C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Chrysippus! (Stoacılar ve Ensest Meselesi, vol. 3)

Stoacılık ve ensest konusunu ele almaya devam ediyorum, bu üçüncü fasıl. İlk fasıl #19626697 no’lu entiride (veya blogda), ikinci fasıl ise #19630051 no’lu entiride (veya blogda) bulunuyor. Sıkılan olursa bahçeye çıkabilir, benden izin istemesine gerek yok. Neticede kimseye zorla bir şey anlatılmaz. Anlatmak isteyen yanılır, yanılan da anlatmak ister. Ben ikisi de olmak istemem.

Antik Yunan’ın şehir-devletlerinde komünizm arayışına çıkan Doyne Dawson‘ın “Cities of the Gods: Communist Utopias in Greek Thought” başlıklı o harikulâde eserinde de söylediği gibi, Stoacılığın kurucusu olan Zeno’nun ideal devletinde homoseksüel ve heteroseksüel ilişkiler arkadaşlığı, uyumu ve özgürlüğü destekleyecek unsurlar olarak görülüyordu [1], bu yüzden evrenin başlangıcından beri var olduğu düşünülen, en eski tanrısal güçlerden olan Eros yani evrendeki her şeyi birbirine tutturan tanrısal tutkal, Stoacılığın temel veçhesi olan insandan ‘bilge yaratma’ ideali kapsamında bilgeyi bilgeye ya da insana bağlama arzusuyla yaşlıları eğitilerek evrilmesi gereken gençlere bağlar, dahası bu tanrısal/bilge tutkalın tıpkı Eros gibi bir cinsiyeti yoktur, biseksüeldir [2].

Doyne Dawson da bu kapsamda diyor ki, “…biseksüel eros’un eğitim anlamındaki değeri, zeno’nun ideal toplumundaki eğitim sistemini de açık eder[3] yani bununla ve bağlamla kast ettiği şu, sizler için özet geçeyim:

Stoacılığın kurucusu olan Zeno’nun ideal devletinde insanlar ve bilgelik peşinde olanlarla olmayanlar arasında tıpkı Eros gibi bir biseksüel bağ olsun, kadın erkek, yaşlı genç hepsini kavrasın da nasıl kavrarsa kavrasın. Aralarındaki statü farklılığının hiçbir önemi yok, kadın kadınla, erkek erkekle, genç gençle, yaşlı yaşlıyla ya da çapraz eşlemeyle, herkes herkesle yani, açık konuşayım, bu uğurda her türlü kaynaşabilir ve birlikte olabilir, neticede herkes bilgeleşme ve öğretinin genel prensiplerini edinme koşuluna uymak zorunda!

Bu yüzden eşcinsellik ve ensest de dahil olmak üzere, yine bu dönemde kimi farklı ekoller tarafından ötelenen ilişki türleri Zeno’nun ideal devletinde makul karşılanır. Öğretinin prensipleri yaşama geçsin de, nasıl geçerse geçsin, işin özü bu (öğreti temelli yaklaşımı da homo insipienslikten sayabilir miyiz?)

Tekrar özel olarak ensest ilişkiye cevaz verilmesine dönersek, Dawson, evvelce bahsettiğim felâkete uğrayan yeryüzünde bir babayla kızının kalması durumunda ikisinin, insanlığın devamı için ilişkiye girmesi gerektiğiyle ilgili Chrysippusçu mesajı yorumlarken, söz konusu filozofun niçin böyle bir kuramla uğraştığını inceler ve modern yorumcuların “ensest” ile “kadın topluluğu” arasındaki bağa ilişkin bir hususu atladığını düşünür. Yazarın bildirdiği üzere, Yunanların seksüel komünizmle (buna seksüel müştereklik de diyebiliriz, gerekçesini yukarıda kısaca anlatmıştım: öğreti temeldeyse, onun amaçlarına götüren her türlü insan ilişkisi de mübahtır, örneğin kadınlar müşterektir ve herkes herkesle birlikte olabilir) kavramıyla ilgili en sakıncalı buldukları şey, bunun kaçınılmaz ensesti (başka deyişle, ‘cevaz veriyoruz ama illa da olsun demiyoruz‘) mümkün kılıyor oluşudur [4].

Örneğin Aristoteles’in ayıpladığı ölçüde Platon da bundan kaçamamıştır. Aristoteles, Zeno’nun öğretiyi temel alan, bu yüzden kan-bağını ve onun meydana getirdiği yaşam stilini önemsemeyen bir tür “dünya vatandaşlığı” fikrini savunan yeni idealini daha sert eleştirmek durumunda kalabilirdi. Zeno’nun düzeninde, gâvurların communal marriage yani müşterek evlilik dediği herkesin herkese ait olduğu bir ilişkiler zincirinden bahsedebiliriz o halde. Hem dünyanın vatandaşısın, hem aile ve devlet bağına, insanî ve toplumsal sınırlara bağlı değilsin.

Stoa’nın Roma döneminde yaşamış olan Seneca’nın deyişiyle, “O quam ridiculi sunt mortalium termini [5], ölümlülerin belirlediği sınırlar ne gülünç! Ya ailevî sınırlar? İşte Zeno’nun düzeninde müşterek evliliğin bir şekilde enseste cevaz vermesinin nedeni budur, yani insanı, Seneca’nın mens universi dediği [6] evrensel akılla ve evrenin canlı olsun olmasın bütün iştirakçileriyle ortak duygulanıma katmak ister öğreti, analık babalık kızlık oğulluk ayrılığı-gayrılığı olmasın ister, bunlar Seneca’nın başka bir vesileyle -yukarıda da alıntıladığım üzere- ölümlülerin gülünç sınırlarıdır, oysa insan zihnen kendini bütünün bir parçası olarak görmelidir, ancak bu şekilde zihnen yücelecek ve her şeyin bir bütüne uyduğunu kavrayacaktır. Bunu düşünen baba, kızıyla cinsel ilişkiye girebilir, bu Stoacı mantığa göre.

Ayrıca Dawson’ın, bu cevazla ilgili olarak adı geçen eserinde belirttiği bir diğer unsur olan anti-superstition yani batıl inanca karşı durma temayülü de ensesti ilk stoacıların gözünde makul kılmış olabilir; yazarın da bildirdiği gibi [7], ensest yasağı diğer yunan tabularına karıştığından, Chrysippus ona cevaz vererek diğer tabulara da karşı çıkmış olduğunu gösterir (diğer tabularla birlikte ona da karşı çıkabilir, başka deyişle). örneğin Yunanların kurban ritueliyle ilgili birtakım yasakları vardı, rituele iştirak edenler bazı yiyeceklerden sakınırdı ya da loğusa yatağından ve ölüm döşeğinden kalkıp doğrudan tapınağa gidemezdi, bunlar, o dönemin Yunanları için ensest tabusu gibiydi, ha onlar, ha ensest fark etmezdi. Bu yüzden Stoacılar da, ama özellikle de Chrysippus, hayvanların ve perslerin deneyimlediği ensest ilişkinin, bu yüzden (deneyimlenebilirliğinden/deneyimlenmiş olmasından ötürü) doğaya aykırı olamayacağını düşünmüştür [8].

Secundum naturam yani doğaya uygunluk ilkesini öğretinin temeline yerleştiren ve insanlara “dışınızdaki ve içinizdeki doğayla uyumlu olun” mesajını veren Stoacılar da, ama özellikle de Zeno ve Chrysippus doğal olarak ensesti (diğer mantıksız tabular gibi) tabu olmaktan çıkarır, doğallaştırır.

O halde buradan iki sonuca varıyoruz:

a) Erken dönemde yaşamış Stoacı enseste cevaz verir, çünkü evrensel bütüne ve evrenin müşterekliğine bağlanan öğretisi, insana kaçınılmaz olarak insanî (ve doğal olarak ailevî) sınırları önemsememesini öğütler. Ensest yasağı, neticede bir yasaktır, aşılmak durumundadır, çünkü insanı hiçbir dünyevî yasak sınırlamamalıdır.

b) Erken dönemde yaşamış Stoacı enseste cevaz verir, çünkü toplumda deneyimlendiğinde sıkıntı doğurmadığı anlaşılan yığınla tabu bulunur ve zihnî yükselişini gerçekleştirmek isteyen insan ensest de dahil olmak üzere bu tabuları aşmak, Eros tutkalıyla bütünlük ve teklik (unitas) içindeki evrene yapışmak zorundadır. Baba-kız, ana-oğul gibi mortalium termini yani ölümlülerin sınırları, gülünçtür!

Stoa ve enseste cevazı konulu bu üç entiride, söz konusu cevazla ilgili vardığımız sonuçları tekrarlayarak konuyu kapayalım:

1. Erken dönem Stoa düşüncesi enseste, deneyimlendiğinde bir sıkıntı olmadığını gördüğü ve bu yüzden onu doğaya aykırı bulmadığı için cevaz verir.

2. Erken dönem Stoa düşüncesi enseste, bizzat tabulara karşı çıktığı için cevaz verir.

3. Erken dönem Stoa düşüncesi enseste, insanoğlu eninde sonunda evrensel yıkımla karşılaşıp yeryüzünde bir babayla bir kızı kaldığında ensesti “zaten” deneyimlemek zorunda kalacağı için, cevaz verir (insanlık bu noktasına gelene kadar muhakkak bir zamanda, bir yerde ensest deneyimlenmiştir).

4. Erken dönem Stoa düşüncesi enseste, evrenin kutsal aklı insanlığa örnek teşkil ettiğinden, başta baş-tanrı zeus ve kızkardeşi olan hera’nın ensest birlikteliği de insanlara örnek teşkil etmesi gerektiğinden, cevaz verir.

5. Erken dönem Stoa düşüncesi enseste cevaz verir vermesine de, çağların ve toplulukların gelişimi neticesinde sonraki Stoacılar bu cevazı törpülemiş ve öğretinin kurucularının bu yöndeki yolundan saparak daha tutucu olabilmiştir. Demek ki mitolojiler gibi, öğretiler de zamanın tezgahında uygarlaşır ve insanlaşır.

Notlar:

1. Doyne Dawson, Cities of the Gods: Communist Utopias in Greek Thought, Oxford University Press, 1992, s.184.

2. D. Dawson, a.e.
3. D. Dawson, a.e.
4. D. Dawson, a.e.
5. Seneca, Naturales Quaestiones 1.P.7.
6. Seneca, Naturales Quaestiones 1.P.12.
7. D. Dawson, a.e.

8. Ben de inci sözlük’ü yorumlarken aynı argümantasyonu sunmuştum, “… doğal bir seyrin neticesi olan hiçbir şeyden korkulmaması gerekir.” (#18621658) neticede inci sözlük de sözlükler aleminde ensest gibi çarpıcı bir etki yaratır, babayla kızının birlikteliği gibi, daha sanalını ve koftiden olanını düşünün işte.
Reklamlar

3 comments on “Chrysippus! (Stoacılar ve Ensest Meselesi, vol. 3)

  1. Anonymous
    10/07/2010

    >çok güzel.

    • Anonim
      05/10/2011

      bu ne la böyle, porno bloğu gibi 🙂

  2. Anonymous
    05/10/2011

    berbat..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: