C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

M. Yourcenar – Hadrianus’un Anıları

Marguerite Yourcenar’ın bu bu kitabını uzunca bir süredir görüyordum, sonunda Acarkent – Coliseum’daki Remzi Kitabevi’nden edindim. Hakkında bir iki şey söylemek istiyorum.

İlk söyleyeceğim, bu eser imparator* Hadrianus’un orjinal anılarından oluşmuyor, burada anlatılanlar Marguerite Yourcenar tarafından yazılmış kurgusal anılardır. Yazar niçin -Caesar, Augustus, Caligula, Marcus Aurelius gibi öne çıkan liderler dururken- Hadrianus gibi  nispeten karanlıkta kalmış bir imparatorun olası anıları üzerinde durmuş? Cevabı eserin Türkçe çevirisinin sonunda bulunan notlar kısmında bulunuyor: Yazar eseri yazdığı sıralarda Flaubert’in bir mektubundan kalan bir ifadeyi aktarıyor:

‎”Tarihte İsa’nın henüz ortaya çıkmadığı, tanrıların ise artık olmadığı, Cicero ile Marcus Aurelius dönemleri arasında insanın tek başına direndiği benzersiz bir an vardır.”

Yazar “hayatımın büyük bir bölümü, her şey ve herkesle sıkı bağları olan ama yine de tek başına var olabilen bu insanı tanımlayıp resmini çizmekle geçecekti artık” diyerek bu eseri yazmakla meşgul oluşunu anlatıyor, başka deyişle yazarın odak noktası, hayata karşı tek başına direnç gösterme düşüncesi ve bu düşüncenin örneği olan Hadrianus’tur. Aslına bakılırsa herkesin hayata tek başına direnç gösterdiği de söylenebilir. Omnis determinatio est negatio, yani Her tercih bir reddediştir, insan bir şeyi tercih ederken, başka bir şeyi tercih etmemiş yani reddetmiş olur. Bu açıdan baktığımda Hadrianus’u, onu diğer bütün insanlardan ayıracak kadar seçkin bir direnç örneğiymiş gibi göremiyorum.

Bir şekilde yazar Hadrianus’un kurgusal anılarını yazmaya başlamış, seneler içinde birçok kaynaktan yararlanarak ortaya bire bir tarihsel değilse de, Hadrianus’un yaşadığı dönemi ve o dönemin düşünce biçimlerini yansıtan yarı-tarihsel bir eser ortaya çıkarmış. Metin Hadrianus’un daha sonra imparator olacak olan Marcus Aurelius’a yazdığı mektuplardan oluşuyor. Mektupların muhatabı Roma – imparatorluk dönemi Stoa felsefesinin temel kaynaklarından sayılan Kendime Düşünceler‘in (Ta eis eauton) yazarı Marcus Aurelius olunca, artık son demlerini yaşayan hasta Hadrianus’un Stoa esintileri sunan fikirleri daha da önem kazanıyor. Bu açıdan benim için önemli, zira Romalı imparatorun kaynaklara dayanan vakaların etrafında şekillenen kurgusal fikirleri söz konusu dönemin felsefeye bulaşan ruhunu yansıtıyor.

İmparatorluk dönemi Roma’sına ve bilgelik / felsefe duyuşuna ilgi duyanlar için zorlayıcı olmayan bir eser, buradan hareketle okuyucunun tarihsel kayıtlara olan ilgisi de artabilir. Ayrıca Helikopter  – Kitap Yayınevi’nden çıkan Türkçesinin (çev. Nili Bilkur) baskı kalitesi çok iyi, 25 liralık fiyatı şaşırtıcı değil.

Ara sıra blogda eserden paylaşımlar da yapabiliriz.

* “imparator Hadrianus” derken, imparatorun başındaki i’yi büyük yazmamız gerekmiyor, geçenlerde bir gazetenin kitap ekinde yazan bir yazar bu konuya dikkat çekmişti. Verdiği açıklayıcı örnek şöyleydi: “Bakkaldan bahsederken, ‘Bakkal Hasan’ mı diyoruz?” Dolayısıyla “imparator Hadrianus” yazmak gerekir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: