Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

Factio’dan parti’ye, siyasî anlam çatışması

Bacon’ın çevirisini bitirdiğim Sermones’ine yeniden dönünce, çevirisinden emin olmadığım (yapısını neredeyse hiç hatırlamadığım) için kontrol etmek istediğim denemelerden olan De Factionibus‘ta ilkin factio terimine takıldım. Zamanında bunu “parti” diye Türkçeleştirmişim, bağlamda da kast edilen o olduğu için.

Terime bakarsak, açık ki “yapmak” anlamındaki facere fiilinden geliyor. Fiilden türetilmiş sonu –io‘lu soyut bir isim olduğu için, anlamca kök eylemin meydana gelme durumuna işaret ediyor olmalı, dolayısıyla ilk ve geniş anlamı “yapma, meydana getirme, oluşturma durumu” ya da kısaca söylersek “yapı”, “eylem” ya da “hareket”.political-party-puzzles

Herhangi bir meslekî ya da sosyal örgütlenmeye de factio denmiştir Roma’da. Buradan hareketle factio‘nun siyasî parti anlamını şu şekilde açıklayabiliriz: -Meslekî ya da sosyal örgütlenme olması açısından- Bir araya gelen insanların oluşturduğu “yapı, eylem, hareket”. Örneğin “Caesar ile Pompeius’un partisi” (factio Pompeii et Caesaris) ya da “Lucullus ile asillerin partisi” (factio Luculli et optimatum).

OED terimi açarken daha sonra siyasî parti olarak -kötü anlamda- oligarş kliğini gösterdiğini söylüyor, zira yine ilkin akla “moda” anlamıyla gelen İngilizcedeki fashion terimi de buradan türemiştir, ki bu da aslında ilk ortaya çıktığında olumsuz anlamlıdır. Bacon olumsuz anlamda kullanmasa da factio‘nun genel olarak oligarş kliğini göstermesi, siyasî örgütlenmeler kuran ya da onlara katılanlar tarafından, taraftar çekme amacıyla, Türkçedeki parti sözcüğünün ataları ve muadilleri olan sözcüklerin kullanılmasına neden olmuştur. Demem o ki, “biz factio değil, partiyiz” demişlerdir. G. Sartori factio‘dan parti‘ye geçişin, fikirler ve olgunun kendisi açısından yavaş ve sancılı olduğunu söylüyor (Parties and Party Systems. A Framework for Analysis, ECPR PRess, 2005, s.3). Voltaire’in on sekizinci yüzyılın ikinci yarısında “Parti sözcüğü kendinde iğrenç değildir, oysa factio sözcüğü her daim öyledir” dediğine göre bu ayrım en azından on dokuzuncu yüzyıla kadar kesinkes gelmiş ve zamanla factio‘nun aradan çekilmesiyle parti bu kıyasta yalnız kalmış demektir. (Acaba diyorum, Türkçedeki hizip sözcüğünün [Arapçada ḥizb حزب] içerdiği kötücül anlamı factio‘nun kötücül anlamıyla kıyaslayabilir miyiz? Hizip deyince akla ilkin Deniz Baykal gelir ve sosyal demokrat çevrede hizip ya da Deniz Baykal dendi mi tüyler diken diken olmaz mı?)

OED on ikinci yüzyılda Fransızcadaki partie‘yi parti sözcüğünün en eski kullanımı olarak gösteriyor, bu sözcüğün atası ise apaçık sırıttığı gibi, Latincedeki “parça” anlamındaki pars ve ondan türeyen (OED’in bildirdiği gibi) “parçalanmış olan” anlamındaki partitum‘dur, ki bu ikisi de “parçalamak, ayırmak” anlamındaki partire fiilinden geliyor. O halde en saf halleriyle düşünürsek, factio “eylem halindeki grubu” gösterirken, parti<e> “ayrılmış bir grubu” gösterir, ilk izlenim budur, dahası yukarıda da söylediğim gibi, bu izlenimlerden ilki (halk nezdinde?) kötücül, ikincisi ise kötücül değildir. G. Sartori parti<e> ile Latincedeki “kesmek” anlamındaki secare fiilinden türemiş olan “mezhep, tarikat, gruplaşma” anlamındaki sectio‘nun (örneğin İngilizcede sect) aynı etimolojik ve semantik süreci izlediğini söylüyor, o da sadece “(genelden kopmuş, kesilmiş olan) grup” anlamıyla kendinde kötücül bir yön barındırmamaktadır. (Sect‘in talihi sonra olumsuz anlamda dönüyor ve on yedinci yüzyılda dinle ve özellikle de Protestan “Sektaryanizmi”yle özdeşleşince, bu Sect‘in [büyük harfle yazalım artık] dışında kalanlar için kötücül bir anlama kavuşuyor.)

Ancak daha sonra parti<e> özellikle de Fransızcada bırakın “kendinde kötücül bir yön barındırmayan” yani “tarafsız” (Stoacıların indifferens dediği şey tam bu olmalı) olmasını, aksine kök itibariyle iyi<mser> bir anlama kavuşmuştur. G. Sartori Fransızcadaki “paylaşım” anlamındaki partager sözcüğünü hatırlatıyor (İngilizcedeki partaking‘i de hatırlayabilirsiniz bu noktada), böylece parti<e>’de öne çıkan anlam “kötücül eylemlere girişmiş olan” gruptan çok öte, “paylaşımcılar grubu”na dönük olmuştur. Analoji ise benden gelsin: Ekmeği paylaşanlar partisi= Ekmeği parçalayarak dağıtanlar partisi.

İngiliz muhafazakar demokratlarından olan, aynı zamanda siyaset felsefecisi olarak da kabul edilen Lord Bolingbroke’un 1732’deki bir deyişiyle kapatayım (L. Sandy Maisel ile Mark D. Brewer’in Parties and Elections in America başlı kitabından aldım [Rowman & Littlefield Publishers, 2008, s.29]):

“Parti tarafından yönetilmek… her daim bir factio hükümetiyle son bulmak zorundadır… Parti siyasî kötülüktür, factio ise tüm partilerin en kötüsüdür.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: