C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

İki mektubunda Platon’un aktif siyasete atılmama gerekçesi üzerine (Cicero’nun bakış açısıyla)

Sinema eleştirmenleri için “çok biliyorsan kendin çek” minvalinde bir söz söylenir, teorik birikim ve deneyimin pratiğe kusursuz bir şekilde aktarılıp aktarılamayacağı layıkıyla düşünülmeden, öfkeyle söylenmiş bir sözdür bu. Aynı durum yaşadığı dönemin ve öncesinin siyaset pratik ve deneyimlerini yorumlayıp bütün siyasî rejimleri kötüleyen ve kendi ideal rejimini, yani ütopyasını savunan Platon’a getirilebilecek olan “madem çok biliyorsun, geç ülkenin başına, yönet ve sorunları çöz” eleştirileri için de geçerlidir. Bu tür kaba bir eleştiri yapıldı mı, bilmiyoruz ama en azından Platon kendi yaşadığı dönemin Atina’sındaki sosyo-politik yapıyı göz önünde tutarak niçin siyasete atılmadığını iki mektubunda ama özellikle de birinde (5. mektup) açıkça ortaya koymuş, Cicero da bir mektubunda (Epistulae ad Familiares 1.9.18) bu konuyu ele almıştır, burada bu kaynaklarda işlenen bu konu üzerinde biraz durmak istiyorum.

5. mektup

5. mektubunun bir yerinde (5.322a7-b4) Platon’un ülkesi için geç doğduğu ve aklı yetmeye başladığı dönemde de Atina halkını da “yaşlı” bulduğu geçer, halk kendisinden önce yaşamış diğer insanlardan öğrendiğini yapmayı alışkanlık edinmiş durumdadır ve halkın Platon gibi birinden nasihat ya da buyruk almaya niyeti yoktur. Buna rağmen halka siyasî nasihat vermenin tehlikeli olmadığını, aksine yararlı olduğunu düşünseymiş, Platon aktif siyasetle ilgilenir ve devlette görev almaya hevesli olurmuş, mektuptan anladığımız bu.

Cicero kendi mektubunda kendi güncel siyasî bağlamında konuşurken, bir ara Platon’un buradaki yaklaşımını değerlendirmeye alır, ona göre Platon “Atina halkını yaşlılığında neredeyse aklını kaybetmiş (bunamış)” (populum Atheniensem prope iam desipientem senectute) bir toplum olarak görmektedir, dolayısıyla bu toplum “ne ikna ne de zor yoluyla yönetilebilir” (nec persuadendo nec cogendo regi) bir durumdadır. Bu noktada Cicero’nun Platon’un siyaseten zor kullanmayı, yani baskıcı bir yönetim kurmayı desteklediğini varsaymadığını da belirtelim, zira metnin devamında “cogi fas esse non arbitraretur” der, yani “<Platon> zor kullanılmasının doğru olmadığını düşünmüştür.” Peki, Cicero Platon’a fikren katılıyor mu? Hayır, ondan farklı düşündüğünü söylüyor, ona göre öncelikle halk aklını yitirmiş durumda değildir, sonra, aktif siyasetle Platonuğraşmak tartışılamayacak kadar açık  bir görevdir. Ancak bu durum, elbette Roma için geçerlidir ve Roma’da aktif siyasetle uğraşmak ile aynısını Atina’da yapmak arasında ya da Roma halkının aklını yitirmiş olup olmamasıyla Atina halkının aklını yitirmiş olup olmaması arasında fark vardır.

Neticede Platon’un yaşadığı dönemdeki Atina’da oligarşik baskının tümüyle egemen olduğu bir demokratik hava teneffüs ediliyordu, 400 bin kadar Atinalının 250 bin kadarı siyaseten hiçbir hakka sahip olmayan kölelerden oluşuyor, geri kalan kesimin de çok küçük bir azınlığı meclise girebiliyordu. Platon alfabetik sıraya göre devletin başına geçebilenlerde oluşan bu azınlığın içinde yer almanın bir anlamı olmadığını düşünüyor, halkı idealize ettiği siyasî rejimle yönetme arzusu baskın çıkıyordu, ezcümle Platon Devlet’ini kurgulama gereğini hissedecek kadar mevcut siyasî rejimden hoşnutsuzdu, niye onda görev alacaktı ki?

Cicero ise Roma’nın mevcut  karma rejimindeki siyasî ve toplumsal sorunlardan rahatsız olsa da, genel olarak rejimin esenliğini savunan bir muhafazakardı, dahası Roma Atina’ya göre daha  geniş kapsamlı bir siyasî ortama ve nüfusa sahipti ve siyasî kariyer basamakları sadece soylulara (Patricii sınıfı) değil, halka da (Plebs) açıktı, rejimden memnun biri için bu kariyer basamaklarında yürümek, yani aktif siyasetle uğraşmak makul bir eylemdi.

7. mektup

Platon 7. mektubun bir yerinde (7.331b4-c6) vatandaşın iyi yönetilmediğini düşündüğünde konuşması, sonunda hiçbir şey olmayacak ve ölüm cezası alacak olsa bile konuşmaktan vazgeçmemesi gerektiğini söyler. Ancak devamında ülkesine karşı zor kullanmaması, yani siyasî devrime girişmemesi gerektiğini de belirtir. Ona göre böyle bir vatandaş en iyisi olduğunu düşündüğü siyasî rejimi sadece insanları sürgün ederek ya da katlederek mümkün kılacaksa, bundan vazgeçmeli, aksine sessiz kalmalı ve hem kendisi hem de ülkesi için sadece ama sadece dua etmelidir.

Cicero kendi mektubunda Platon’un bu mektubuna da yer verir, ona göre gerektiğinde “bilge vatandaşların düşünceleri ve istekleri değişebilmelidir” (sapientium civium,… sententia et voluntas mutata esse debet). Cicero, daha sonraki yıllarda devletin esenliği için hem teorik hem de pratik olarak tam aksini yapacak olsa da, burada (mektubunun tarihi İ.Ö.54, Aralık ayıdır) otoritesinden ziyadesiyle etkilendiğini belirttiği Platon’un fikrine katılmaktadır: “ne anne babaya ne de vatana karşı şiddet uygulanmalıdır” (vim neque parenti nec patriae adferre oportere). Kısaca açarsak, Cicero’nun Catilina tertibinde, Caesar suikastinde ve Philippicae’da Antonius’a karşı devletin esenliği için şiddet (vis) yolunu benimsediğini ya da en azından bazı durumlarda makul karşıladığını biliyoruz. Terör anlamındaki şiddet, kendisini tanımlayan otorite olduğunda terör olmaktan çıkıyor, malumunuz, hatta tarihte devlet için devlete karşı şiddet uygulandığı bile görülmüştür, bu konuların yeri burası değil, sadece Cicero’nun otoriter şiddetin meşruiyeti bağlamında güzide bir örnek olduğunu hatırlatmak istedim.

İki mektubundan hareketle Platon’un aktif siyasete atılmama gerekçesini anlamış bulunuyoruz: Platon rejimle kavgalıdır, bu rejimin içinde kalarak halkı aktif siyasetle değiştiremeyeceğinin farkındadır, kendi siyasî rejiminin teorisini paylaşmakla birlikte, hayatî tehlikesi bulunmadığı sürece mevcut rejimi eleştirmeyi de göze alır, devrim işlerine bulaşmaz, duvarlara spreyle yazı yazmaz, polisle çatışmaz, ülkesi ve kendisi için dua etmeyi salık verir, otoritenin “yine çok azdılar” diyen gönüllü bir memurunu görünce sakin kalmayı başarır. Cicero’yu da dostlar alışverişte görür.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: