C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Kısa bir Bacon-Shakespeare olayı: Güneş-merkezcilik yaygarası

Shakespeare  Seneler önce bir akşam-üstü İstanbul Üniversitesi, Klasik Filoloji koridorunun bitişinden başına doğru yürürken önümde benimle aynı yönde yürümekte olan bir adam gördüm. Heybetinden, hal ve tavrından (şapkası da var mıydı ya da piposu hatırlayamadım) Teoman Duralı hocam olduğunu anladım.

Adımlarımı hızlandırıp, taze dert edindiğim bir meseleyi kendisine sormak istedim, hazır yakalamışken. Mesele o dönem üzerinde yoğunlaştığım Francis Bacon’ın Güneş-merkezli evren teorisini reddedip, Ptolemaeus, Aristoteles ve Skolastisizmin izinden giderek klasik Yer-merkezli evren teorisini savunmuş olmasıydı. Bacon gibi bir yenilikçinin ya da en azından azılı bir Aristoteles düşmanının (kimilerine göre Skolastisizmin düşmanıdır da, farkında olmadan onları eleştireceğim diye, onların Kutsal Kitap astronomisini matematiğe döktükleri kaynak olan Aristoteles’i eleştirmiştir) Aristotelesçi evren kabullerini yıkan Copernicus’un Avrupa akademi çevresine tanıttığı yeni Güneş-merkezli evren teorisine soğuk olmaması gerekiyordu.

Teoman hocanın fikrini almak istedim. Hoca sorduğum karşı soruyla ve verdiği tepkiyle belki de kendisi için küçük ama benim için büyük bir ipucu verdi: “Ne zaman yaşadı ki?” dedi Bacon için, “ben de 1500’lerin ortasından 1600’lerin ortasına doğru” dedim. Der demez kafama dank etti, hocanın “bak ya, gördün mü?” deyişini unutmam.

Copernicus’un teorisi ilkin 1510’larda yazdığı Commentariolus ile birkaç Avrupalı akadermisyen ve fizikçiye ulaşmışsa da, (bu metni Kutadgubilig için çevirip yorumlamıştım)  asıl içinde bulunduğu büyük eserin (Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine) 1543 yılında yayınlanmasından sonra gerçekleşti. Thomas S. Kuhn güzel anlatır The Copernican Revolution adlı eserinde, Copernicus’un metni yayınlanır yayınlanmaz fazla ilgi görmemiş, onlarca yıl ancak ilgili akademisyenler tarafından okunmaya çalışılmıştır. “Çalışılmıştır” dememin nedeni, A. Koyre’nin deyişiyle, eserin “tarihi değiştiren kitaplar arasında okunması en zor olan” olmasıdır. Dönemin klasik bir geometri ders kitab gibi bildik alıştırmalarla dolu olan eser, bu açıdan yeni bir fikir ortaya koymaz. Eseri önemli kılan Copernicus’un bu bildik geometri bilgisi üzerine, kendisine ve geçmişteki diğer gözlemlere ait astronomik verileri sıralaması ve matematiksel hesaplamalarla eski Yer-merkezli evren teorisinin matematiksel olarak doğru olmadığını ve Güneş evrenin merkezine koyulduğunda bu problemin giderildiğini iddia etmiş olmasıdır. Bu iddia ve anlatım yöntemi, Kuhn’a göre, Copernicus’un eserini “devrimci bir eser değilse de, devrimlere yol açan bir eser” kılmıştır. Kuhn anlatıma ilişkin güçlüklerin, eserin fizikî yapısına, maliyetine ve dağıtımına ilişkin sorunların ve Kilise-merkezli baskının eseri yüzyıllar boyunca okunmaz kıldığından emindir. Bu eminliğinin sağlaması ise aynı dönemden ve birkaç yüzyıl sonrasından elimize Copernicusçu teoriyi tartışan ya da savunan akademisyenlere ait çok az çalışma ulaşmış olmasıdır. Bu çalışmaların önemli bir kısmı teoriyi hem teolojik, hem de matematiksel gerekçelerle kötüleyen din adamlarına aittir.

Demem o ki, Bacon Güneş-merkezli evren teorisini reddederken ziyadesiyle bu karşıt metinlerden yararlanmış olmalıdır, henüz teoriyi layıkıyla savunacak olan Kepler, Galileo ve diğer Copernicusçu figürlerin etkisinin yaşanmadığı bir dönemden bahsediyoruz. İhtimal o ki, Bacon bu anti-Copernicusçu metinleri bile doğru dürüst okumamıştır, zira kafasının bu kadar detaylı matematik ve astronomi verilerini ölçüp değerlendirmeye yeteceği konusunda şüpheleri olan tek kişi değilim. Zaten eserlerinde de uzun uzadıya astronomi yoktur Bacon’ın, olabildiğince yüzeysel bir şekilde evrenin merkezine yeryüzünü ve dolayısıyla insanı yerleştirir. Onun derdi matematiksel kesinlik değil, İsa’nın getirip Skolastisizmin dayattığı Tanrı’nın krallığı (regnum Dei) fikrine karşılık insanın krallığı (regnum hominis) fikrini her alanda insanî çabanın merkezine yerleştirmektir. Hal böyle olunca, evrenin merkezine Güneş’i değil, yeryüzünü yerleştirmek ona cazip geliyordu. “Şöyle bir” duyduğu teoriyi bu yüzden reddetmiş olmalıydı. (Alakalı mı acaba, Bacon Harvey’in kan dolaşımı buluşunu da saçma bulmuştur.)

Geleyim, bu mevzuya niçin dokunduğuma. Cumhuriyet Bilim Teknoloji‘nin dünkü sayısında (13 Haziran 2014, s.1421) Yukarıda resmini gördüğünüz yazı dikkatimi çekti. “Shakespeare’in Bilimsel Birikimi. Yoksa o bir gizli tanrıtanımaz mıydı?” başlıklı bu yazı Shakespeare’in Güneş-merkezli evren teorisini savunmuş olabileceğinden bahsediyor ve eserlerindeki bazı ifadelerden deliller getiriyor. Örneğin Troilus ve Cressida’dan Ulysses’in şu sözleri:

“İşte onun için Güneş, hepsinin ortasında

Bütün ihtişamıyla tahtına oturmuştur.”

İlginç olan şu, yukarıda özetlemeye çalıştığım tarihsel ve bilimsel durum ortadayken, yazıda James Shapiro’nun aksi yöndeki görüşüne yer veriliyor. Shapiro demiş ki, “Shakespeare Ptolemaeusçu bilimin Copernicus devrimiyle çoktan saygınlığını yitirdiğinin bilincindeydi.” Nasıl olabilir? Shakespeare Bacon ile aynı dönemde yaşadı, Bacon’ın okuduğu okullar, gördüğü dersler ve her daim yararlandığı kitaplar ortadayken, Shakespeare’in kendisini bu derece geliştirememiş olduğunu biliyoruz. Daha başka iddialar da var malumunuz, Shakespeare’in eserlerini aslında Bacon yazmıştı diyen birçok insan var, hem de yüzyıllardır! “Shakespeare Bacon’ın ermediği bilince nasıl erebilir!” diye hiddetlenmiyorum, sadece saray desteği görüp İngiltere içi ve dışındaki aydınlarla irtibat halinde olmuş Bacon Copernicus’un -yukarıda da aktardığım gibi, Kuhn’un reddettiği tabirle- devriminden haberdar değilken, Shakespeare nasıl haberdar olabildi? Bu birinci karşı çıkış nedenim.

İkincisi, Güneş’i merkeze yerleştirme eğiliminin Güneş-merkezli evren teorisiyle alakası olduğu gibi (herhalde yani, şaşırdık mı buna?) alakasının olmadığı da gerçek, zira bal gibi de yer-merkezli evren görüşünün savunulduğu Eskiçağ metinlerinde bile Güneş’in şiirsel bir üslup gereği ve alevi merkeze koyma yakıştırmasıyla (bir düşünün, en güçlü cisim ortada yer almamalı mı?) tüm göksel cisimlerin merkezinde yer aldığı  söylenmiştir. Örnek mi, Cicero’nun Somnium Scipionis‘ine bakın. Orada Cicero Scipio’nun göğe çıkmış ruhunun Güneş’i merkezde gördüğünü söylemekle beraber, yeryüzünü evrenin merkezine koyar, tam bir astronomik tutarsızlık ama köksüz değil, zira bu esasında Platoncu-Pythagorasçı geleneğin bir gereğidir. Zira Platon ve Pythagoras kozmolojilerinde Güneş ateşin sembolü olarak evrenin merkezine yerleştirilmiştir, hatta bir Dominiken rahibi Copernicus’u eleştirirken onun Pythagorasçılığa özenip Güneş’e taptığını iddia etmiştir. Acele ve geç kalmış bir eleştiri, zira Copernicus kitabı basıldığı sene öldüğünden, eleştiri muhatapsız kaldı. Acele, çünkü Pythagorasçının hasını Kepler’in şahsiyetinde deneyimleyecekti.

Her neyse, demem o ki, (1) Bacon ve Shakespeare’in yaşadığı dönemde Copernicus’un devrim etkisi yaptığı söylenemez, henüz Galileo ve Kepler etkisi bile tam hissedilememiştir bu dönemde. (2) Güneş’i merkeze koyma geleneği eski olmakla birlikte her daim Copernicusçuluğa işaret etmez. Bu noktada Copernicus’tan önce Eskiçağ’da Aristarchus’un da Güneş-merkezli evren teorisini savunduğunu hatırlatmak isterim, diğer teoriye göre rağbet görmemiş olan bu teori yukarıda da bahsettiğim Pythagorasçılıkla aynı eğilime sahiptir ve temelde merkeze ateşi yerleştirmek gerektiği yönündeki apriori’den güç alır.

Yazıyı burada sonlandırırken, eğer Shakespeare bir şekilde Copernicusçu idiyse, bunun onun eserlerini Bacon’ın yazmamış olduğuna delil olarak gösterilebileceğini söyleyebilirim, değil mi? Dolambaçlı bir yoldan, kısa günün kârı diyelim. Bu konuyla ilgili aklıma bir şey gelirse, önüme bir şey düşerse yine yazarım. Copernicusçu teoriyle ilgili olarak Copernicusçu İlk Bildirim başlıklı kitabıma bakabilirsiniz. Ayrıca karş. “Bacon, buruk bir gülüşte, dağılmış yürüyüşte!”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 15/06/2014 by in Felsefe - bilim, Genel and tagged , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: