C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

(1) Latincede bela fiiller (fero, ferre, tuli, latum)

Zaman buldukça, Latinceye bulaşmış insanların başına, anlam yoğunluğundan ötürü bela olan fiilleri incelemek istiyorum. İlk sıraya, az evvel Aeneis çevirirken bir dizede belirerek bir kez daha bende iç sıkıntısına neden olan fero, ferre, tuli, latum tatsızlığını aldım. Tatsızlık diyorum, çünkü genelde kafaya yerleşen ilk anlamı günlük kullanımda fazla yer etmiyor gibiyse de, Latince metinlerin dört bir yanına yayılmakta beis görmeyen bir inatçılığı var.

Bahsettiğim anlam “taşımak”, ne taşırsın, nereye taşırsın da sürekli karşına çıkar? Ama işte genelde dilin kuruluş felsefesini iyi anlamamış olanlarca es geçilen bir durum söz konusu burada, sözcüğü ilk akla gelen anlamıyla düşünmek yanıltır, zira “sözcüğün ilk anlamı” tamlaması başlı başına aldatıcıdır. Bir sözcük için farklı tarihlerdeki kullanımına bakarak anlamlar kronolojisi oluşturmak bile o ilk anlamı baskın kabul etmeye yetmez, zira sözcüğün tarihsel fonksiyonelliğini belirleyen birçok unsur olmakla birlikte, o an hangi metinde hangi bağlamda karşınıza çıktığının da baskın anlamı belirleyebilmenizde zorluk çıkaracağını unutmamanız gerekir. Dolayısıyla benim yukarıda “genelde kafaya yerleşen” diyerek yapmaya çalıştığım betimleme yanıltıcı bir girdiyi temel almaktadır, genelde kafaya yerleşen anlam diye bir şey varsa bile, bunun sözcüğün morfolojik ve semantik özsel durumuyla bağlantısı varsayılabileceği kadar makbul olmayabilir.

Demem o ki, detaylı sözlükler işte tam da bu yüzden var, baskın anlam varsayımından ziyade farklı kullanımları örnekleriyle birlikte bir arada görmek sözcüğün farklı anlamlarının genel olarak bizde bir anlam izlenimi ile duyuşunu tetiklemesine ihtiyacımız vardır, dahası bu tetikleyişin devamında izlenim ile duyuş  deneyimimizin gereğini yerine getirmek ve metinde o an karşılaştığımız sözcüğün kullanımını kendi dilimize en uygun şekilde yansıtmak zorundayız, bire bir çeviri olsun ya da olmasın, en nihayetinde uygun bir anlama deneyimi için sözcüğün -Koselleck’in deyişi ve incelemesiyle- Beggriffsgeschichten’ıyla yüzleşmek zorundayız. Sözlükteki, onu hazırlayanın oluşturduğu ve ikincil dile aktarırken tercih ettiği sözcükler üzerine inşa edilen anlam listesinin de yetmeyebileceğini kısaca hatırlatayım, hele ki siz sözcüğü üçüncül bir dilde anlamaya çalışıyorsanız, yani Türkçe düşünüp Latince-İngilizce sözlükteki anlam listesinden anlam beğenmeye çalışıyorsanız.

Şimdi fero, ferre, tuli, latum fiiline geleyim.

Köken incelemesi yaptığımızda Yunancadaki φερω fiilini görüyoruz, “taşıyorum, katlanıyorum, çekiyorum, katlanıyorum, getiriyorum, teklif ediyorum, sunuyorum, söylüyorum” gibi farklı anlamlara sahip, bu anlam zenginliği ve bire bir morfolojik yapısı bakımından Latincedeki fero‘nun öncelikli akrabası. Bu iki dildeki bu iki fiilin akrabası olan Sanskritçede “taşımak” anlamını veren bhar– ve “yük” anlamında bharas sözcükleri var. Üç aşağı beş yukarı, “taşımak” anlamı çevresinde kümelenme varmış gibi görünse de, yukarıda da söylediğim gibi, anlam çeşitliliği bu kümelenmenin odağını kaydırmaktadır. Yine de bu anlam çerçevesinde baktığımızda Terentius’tan, Caesar’a, Cicero’dan Horatius’a, Suetonius’tan Quintilianus’a kadar farklı yazarlarda farklı yazın türlerinde bu anlamda kullanıldığı görülmüştür.

“Taşımak” anlamı “sırta almak, yüklenmek” anlamını taşımakla birlikte, beraberinde taşınan şeyi “ivmelendirme” anlamını da getirir. Aklıma gelen manzara şu: ayakları tutmayan bir adamı sırtına alan yapılı bir adam koşuyor, dolayısıyla ayakları tutmayan adam sürünerek gideceğinden daha hızlı bir şekilde gidebiliyor. En nihayetinde fiilin “ivmelendirmek, hızlandırmak” anlamına eşlik eden “paldır küldür aşağı inmek” ve “hızlıca gitmek” anlamını kazandığını da söylemeliyiz. Şimdi yukarıdaki ayakları tutmayan adamınki gibi bir hikaye daha yazıyorum, kim hızlı gider? Mesela yakalanmak istemeyen biri, niçin? Çünkü başkasının malını çalmıştır, peki nasıl çalmıştır? Zorla! Evet, bu fiilin “almak, çalmak, zorla koparmak, sökmek” anlamı da var. Alınan ya da çalınan bir şeyin “hızlıca gidilmek” suretiyle “taşındığını” düşünürseniz, bu fiilin üç anlamını belirgin bir anlam çerçevesine oturtabilirsiniz. Bu çerçeveye sığmayabilir gibi görünen “hamile kalmak” anlamı da esasında taşımayla alakalıdır, bu kullanımda taşınan ise, elbette erkeğin tohumudur.

Fiilin “kazanmak, edinmek, ödül almak” anlamları da var. Bu anlam yukarıda bahsettiğim “almak” anlamının ilişiğinde bulunur. Bununla birlikte “taşınanın” sahipliğine vurgu yapar, “sahip olmak” anlamını da beraberinde getirir.

Yukarıdaki anlamlar somut unsurların “taşınması, hızlandırılması, alınması, çalınması ya da gebe olarak taşınması”nı imlerken aynı anlamların soyut unsurlar için de düşünüldüğünde ortaya çıkan anlam çeşitliliği manzarasının fiilin ikinci yönünü oluşturduğunu söylemiş olayım, yani örneğin duygunun ya da fikrin taşınması, edinilmesi, çalınması gibi anlamları düşünelim. Bununla birlikte “fiziksel acıya katlanmak” gibi “ruhsal açıdan katlanmak” anlamı da olan bu fiil “direnmek, direnç göstermek” anlamlarını da taşır, hatta diyebiliriz ki “şu şu anlamları taşır” derken kullandığımız taşımak fiili için de Latincede bu fiili kullanabiliriz, soyut unsur derken böyle bir durumu kastediyorum.

Somut ya da soyut bir unsurun bilinir kılınması anlamı da vardır: “Bilinir/görünür kılmak, göstermek, açımlamak, sermek, sergilemek”. Bu tür bir anlam yanında açımlama ve serme eyleminin aracı olarak değerlendirebileceğimiz bir yan anlam da bulunur, yani “söylemek” ya da “söyleyerek açımlamak, gözler önüne sermek”. Gözler önüne serilen şeyin bağlantısı da önem kazanıyor burada, yani “iddia etmek, rapor tutmak ya da sunmak, alakalandırmak” gibi anlamları da vardır. Bu yüzden en azından bir mastarla birlikte ferunt, fertur, feruntur gibi sırasıyla “söylüyorlar/alakalandırıyorlar, söyleniyor, söyleniyorlar” anlamında, kalıp halinde kullanıldığı da olur. Bu aynı zamanda bir yayın ve bildiri sunma anlamını da beraberinde getirir, nitekim “oy vermek” anlamını da tarafını bilinir kılmak ya da yayınlamak (sermek, sergilemek) anlamı üzerinden kazanır.

Aynı mantıkla “yasa teklifi sunmak” anlamını da edinir fiil (legem ile birlikte), dahası “birisini dava etmek” anlamını da. Tam ters mantıktan ötürüymüş gibi görünecek şekilde “izin vermek” anlamı da vardır. Bu anlamı daha çok “katlanmak” anlamıyla birlikte değerlendirmek gerekiyor, katlanılanın izin aldığına ilişkin varsayım bana bunu düşündürüyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 14/02/2015 by in Genel, Latince üzerine and tagged , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: