Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

“quaestio mihi factus sum” meselesi

Bu yazıdan alıntı yapmak mı istiyorsunuz? Blogdan alıntı yapma kılavuzuna buyrun.

Geçen twitter’da bahsetmiştim, Arendt’in İnsanlık Durumu başlığıyla çevrilen (Çev. Bahadır Sina  Şener, İletişim, 7. Baskı, 2013) metninde Augustinus alıntısı olarak sunuluyor, ki doğru. Ancak doğru olmayan, parantez içindeki çevirisidir. Önce görelim metinde nasıl duruyor, daha sonra da kısa bir açıklama yapalım.

quaestio_mihiÖncelikle Arendt’in de Latince cümleyi yanlış çevirip çevirmediğinin önemli olmadığını belirteyim. Burada okuyucu olarak bana ulaşan metindeki Latince cümleni çevirisi olarak sunulan Türkçe ifadenin aslını yansıtmadığını savunuyorum, Arendt’in ilk çevirisinden de kaynaklanabilir bu yanlışlık, onun Türkçeye çevirisinden de. (Odaklandığım konu yanlışlığın kimde olduğu değil, yanlışlığın kendisidir.) Yine de cümlenin metnin İngilizce aslında nasıl geçtiğine bakabilirsiniz. Peki, çeviri niye yanlış? (Daha doğrusu “nasıl yanlış”?) Yanlış, çünkü her şeyden önce quaestio mihi factus sum yüklemi “factus sum” olan bir cümleyken, Türkçe çevirisi uzun bir sıfat tamlamasıdır. Çevirinin yanlışlığı biçimsel bağlamla sınırlı değil, asıl manayı olabildiğince yazarın aktardığı şekliyle yansıtma amacı taşıdığından, aksi mümkün değil, biçimsel kusur, içerik kusurunun nedeni ve göstergesidir. Bunu anlayabilmek için önce Latincesini analiz edelim:

Hannah Arendt - İnsanlık Durumuquaestio mihi factus sum cümlesi bir cümledir dedik, kabul ediyorum ilk bakışta zor bir cümle, Latince bilmenin ötesinde sürekli metin okumanın mümkün kıldığı duyuşu da gerektiriyor. Duyuşu bir anahtar gibi düşünürsek, kilidi açarken odak noktasının quaestio‘ya yüklediği anlam olduğunu söyleyebiliriz, zira cümlenin factus sum edilgen yüklemiyle sınırlı olduğunda “yapıldım/yaratıldım” anlamını verdiği düşünülürse ve yanına mihi (kendim için / kendime) dönüşlülük zamiri geldiğinde genel olarak “kendim için / kendime yaratıldım” gibi bir mananın oluştuğu anlaşılabilir. Ancak böyle kurallı bir cümlede “soru / sorun” olarak Türkçeleştirebileceğimiz quaestio isminin özne (nominativus) halinde olması ilkin sorun yaratıyor ve yorum yapmayı gerektiriyor. Latince bilen birisi bu cümleyi gördüğünde ilkin kaçınılmaz olarak özne ile yüklem arasındaki uyumu çözmeye çalışır ve biri queastio, diğeri de factus sum‘un içine gömülü ego (ben) olmak üzere iki tane özne olduğunu görünce kafası karışabilir. Kilitli kısım burası, kafada “acaba ‘ben soru yapıldım’ mı deniyor burada” sorusu geçebilir. Haksız bir soru değil, ancak edilgen yüklemli bir cümle nesne almaz, yüklemin bildirdiği eyleme maruz kalan özne gizli bir nesne gibidir, dahası quaestio şeklen bir nesne de ( örneğin quaestionem) değil. İşte sorun burada. Etken bir cümle olsaydı anlaşılabilirliği sorun çıkarmazdı, misal: me quaestionem mihi fecit: “beni kendime soru yaptı.”

Peki, sorunu nasıl çözeceğiz? Tabi ki duyuşumuza dayanarak yorum yapacağız, “kendime soru yapıldım” ya da “kendime soru olarak yaratıldım” gibi bir Türkçe cümleyle karşılayacağız. Augustinus’un Tanrı tarafından edilgen bir varlığa yani insana bir sorumluluk olarak yüklenen  içsel sorgu mekanizmasını kastettiği bu cümle Tanrı’dan habersiz ve farklı yönlere, inançlara doğru seyreden, yalpalayan bir filozofun bu arayışını da hatırlatıyor. Tanrı’yı arama fikri, malumunuz, Hollywood filmlerinden, roman ve hikaye kurgularına kadar birçok sahada defalarca işlendi. Bu tür anlatılardaki kim olduğumuza dönük sorunun yanıtının Tanrı’nın ne olduğunu ve onun gözünde ne anlam ifade ettiğimizi aramaktan (sonunda anlama ulaşamasak bile, salt aramaktan) geçtiği yönündeki telkinlerin Augustinus’taki izdüşümü olarak görebiliriz bu cümleyi. Nitekim Arendt de aynı eserinde (çevirisinde, s.39-49, 2. dipnot) buna dikkat çekiyor. Augustinus’un kendisine “sen kimsin?” (“tu, quis es?”, Confessiones 10.6) diye sorup ardından “O halde, ey Tanrı’m, neyim ben? Nasıl bir karakterde doğdum?” (“Quid ergo sum, Deus meus? Quae natura sum?”, 10.17) sorularını Tanrı’ya sorduğunu anımsatıyor. Augustinus insanın karakterini en iyi bilenin Tanrı olduğu konusunda emindir, zira onu yaratan bizatihi Tanrı’dır.

Konu edindiğimiz Türkçe çevirinin teşkil ettiği sorundan uzaklaşamıyoruz, 39. sayfadaki ana metinde bulunan yukarıda çeviriye bir sayfa sonra, dipnotun devamında başka bir çeviri eklenmiş, bu sefer Latincesiyle birlikte “kendimi onun gözüyle bir soru haline koyduğum” denmiş tırnak içinde. Bu cümlenin aslına daha yakın gibi ama yine sorunlu, zira bu aktarımla birlikte aynı cümle için iki ayrı mana sunulmuş oluyor bir sayfa arayla. Dahası Augustinus kendisinin ya da genel olarak insanın “onun <Tanrı’nın> gözüyle” soru haline konulduğundan bahsetmiyor ve soru haline koyanın Augustinus’un kendisi ya da genel olarak insan olduğunu da söylemiyor, sadece yukarıda da açıkladığımız üzere, kendisinin <Tanrı tarafından> kendisine <Augustinus’a / insana> soru olarak yaratıldığından bahsediyor. Arendt’in de aynı dipnotta ima ettiği gibi, Augustinus’un düşüncesine göre cevabı Tanrı’da olan bir soru insana yaradılışla birlikte verilmiştir ve bu soru (basitçe “insan nedir?”) “Tanrı nedir” sorusu kadar teolojiktir, teolojik arayış esastır.

 Bu yazıdan alıntı yapmak mı istiyorsunuz? Blogdan alıntı yapma kılavuzuna buyrun.

Reklamlar

4 comments on ““quaestio mihi factus sum” meselesi

  1. Melami Aydın
    10/05/2015

    Merhaba, ufuk açıcı ve doyurucu yazılarınız için teşekkür ederim. Affınıza sığınarak söz konusu cümlenin Türkçe ve ingilizce çevirisi ve Latince orjinal metnin karşılaştırması biraz psulu kalmış sanki. Özellikle, bahsettiğiniz anlam ayrımlarıyla birlikte Türkçe çeviriyi net olarak ifade edebilir misiniz? Önceki yazılarınızdan birinde belirttiğiniz Augustinusçu (aslen Platoncu elbette) günahkâr ya da “sorunlu” doğmuş/dünyaya atılmış/düşmüş olmakla bir ilişkisi var mı acaba?
    Saygılarımla.

    • jimi the kewl
      10/05/2015

      Metnin içindeki şu kısımda açıkça verdim Türkçe karşılığını:

      “Peki, sorunu nasıl çözeceğiz? Tabi ki duyuşumuza dayanarak yorum yapacağız, ‘kendime soru yapıldım’ ya da ‘kendime soru olarak yaratıldım’ gibi bir Türkçe cümleyle karşılayacağız.”

  2. Melami Aydın
    10/05/2015

    Anladım, teşekkür ederim.

  3. Oguzhan
    25/09/2015

    Merhaba,

    Kitabın sizin de link verdiğiniz orijinalinde “a question have I become for myself” diyor. “Bir soru olageldim kendim için”. Ben bunu latince bilmeden salt İngilizce üzerinden çevirdim; sizin Latince’den çevirirken belirttiğiniz “olması gerekenleri” de büyük oranda doğrulayan bir çeviriyken bu, size göre çevirmen neden böyle bir şey yapmış? Niyetim kötü değil, yalnızca İngilizce metinde “have become” gibi bir yüklem varken, cümle niye bir tamlamaya dönüştürülmüş anlamakta zorlandım. Zira salt biçimsel bir sorun değil bu, cümlenin merkez ağırlığı değiştirilince cümlenin muradı da -otomatikman- değişmiş oluyor.

    Teşekkürler şimdiden,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: