C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Tribus Anticyris caput insanabile, ama kimin?

 

Deyimleşmiş dizelere örnek olarak Horatius’un ‘Tribus Anticyris caput insanabile‘sini gösterebiliriz. Ars Poetica (Şiir Sanatı) adlı eserinin 300-301. dizelerinde geçen bu ifadeyi Türkçeye “Üç Anticyra’yla bile düzelmez/şifa bulmaz kafa” şeklinde çevirebiliriz. Horatius bağlamda dönemin Roma’sında şair diye geçinen buna mukabil ne sağlığına, ne yaşam koşullarına ne de kıyafetine dikkat eden it kopuğu, serseriyi eleştirir.
“Saçı sakalına karışmış, yıkanma nedir bilmeyen, leş gibi kokan bu pis adamlar bir de utanmadan şiir okuyorlar, kendilerine şair dedirtiyorlar” demeye getirir. Sarkastik satirizmin doruklarında gezen Horatius, her zamanki gibi elindeki şarap kadehiyle dönemin Roma’sının kültürel bir sorununa yani pis şairlere parmak basmış olur.
Başlıktaki ifade de söz konusu “pis şairler”in kafasının (caput) üç Anticyra bitkisiyle bile (tribus Anticyris) düzeltilemeyeceğini (insanabile) vurgular. Peki, Anticyra nedir, necidir, yenir mi, içilir mi? Efendim, burada kast edilen şu: Eskiçağ’da üç Anticyra kenti meşhurmuş. Biri, Korinthias Körfezi’nde üç tarafı sularla çevrili kara parçası olan Phocis’teki (günümüzdeki adıyla Aspra Spitia) kent [*]; ikincisi Sinus Maliacus’taki kent [**]; üçüncüsü ise yine Korinthias Körfezi’nin girişinde bulunan, Locris kentidir [***]. Geleneğin aktardığına göre bu üç kent de Türkçede çöpleme denilen şifalı bitkisiyle meşhurmuş.
Böylece Horatius “bu üç Anticyra kentinin çöplemesinin bile iyileştiremeyeceği / düzeltemeyeceği kafa” hakaretiyle dönemindeki saçı sakalına karışmış, yaşamında estetik yoksunu pis şairleri alaya almış olur. Nasıl ama şairce bir öteleme değil mi? Elitist bir söylem gibi gelebilir, ancak otium‘undan Ars poetica‘yı yazmaya yeltenen büyük bir şairin, diğer bütün Romalı satiristler gibi dönemin sosyo-kültürel faaliyetlerine eleştirel bir gözle bakması doğal karşılanmalı, bahsettiğimiz adamdan etkilenmemiş bir Renaissance ve aydınlanma dönemi şairi yok gibidir. O öteler, elitist olabilir. Hem ne o öyle saç sakal birbirine karışmış, pis.
Horatius şiirin devamında “ulan ben ne şanssız bir şairim! geçen yaz döneminde saframı aldırdım! keşke aldırmayaydım, ne gerek var böyle şeylere!” gibisinden sarkastiklik sergiler. Bugün yapsa ironiden anlamayan nesillerce horlanır, ötelenir, elitist laikçi falan denir.

Yıldızlar:

* Ovidius, Ponto 4, 3, 54; Livius 26, 26; 28, 8; 30, 18; 32, 18; Plinius 22, 25, 64, § 133; 25, 5, 21, § 52.
** Horatius, Saturae 2, 3, 83; 2, 3, 166; Aulus Gellius 17, 15.
*** Livius 26, 26.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: