C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Nil Nehri ve Tanrısı

Mısır’daki nehrin yani başlıktaki Nil (açıklamanın böylesi herkese nasip olmaz, hazmedin lütfen) isminin tam kökeni bilinemiyor.

Eski Mısırcada ismi h’py imiş, sonradan aynı zamanda Nil-tanrı’nın da (Nile-god) ismi olan hp olmuş. Bu isim, A. Gardiner’in Egyptian Grammar’ında da (3rd ed. repr. 1978) yazdığı gibi, h’apy yani hapi diye okunuyor. Bundan İbranî itrw (i’rw) terimi doğuyor, “nehir, akıntı, su-yolu” manalarında (A. Erman – H. Grapow, Wörterbuch der Aegyptischen Sprache, 1, 1926, s.146; T. O. Lambodin, JAPOS, 7, 1953, s.151).
Ancak en başta da dediğim gibi, Yunancadaki Neilos ile Latincedeki Nilus‘un etimolojik açıklaması, doyurucu bir şekilde yapılamıyor. Bazı ön ve son takılara ilişkin açıklamalar var ama yetersiz. O zaman ben şu tanrı’dan bahsedeyim biraz, yedi kaçtı demesinler. Laf lafı açtığı müddetçe konuşalım, sonra evlere dağılalım.

Geleneğe göre bu tanrı (Nilus) Oceanus ile Thetys’in oğlu olup Memphis ile Chione’nin babasıdır (Hesiodos, Theogonia 338; Apollodorus iii.1.4; Servius, ad aen. iv.250). #17940739 no’lu entiride bahsetmiştim, Mısır topraklarının en kavrulduğu anda Nil taşıyor, bu yüzden Nil’in Mısır’a hayat verdiği düşünülmüştür. Memphis de Orta Mısır’da bir kent olduğuna göre, Nil-tanrı’nın Memphis’in babası olması şaşırtıcı değil. Bir nevi baba kimliğiyle hayat veriyor. Oceanus bildiğimiz Okyanus’a ismini veren tanrı, Thetys ise deniz perisi. Nil ancak böyle bir çiftten doğabilirmiş, değil mi? Meşhur eskiçağ sözlükleri hazırlayan W. Smith’in coğrafya terimlerini temel alan eserinde (Dictionary of Greek and Roman Geography) Greko-Romen dünyada, rotasının uzunluğu ve taşıdığı su miktarıyla Nil Nehri’nin Ganj ve Hint’le bir, Tuna Nehri’nden ise üstün tutulduğu, Mısır’daki ilmî faaliyetlerden ötürü, bilhassa doğa filozoflarının ilgisini çektiği söylenir.

Her şeyin kolayca tantılaştığı bir âlemde, böyle haşmetli ve tuhaf nitelikli bir doğa fenomeninin de tanrılaşması şaşırtıcı değil. Bu tanrılaşma ve tanrılaştırma hikâyeleri biraz da, günün insanlarının heyecanlarıyla ilgili bir mesele. Heyecan olacak ki, telâş da olsun. Adamlar tutuyorlar Nil-tanrı diyorlar. Heyecan var çünkü, kaygı güdüyorlar. Bugün de aynı heyecan yok mu? Rotting-Christ veyahut Therion gibi gruplar çok ekmek yedi bu heyecan üzerinden. Sözlükteki Chione başlığına gidin bakın ne göreceksiniz. Böyle çok hadise var, Mısır-Yunan-Roma üçlüsü olmasa günün mistik dizaynı da tamamlanamayacak.

Bu heyecanın günümüzde de geçerli olduğu aşikar; adam ölmeden önce kimsenin umrunda değil, ama ölür ölmez değerleniyor. Michael Jackson’dan kimse bahsetmiyordu, öldü birden tanrılaştı. Üç gün içinde belgesel yayınlayanlar bile oldu. II. Körfez Krizinden evvel bir haber kanalının savaş görüntüleri için özel besteler hazırlattığını duymuştum, böyle şeyler oluyor, kaçınılmaz. İnsan-oğlu çiğ süt emmiş.
Nil-tanrısına ait figürler

Sonra bakıyorlar geçmişe, şaşırıyorlar. “Nasıl olur da kapı eşiği tanrısı, evinin yolunu kaybetmiş çocuk tanrısı olabilir ki? Aptal mıymış bunlar?” diyorlar. İnsanın doğasındaki gizem merakı içini her daim karıncalandırır. Bu karıncalanma hissi ona anlam yüklemekle giderilir ancak. “Biraz septik olun” da denmez böyle karıncalanana. Nasıl diyeceksin, fizikî izahı mümkün ama içsel huzurun formülü, reçetesi var mı? Adam içinin ferahladığını hissetmek istiyor. Nil, eo tempore taşıyorsa bir anlamı olmalı, diye düşünüyor. Hemen yaşama tutunmak istiyor; her şeyin anlamsız olduğunu düşünmenin bir gereği yok. Ancak bir aptal “her şey anlamsız ama ben yaşamaya devam ediyorum” der. Git köprüden atla daha iyi. Yaşıyorsan anlam yükleyeceksin, içine anlam yükleyebileceğin sepetin yoksa uyduracaksın.

Hayatım Ferrari motoru… Bu uğurda ölürüm de öldürürüm de. Ferrari motorlarına hasta oluyorum ya. İsimleri ezberliyorum maykıl şumaher falan. ama tenis saçma bir spor bence. Futbol 22 kişinin bir topun peşinden gittiği aptal bir oyun” gibi ya da “Herkesin bir tutkusu vardır, işte benimki de bu; yüz ve el kremi kutusu biriktiriyorum, bir oda dolusu arşivim var. Ne yapayım, ben de böyle bir manyağım.” gibi bir şeyler zırvalar.

Bu anlam yüklemelerin hepsi zırvalık. Zırvalık ama insanın içini rahatlatıyor, bu yüzden değerli. Hem zırva, hem değerli. Ne kadar tezat. Nil niçin tam zamanında Mısır’ın imdadına yetişiyor? Bunu düzenleyen bir güç olmalı. Peki, o gücü kim yarattı? Boşver kardeşim bu gibi soruları, sen git yüz ve el kremi kutusu biriktir. Arasıra içini yıka, lastik kokar, biri alev alsa hepsi yanar. İnsanın inanç dünyası da böyle bir birikim, ucundan şüphe alevi alsa durduramazsın, hepsini kaybedersin.

Hayatın anlamı olabilecek gizemde bir entiri numarası: #18108101

Bu yazımı ilkin ekşi’de yayınladım:
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=18108101

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: