C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

>"Kadın"a jiletli saldırı

>

18 Kasım 2009 tarihinde İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi bahçesinde otururken birkaç (sol görüşlü) genç yukarıdaki bildiriyi/broşürü elime tutuşturdu. “Bugün Saat: 12.00” tarihlendirmesi de 18 Kasım gününe ait hâliyle.

Yanlış hatırlamıyorsam bildiriyi veren genç, söz konusu saldırının jiletle olduğunu söylemişti. Jilet kesiğinin nasıl olduğunu ancak bir yeri bununla kesilen bilir. Yarık çok derine inmese de, öylesine ince olur ki, ilkin acı bile duyulmaz; hatta yüzeydeki deri hemen kapanır, kan gecikir ama sonra kan çekiliyormuşçasına ince bir sızı başlar ve kesilen yerden vücudun tamamına bir ateş yayılır. Ben olayı görmedim, duymadım. Sadece gençlerin bu broşürü dağıttığını gördüm; olayın gerçekliğine dair herhangi bir bilgim yok. Ancak broşürdeki gibi kesikler söz konusuysa ve kesen alet jiletse, çekilen muhtemel acıyı duyumsamanızı istedim. Saldırının jiletle yapılmış olmasının bir önemi de yok, saldırı saldırıdır. Ancak çekilen acıya dikkat çekebilmek için bazen görüntü yanında tasvire de ihtiyaç olabiliyor. Bu yazı, bunun için burada.

Bir diğer husus ise, evvelce burada ve Ekşi Sözlük’te işlediğim dilde seksizm konusuna dair buradan da bir örnek elde edebildiğimizdir. Nitekim saldırıya uğrayanın kadın olduğu broşürdeki fotoğraftan anlaşılabiliyorsa da, altında yapılan açıklamada fazladan “kadın arkadaşımız” vurgusu dikkat çekiyor. Saldırıya uğrayan kişi erkek olsaydı, “erkek arkadaşımız” vurgusu yapılmayacaktı. Nedense saldırıya uğrayan kadın olunca, bu vurguya ihtiyaç oluyor. http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=17001972 linkindeki yazımda “Öğretim üyesi kadın sır oldu!” başlığıyla sunulan haberden bahsetmiş ve bunun da dilde cinsiyetçi tavrın belirgin bir örneği olduğunu söylemiştim. O yazımın içeriği üç aşağı beş yukarı, buradaki vurgunun tespiti için de geçerli; beraberce okuyalım:

Günlerdir ‘öğretim üyesi kadın sır oldu!’ başlıklı haberde bir sıkıntı olduğunu düşündüm-durdum; kaybolan kişiyle ilgili haber verilirken kullanılan meslekî kimliğin yanına neden onun cinsiyetiyle ilgili bilgi iliştirildiğini anlayamadım. Bu beni bilhassa rahatsız etti; zira üniversitede ‘kadın’ öğretim görevlilerinin tornasından geçmiş bir kalas kütlesi olarak, hocalarımın ‘öğretim görevlisi’ kimliğinin her daim yeterli olduğunu düşünmüştüm. Hiçbir zaman onların cinsiyetleriyle değerlendirmemiştim (bu erkek hocalarım veya çevremdeki erkek akademisyenler için de geçerli). Demek onların da başına bir şey gelse, haklarında böyle bir haber olur: “Öğretim görevlisi kadın sır oldu!” “Kadın”, bildiğimiz kadın, ama biz orada cinsiyet görmek istemiyoruz ki, meslekî kimlik aranıyorsa zaten var: “Öğretim görevlisi”. İsmi ve soyismi de var. Peki, oradaki cinsiyetin üstlendiği mana ne? İşte beni düşündüren bu oldu, neden haber başlığında cinsiyete de vurgu var?

Bu haberdeki ‘kadın’ vurgusunun kaybolan kişinin bizzat cinsiyetinin haber değeri taşımamasından ötürü manidar olduğunu düşünüyorum; zira bir ‘erkek öğretim görevlisi’ aynı şekilde kaybolmuş olsaydı, o da aynı şekilde haber değeri taşıyacaktı. Ancak öyle bir haberde, yukarıda da dediğim gibi, kaybolan öğretim görevlisinin cinsiyeti ‘başlık’ değeri taşımayacaktı. Peki, kadının cinsiyeti burada neden anlam taşıyor ve vurguyu hak etmiş oluyor? Bana kalırsa önceki yazılarda nedenlerini açıkladığım din dili, medeniyet dili bunun böyle olmasında etkindir. Dahası, burada da bahsettiğim gibi, söz konusu kişinin meslekî açıdan role ortak çıkmış olmasının, rolünü paylaştığı erkek cinsinde yarattığı psikoloji de bunu tetiklemiş olabilir.”

Burada ise söz konusu saldırıya tepki koyan gençlerde bir sıkıntı yok, aslında onlar da geleneğin mağduru. Nitekim gelenek, diliyle gelenektir. Daha tuhafını söyleyeyim, aynı gelenek hem buradaki saldırıyı gerçekleştirenleri hem de saldırılanları sarmalamış durumda. Saldıranlar da muhtemelen karşıt görüşten bir “kadın”a saldırmanın keyfini sürmüştür. Toplum içinde kadına şiddet, erkeğe şiddetten daha “ayıplanası” ve “eleştirilesi” görülüyor; ancak toplum içinde kadına gösterilen sözde “korumacı” tavır baştan aşağı samimiyetsizlik kokuyor. “Bayan var sözlerinize dikkat edin” ya da “kadın olmasaydın sana gününü gösterirdim” gibi ifadeler aslında arkasında kadının toplum içindeki statüsünü belirlemeye dönük eril yönelimler, meyiller barındırıyor. Statüyü belirleyen kimse, Tanrı o’dur. Sizi yücelten bir gün aşağı da indirir. “Kadının varlığı”nın zarar görmemesi gerektiğine ilişkin kullanılan her ifade, mevcut durumu tayin eden tanrısal erilliğin birer neticesidir.

Broşürü hazırlayan zihniyetin eril olduğunu anlayabildiniz mi? “Kadın arkadaşımıza yapılan…” vurgusunun burada yer almasının nedeni, saldırının ağırlığını “hem de kadına…” alt vurgusuyla perçinlemektir. Bu perçinlemenin doğasına, kadına pozitif ayrımcılığa karşı olduğum gibi karşıyım. Zira kısaca tekrarlamam gerekirse, kadına özel statü sağlayan kudret, diğer cins olmak zorunda; kadın kadına hak tanıyamayacağına göre; eril kudret en nihayetinde üstünlüğünü kabul ettirmiş olur pozitif ayrımcılık tanımayla. Bunun gibi, “kadın arkadaşımız” vurgusunu yapan da kadın değildir, o hâlde hangi eril kudret kendini üstün görüp bu broşürde, davası uğruna “kadın” kozunu kullanmaya yelteniyor? Ben bu broşürü “bir arkadaşımıza yapılan…” vurgusuyla dağıtıp, asıl kadın-erkek eşitliğini -dava uiçin olsa bile- ön plana alırdım. Kadın kadındır, erkek de erkektir. “Kadının saldırıya uğraması, erkeğin saldırıya uğramasından daha aşağılık bir şey değildir.” diyebilmek gerekir. “İnsanın korunması” söz konusu olduğunda, kadın ve erkek aynı ölçüde savunmasızdır. Saldırıya uğrayan haklıdır. Çünkü “saldırı”, TDK’nın tanımıyla “Kötülük yapmak, yıpratmak amacıyla, bir kimseye karşı doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma, hücum, taarruz, tecavüz“dür. Kadını “daha savunmasız”mış gibi düşünme eğiliminin kadınlara ve kadınlığa hiçbir şey katmayacağını düşünüyorum; zira bana, erkek kadının kendisine de onun “savunmasız” olduğunu aşılamaya çalışıyormuş gibi geliyor. Broşürde “Kadın arkadaşımız” vurgusunu yapmasanız, onu -dava uğruna bile- daha sımsıkı kollamış ve “normal”leştimiş olursunuz. Ben böyle düşünüyorum.

Sonuçta jilet acısı, erkek için de, kadın için de bir.
Jilet saldırısı erkek için de, kadın için de bayağı.

Reklamlar

3 comments on “>"Kadın"a jiletli saldırı

  1. Geri bildirim: “DişiAslanlarVeAslanlar KarşılıklıTakipleşiyor” seksist bir hashtag mi? | jimi the kewl resmi blog! (C. Cengiz Çevik)

  2. Geri bildirim: “Danıştay’a kadın başkan” Seksizme bir örnek daha… | jimi the kewl resmi blog! (C. Cengiz Çevik)

  3. Geri bildirim: Kadına karşı şiddet vs insanlığa karşı cinayet | jimi the kewl resmi blog! (C. Cengiz Çevik)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: