanmadığını ve ilgili eylemin Achilles’e yakıştırılmadığını gösteriyor olabilirse de, bu türden yapılabilecek yorumların edebî ve filolojik spekülasyondan ibaret olduğu unutulmamalıdır.

Yukarıdaki metinsel aktarımların ışığında söyleyebiliriz ki, günümüzde olduğu gibi antik dünyada da ölüsevicilik kaçınılmaz olarak kötü bir eylemdir. Keza yine günümüz toplumlarının çoğunda olduğu gibi, ölenlere hürmet göstermek ve onları geçmişten kültürel bir miras olarak taşınan cenaze ritüelleriyle uğurlamak ne kadar gerekliyse, eski Yunan dünyasında da aynı gereklilikten söz edilebilir. Bu, sadece ölenlerin değil, geride kalanların da toplumsal kimliğini pekiştiren, onları ölenlerle aynı toplumun bir parçası kılan bir hürmet anlayışıdır. Ölüsevicilik bu hürmetin bozulması anlamını taşıdığından, yukarıda ele alınan aktarımların hiçbirinde yazarlar ölüseviciliğe herhangi bir makul gerekçe uydurma gereğini hissetmemiştir. Başta paylaştığımız, Aristophanes’in Kurbağalar oyunundaki diyalogda bile Dionysos şair Euripides’e olan arzusunun, o ölmüş olsa bile, dinmemiş olmasından rahatsız görünmez, ancak bu, Herakles için gülünç bir durumdur. Elbette böyle bir olayın gülünçlüğü kabul edilemez olmasından kaynaklanmaktadır.

Reklamlar

One comment on “Antik Dünyada Ölüseviciliğe İlişkin Birkaç Anlatı

  1. Tente
    25/08/2017

    Elinize sağlık güzel bir paylaşım olmuş, başarılar dileriz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: