C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Çeviri etiğine ilişkin bir örnek ve bir sorun

QuintusGeçen gün bir arkadaşımız Twitter üzerinden bana haber verdi, Cicero’nun bir eseri daha Türkçeye çevrilmiş, İdefix linkini paylaştı. Cicero’nun Epistulae ad Quintum Fratrem‘i  Hüseyin Üreten tarafından “Kardeşim Quintus’a Mektuplar” başlığıyla çevrilmiş ve çeviri Hel Yayınları’ndan çıkmış (İstanbul, 2016).

İdefix‘teki çeviriyle ilgili tanıtım yazısını okurken, daha önce başka bir çeviride daha karşılaştığım (ne yazık ki hangisi olduğunu hatırlayamadım, ilerleyen zamanda hatırlarsam ya da karşıma çıkarsa alta not düşerim) çeviri etiğine ilişkin bir sorun ya da tuhaflık gördüm. Önce tanıtım bülteninden alındığı belirtilen açıklamayı paylaşayım.

Romalı devlet adamı, filozof, hatip Marcus Tullius Cicero (İÖ. 106- 43), İÖ. 68’den itibaren öldüğü 43 yılına kadar yirmi beş yıla yakın bir süre mektup yazmayı sürdürmüştür. Konumuzu teşkil eden kendisinden yaklaşık iki yaş küçük olan erkek kardeşi Quintus’a yazdığı mektupları ise İÖ. 59 – 54 yılları arasında kaleme almıştır.

Cicero’nun mektupları kişisel özelliklerinin yanı sıra yazıldıkları dönemlerin tarihsel koşul ve özelliklerini de yansıtan oldukça politik metinler olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Üslubu kendine has bir üsluptur; iç dünyasını, yaptığı işleri tam bir açık yüreklilikle anlatmıştır. Aynı şekilde, Cicero’nun mektupları sayesinde Roma cumhuriyetinin son dönemine ilişkin iç siyasal koşullar Eskiçağ’ın diğer birçok dönemine göre çok daha yakından tanınmaktadır.

Elinizdeki metin üç kitaptan oluşan ad Quintum fratremin ilk kitabına ait olan birinci mektubun (I.1.1 – I.1.46) Loeb Classical Library’deki (Cicero’s Letters To His Brother Quintus, İngilizce çeviren ve yayıma hazırlayan D.R. Shackleton Bailey, Harvard University Press, Cambridge, 2002, s. 2 – 46) Latince metnin çevirisidir. İngilizce çeviri Latince aslıyla karşılıklı olarak basılmıştır. Çevirmen metnin daha iyi anlaşılabilmesi için Introduction eklemiştir. Bu Giriş Türkçe çeviride de korunmuştur.
(Tanıtım Bülteninden)

Sorun ya da tuhaflık, çevirinin yöntemine ilişkin bilgi verilen son paragrafta. Zira burada temel alınan Latince metnin kaynağının Loeb baskısı olduğu söylenmekte ve son cümlede “çevirmenin metnin daha iyi anlaşılabilmesi için Introduction ekle”diği belirtilerek “bu Girişin Türkçe çeviride de korun”duğu söylenmiştir. Nasıl yani? Latince metni de içeren bir İngilizce çevirideki Giriş yazısı da mı çevrilerek Türkçe çevirisinin başına konmuş? Anlamakta zorluk çekiyorum, bu yetkiyi metni Latinceden Türkçeye çeviren kişiye ve bu metni yayınlayan yayınevine veren kim? Sorunu başka türlü anlatayım:

Bu kitapla okuyucuya vadedilen Cicero’nun bir metninin Latinceden yapılmış çevirisi olması gerekirken, Türkçe çevirmen Latince metin için temel aldığı bir İngilizce çevirisindeki Giriş yazısını da çevirerek aslında o Latince-İngilizce baskının kendisini çevirmiş olur ve bu kitabın vaadi artık Cicero’nun “Epistulae ad Quintum Fratrem”ini değil, aynı metnin “Cicero’s Letters To His Brother Quintus” başlıklı çevirisinin çevirisi olur. Hangi dilde yapılmış olursa olsun ama özellikle de klasik dünya ve dilden yapılan bir çevirideki Giriş yazısı, ana metnin yazarına ait değilse, ki burada da değil, “izinsiz” başka bir çeviriye alınamaz, alınırsa kitabın vaadi o baskının kendisinin çevirisi olur, ana metnin çevirisi değil.

Bu, çeviri yanında yayıncılık etiği bağlamında da sorundur. Zira Loeb baskısı halen satışta bulunan ve içindeki çevirmene ait unsurların bire bir çevirisi için ayrıca satın alınması gereken bir kitaptır, dolayısıyla Hel Yayınları’nın bunun için Harvard University Press’ten izin alması gerekir, ki bu da bana kalırsa çok doğru değil, zira klasik dillerden yapılmış bu tür çevirilerde her kitabın kendi Giriş’i olmalıdır, zira her çevirmen yazara ilişkin biyografik, metne ilişkin tarihsel, edebî, felsefî, vs. bir Giriş yazmak suretiyle  okuyucuyu “kendi çevirisi”ne hazırlar. Bailey’in Giriş’i, Bailey’in çevirisinin Giriş’idir, bu Giriş onun dil duyuşuna bağlı metinsel anlamlandırma ve anlayışının kavranmasını sağlar, Hüseyin Üreten’in değil. Hüseyin Üreten kendi çevirisi için yeni bir Giriş yazmalıdır (Elbette, bu Giriş’te başkalarının Giriş’lerinden kaynak göstermek suretiyle faydalanabilir, bunu vurgulamaya bile gerek yok), batıdaki saygın yayınlar böyle olur, kimse kimsenin çevirisindeki Giriş’i alamaz. Hele ki “Bu Giriş Türkçe çeviride de korunmuştur” gibi bir ifade hiç kullanılamaz, zira çeviride korunması gereken sadece yukarıda da belirttiğim gibi Cicero’nun yazdığı metnin kendisidir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 27/03/2016 by in Eskiçağ üzerine, Latince üzerine and tagged , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: