Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

Vatikan isminin kökeni üzerine

Bir arkadaşımız “Vatican ismi nereden geliyor?” diye sormuş, beraberinde başka şeyler de söylemiş / sormuş. Önce o diğer şeylerden birine cevap vermek istiyorum zira bunu soran başkaları da oldu.

Özetle: Ben Eskiçağ’a özgü özel isimlerde niçin İngilizce yazımı temel alıyormuşum, örneğin niçin Sokrates değil de, Socrates diyormuşum. Evet, her çalışmamda ve internetteki yazılarımda (örnek üzerinden gidersem) Sokrates‘i değil Socrates‘i kullanıyorum, çünkü temel çalışma metinlerim ve çalışma alanım Latince yazılmış kaynaklar, dolayısıyla diğer özel isimlerde olduğu gibi, Socrates‘te de Latincesini temel alıyorum. Yani bu Socrates İngilizcedeki Socrates değil, Latincedeki Socrates‘tir. Ancak Sokrates de diyebilirdim, zira o da Yunanca orjinalinin Türkçe yazımına ve okunuşuna uygun halidir. Ancak benim tercihim, üzerinde çalıştığım metinlerdeki özgün kullanımlardır.

Yine bunu soranların (örnek üzerinden gitmeye devam) Yunanca orjinalinden (orjinale uygunluktan) ötürü mü, yoksa Türkçedeki “yaygın” kullanımdan ötürü mü Sokrates‘i Socrates‘e tercih ettiği de farklılık oluşturur, zira Yunanca orjinaline uygunluğu gözetiyorlarsa, diğer özel isim kullanımlarında aynı dikkati gösterip göstermediklerini merak ederim, örneğin Τροία’ya Troia mı diyorlar, yoksa Truva mı? Ya da  Ἀλέξανδρος ὁ Μέγας’a Aleksandros o Megas veyahut sadece Aleksandros mu diyorlar, yoksa Büyük İskender veyahut sadece İskender mi? Türkçede “yaygın” kullanımı önemseyenler, son örnekteki Büyük İskender‘i tercih ediyordur muhtemelen, benzer şekilde Troia‘yı da Fransızca üzerinden alıp Truva diyorlardır. Ama ben elimden geldiğince dememeye çalışıyorum, bununla birlikte istisnaî durumlarda Türkçedeki yaygın kullanımları da önemsiyorum (önemsemek zorunda hissediyorum kendimi), zira Latince metinlerde Alexander geçiyor diye, İskender’e Alexander demem ya da kanımıza işleyecek kadar benimsediğimiz Homeros‘u Latinize edip Homerus demem. Bazen orjinal dili kullanmayabileceğimizin örneğini bir Renaissance (niye Rönesans demedim?) ismi üzerinden de verebilirim: İlgili zattan bahsederken Nicolaus Copernicus mu demeliyiz, yoksa ismin orjinal dili olan Lehçeden transliterasyon yapılmış olan Niclas Koppernigk mi? Latince yaygın kullanım orjinal kullanımı bastırıyor bu durumda değil mi? Ezcümle: Özel isim çevirisinde Latince özgünlüğü temel almakla birlikte esneklik de gösteririm.

Şu Vatikan meselesine geleyim.

 Vatikan isminin Latincedeki en uzak atası “geleceği gören, kâhin, falcı, peygamber” anlamındaki vates ismidir. Charlton T. Lewis büyük Latince sözlüğünde vates isminin (Latinceyle paralel zaman diliminde) Sanskritçedeki “söylemek” anlamına gelen vad fiiliyle ilgili olabileceğini söylüyor. Keza aynı yazar bize vates‘in Eski İrlanda dilinde (günümüz İngilizcesinde de) bulunan “inanç” anlamındaki faith kelimesiyle bağlantılı olabileceğini hatırlatıyor. Katolik Kilisesi’nin merkezi olan Vatikan’ın isim olarak da “inanç” anlamındaki bir isimle ilişkili olması garip değil mi? Ancak Oxford English Dictionary’de, bahsi geçen faith isminin de Latincedeki aynı anlama gelen fides isminden gelebileceği söyleniyor. Peki, fides nereden geliyor? Yunancadaki πειω (peio) yani “ikna ediyorum” fiilinden… Bu durumda tarihsel kesinliği bulunmayan şöyle bir geçiş şeması gözümüzün önüne geliyor:

Vates isminin çok eski dönemde “şair” anlamında da kullanıldığını görüyoruz, Charlton T. Lewis, zaman içinde bu terimin yine “şair” anlamındaki (Yunancadan gelen) poeta terimine yenik düştüğünü, bununla birlikte Vergilius tarafından yeniden canlandırıldığını söylüyor. (bkz. Ovidius, Tristitia) Augustus’tan sonraki dönemde “üstad, uzman” anlamını kazandığını görüyoruz vates’in, örneğin “Q. Scaevola legum clarissimus et certissimus vates” “Yasaların en seçkin ve en bilgili uzmanı olan Q. Scaevola…” (Valerius Maximus, 8.12.1)

“Kâhin, şair, üstad” bu üç anlamın birleştiğini düşünürseniz, bizim Türkçede “peygamber” dediğimiz propheta terimini bulmaz mısınız? Bu da ayrı bir yazının konusu olabilirse de, biraz bahsedeyim.

Vates isminden başka isim ve kelimeler de türemiştir Latincede: Vaticinatio (kahinlik), vaticinator (kahin, şair, peygamber), vb. Burada benim için dikkat çekici olan türemiş kelime vaticinor fiilidir, zira ilk anlamı vates ismine uygun olarak “kahinlik yapmak, geleceği görmek” ve “şiir okumak”tır, ikinci anlamı ise “delice ya da abuk sabuk konuşmak”tır. Anlaşılıyor ki, geleceği gördüğünü şiirsel bir dille açıklayan kişi (kahin, şair ya da peygamber) toplum içinde “delice ya da abuk sabuk konuşan” biri olarak görülmüştür, ki bu hiç şaşırtıcı değildir. Zira İbrahimî geleneğin peygamberler tarihine baktığımızda, peygamber olduğu söylenen neredeyse her insanda ilkin içinde yaşadığı toplumun gözünde geleceğe matuf “delice ya da abuk sabuk konuşur” bir tavır görürüz. Bu tavır gelecekten (dünya ya da ahiret yaşamıyla ilgili) bilgi veren insanın toplumdan soyutlanmasına, çile çekmesine ya da kahramanlaşıp lider olmasına neden olabilmiştir. Nasıl olmasın ki, o bir “üstad”dır, her şeyden önce değişik biridir, dolayısıyla değişik konuşur. (Aklınıza geleni biliyorum: “Sen ne konuşuyorsun lan değişik?” http://www.youtube.com/watch?v=qSPDegXDHQU) Geleceğe dönük bilgisi ya da geçmişten bugüne yaşanmış her şeyi analiz edip, hakikate ilişkin avamı bilgilendiriyor ve peşinden sürükleyebiliyor olması, vatinator‘u (propheta) yani ‘kahin, şair ve peygamber’i bir entelektüel’e dönüştürür. Noam Chomsky de buna dikkat çekiyor (http://atung.net/), zira Yahudi geleneğindeki peygamberlerden Amos’un “Ben peygamber değilim, ben bir peygamberin oğlu değilim, ben basit bir çobanım” derken “ben entelektüel değilim, avamdan biriyim” demeye çalıştığını belirtiyor, yani “ben değişik konuşmuyorum” demeye çalışıyor Amos.

Anlaşılıyor ki, Latincedeki tam karşılığı Vaticanus olan Vatikan ismi vates‘ten geliyor ve “kehanetle, inançla alakalı yer” anlamını taşıyor. Roma’da Vatikan tepesi (mons Vaticanus) olarak bilinen yere de, dolayısıyla “Kahin/kehanet tepesi” de denebilir. Ancak -pagan döneminde- tepeye böyle bir kutsallık atfedilip atfedilmediği bilinmiyor, hatta Hıristiyanlığın ilk yüzyılında, Aziz Petrus ve onun takipçileri için bu tepe insanların yaşadığı bir yer olarak düşünülmemiş bile (G. Seldes, The Vatican: Yesterday, Today, Tomorrow, Taylor & Francis, 1934, s.11).

Elbette alternatif etimolojik çözümlemeler de olabilir, örneğin Lacan meşhur bir yazısında (“Fonction et Champ de la Parole”, 1966) Vatican ismini Latincedeki “bebek ağlaması” anlamındaki vagire fiiliyle ilişkilendirmişti ki, “bebek ağlaması insanın ilk konuşmasıdır (konuşma çabasıdır)” şeklinde bir göndermede bulunmuştu. Etimolojik olarak değilse de, başarılı bir µίµησις (mimesis) yani uydurma olması bakımından kayda değer bir yorum.

5 comments on “Vatikan isminin kökeni üzerine

  1. Öncelikle güzel bir yazı olmuş, bunun için tebrik ve teşekkür ederim.

    Yazınızın orta kısmında kullanmış olduğunuz youtube linki kırık, yenilerseniz sevinirim.

  2. Anonim
    14/05/2017

    ötüken ile hiç bağlantılı olabileceğii düşündünüz mü?

    • jimi the kewl
      14/05/2017

      Açıkçası, düşünmedim. Ancak t, k, n sessiz harflerinin ortaklığı dikkat çekici. Belki ileri bir çalışmada, arada tarihsel bir bağ olup olmadığı incelenebilir.

  3. deniz
    07/12/2018

    Merhaba

    Vatikan belgeselinin 10.22.dk.da Vatikan isminin kaynağı, Etrukslerin taptigi vadicanus isimli tanriya dayandiriliyor,henüz teyid edici bir kaynaktan arastirmadim.bu konuda belki bilginiz vardir

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: