C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Sapere aude

“Sapere aude” nasihati için evvela bakılacak kaynak Roma’dadır.

Roma’da Augustus devrinin mühim şairlerinden Horatius’un Homeros destanlarındaki Troia Savaşı’na dair konuşarak başladığı 2. mektubunda (epistulae i.2: http://books.google.com) bir okuyucunun erdemle aklın ne yapabileceğine dair ancak Odysseia destanından bir şeyler öğrenebileceğini söyler. Troia’nın fatihlerinden Odysseus (Ulysses) birçok şehirler dolaşır; çeşitli toplulukların adetlerini görür; geniş denizlerden geçerken bir sürü belayla karşılaşır ancak hiçbirine boyun eğmez.

Eğer insan ciddi araştırmalarla (“studiis”) ve dürüst işlerle (“rebus honestis”) zihnini açmaya çalışmazsa, gözleri kıskançlıkla (“invidia”) veya aşkla (“amore”) hep açık kalır. Horatius, “zihnin hastaysa, onun tedavisi için neden acele etmiyorsun?” der. Başlamak bitirmenin yarısıdır (“dimidium facti, qui coepit“); insan evvela bilge olmaya / anlamaya çalışmalı (“sapere aude“); aklın peşinden gitmeyi ve namuslu bir şekilde yaşamayı geciktiren insanlar ırmağın akması dursun diye bekleyen köylülere benzer. İnsan sahip olduğundan fazlasını (“quod satis est cui contingit nihil amplius optet”) istememelidir; ne bir ev (“domus“), ne mal mülk (“fundus“), ne tunç veya altın külçeleri (“aeris acervus et auri“) sahiplerinin hasta vücudundan sıtmayı (“febris”), aklından (“animo”) kaygıları (“curas”) def edebilir; öncelikli olan sağlıktır (“valeat… oportet”). Kabı temiz olmayan insanların, onun içine dökecekleri de ekşi olacaktır; içi boş zevklerden (“voluptates”) vazgeçmek (“sperne”) gerekir; insan, bedeli acıyla (“dolore”) ödenecek her boş zevki (“empta… voluptas”) geri tepmelidir. İnsan, dileğine (“voto”) bir hudut (“finem”) belirlemelidir; kıskanç insan (“invidus”), başkasında gördüğü bolluktan (“alterius… rebus opimis”) zayıflar. Öfkesini yumuşatmasını bilmeyen kişi (“qui non moderabitur irae”), kendisine yapılan hakaretin öcünü şiddetle almış olmaktan sonunda pişmanlık duyar; zira öfke, kısa süreli bir deliliktir (“ira furor brevis est“: #14229761#14447123). ihtirası idare etmek gerekir (“animum rege“); aksi durumda o insana hükmetmeye başlar. Ona gem vurmak; onu zincirlemek gerekir.

Horatius’un buradaki “sapere aude” nasihati moral açıdan cesaretlendirme niyetini taşır [9]. Horatius’un benzer yüreklendirmelerini yine Epistulae i.6.30-31’de (“si virtus hoc una potest dare, fortis omissis hoc age deliciis…”), i.14.4’te (“certemus spinas animone ego fortius an tu…”) ve ii.2.148’de de (“tanto plura cupis, nulline faterier audes?”) görürüz. Büyük Alman filozofu Immanuel Kant (1724-1804) için de Horatiusçu “sapere aude” nasihati önemli bir düstura bürünmüştür: Yeniçağ’ın, yeni yüzyılın gerektirdiği yenilemenin, aydınlanmanın temsilcileri her ne kadar yeni düşünme metotlarına uygun görüşlere sahip olmalarına rağmen, dinin, ahlaki baskının, otoritenin, geleneğin baskısından çekiniyordu; buna karşılık kant, “Beantwortung der frage: ‘Was ist aufklärung‘” başlıklı makalesinde [10] Horatius’un burada işlediğimiz “sapere aude” nasihadini dile getirerek aydınlanmanın ihtiyacı olan şeyi çağına öğretiyordu: “Anlamaya çalışın / cesaret edin!” [11]

G. Felicitas Munzel’in yorumuna göre Horatius burada Roma gençliğine doğru yaşamanın (“recte vivere“) yolunu göstermektedir [12]. Özellikle de burada adından bahsettiğimiz makalesinde, asıl aydınlanmanın, kişinin karanlığa ışık tutması, aydınlanmış olanın da nerede olursa olsun, bunu becerebilen kişi olduğunu düşünen Kant’ın [13] Horatius’tan ödünç almış olduğu “sapere aude” nasihati yine aynı mektuptaki Homeros destanlarına yapılan göndermelerle tutarlıdır, uyum içindedir. Buna göre Horatius “…quid virtus et quid sapientia possit, utile proposuit nobis exemplar vlixen…” derken de aklın, bilmenin önemini kurnaz lakaplı Odysseus üzerinden sunmaktadır. A. D. Pretis, Horatius’un bilgeliğin peşinden koşmada (“search of wisdom“) şiirden yararlanma eğilimini mektuplarında birçok yerde Homeros destanlarıyla birlikte başka şairlere de yer vermesiyle ilişkilendirir. Örneğin Epistulae i.2.6-31; i.6.61-64; i.7.40-43; i.16.73-79; i.3.6-25; i.4.1 vb. [14]

Buradaki bilgelik arayışının Horatius’a yazdırdığı hususlardan biri de insanın sahip olduğundan fazlasını istememesinin gerekliliğidir. Bu sadece Horatius’un Epikuros ya da Stoadisiplinlerinden çıkarmış olduğu bir sonuç değildir; Horatius’un döneminde Roma’nın kültürel, sosyal ve siyasi tarihini incelersek azla yetinme gerekliliğini daha iyi anlarız. M. Koşan’ın “Horatius’ta mutluluk anlayışı ve mutluluğa götüren yollar” başlıklı çalışmasında da belirttiği gibi Horatius, Roma’da felsefe ile meşgul olmuş, yazıları bize kadar gelebilmiş kendinden önceki şair ve yazarlar gibi mutluluk kavramını belirli bir kelimeyle karşılamamışsa da; mutluluğa erişmiş insanların vasfı olan, mutlu manasındaki “beatus“, “felix” ve “fortunatus” sıfatlarını kullanmıştır [15]. M. Koşan’ın bu sıfatlarla ilgili etimolojik açımlaması ve buna binaen çıkarımları şöyledir:

“‘Beatus’ sıfatı beo, -avi, -atur, -are fiilinden türemiş olup refah içinde yüzen, mesut anlamına gelmektedir. ‘Fortunatus, -a, -um’ sıfatı fors, fortis ismi ile ilgili görünüyor. Aynı kökü içeren fortuna, -ae f. isminden fortunatus (=talihli, zengin) sıfatı gelişmiştir. Felix, -icis ilk anlamda bilhassa ağaçlar için mahsuldar, mahsul veren manasına gelir. Bu mana daha genişletilerek saadet getiren, hayırhah manalarını kazanmıştır. Köylü dilinde emziren, besleyen veya gebe manasına gelir. Bu sıfatlardan herbirinin bolluk, refah ifade eden anlamları var. Demek ki başlangıçta Romalılarca servet mutluluğun tek şartıdır. Augustus devrinde ise… servet mutluluğa erişmek için en az lazım olan vasıtalardan biridir. İnsan serveti olmadan da mutlu olabilir; yeter ki mutluluğa erişmenin yolunu bulabilsin.” [16]

Augustus çağında mutluluk temelde manevi huzura kavuşmaktır. Horatius’un çağdaşı Vergilius‘un Georgica ii.458-460’ta da[17] dediği gibi Romalı çiftçiler sadece topraklarının bol ürün vermesiyle mutlu olamazlar; “procul discordibus armis” statüsüne geçmeliler yani “çatışan silahlardan / savaştan uzak” olmalılar. Yine Vergilius, Georgica ii.490-492’de kültürlü vatandaşların mutluluğunu şöyle tarif ediyor: “doğanın nedenlerini anlayabilen, her türlü korkuyu ve amansız kaderi, pinti Akheron’un gürültüsünü ayakları altına alan kişi mutludur.”[18] Neticede Vergilius’un “mutlu kişi“si (beatus=fortunatus=felix), “nedenleri anlayabilmiş ve maddi, manevi huzursuzluklardan (örn. savaş) kaçınmış olan”dır. Horatius’un mektuplaştığı (bkz: Epistulae i.4) Albius Tibullus da dönemin şairlerini saran ruhu anımsatırcasına bir şiirinde “başkası doldursun küpünü çil çil altınla… azıcık aşım, kaygısız başım diyeyim ben de; yan gelip yatarak yaşamımın sonuna dek, ocağımın ateşi sönmesin, bu yeter bana… ne baba parasında ne de gelirinde gözüm var… azıcık ürün yeter, yatakta dinlenmek yeter…”[19] diyordu. Tüm bunlardan çıkarılacak neticeyi Horatius’un başta burada işlediğimiz mektubu olmak üzere tüm yazılarına sinmiş olan huzur anlayışını kavramada bir giriş olarak kullanabiliriz. Buna göre Horatius için de mutluluk, kültürsüz vatandaş için maddi ve manevi bakımdan huzur içinde olmaktır. Bu huzuru sağlayan etmenlerden biri de refah olabilir; ancak bundan anlaşılan ancak ihtiyaçları karşılayacak kadar bir refah durumu olmalıdır. Horatius bunu hem burada, Epistulae i.2’de (“quod satis est cui contingit, nihil amplius optet. non domus et fundus, non aeris acervus et auri aegroto domini deduxit corpore febris, non animo curas…”) hem de başka birçok yerde daha açıkça dile getirir: Odes ii.16.6-7: “…, non gemmis neque purpura venale nec auro…”; Odes ii.16.13-16: “vivitur parvo bene, cui paternum splendet in mensa tenui salinum nec leuis somnos timor aut cupido sordidus aufert”; Epistulae i.10.39-41: “qui pauperiem veritus potiore metallis libertate caret, dominum vehet inprobus atque serviet aeternum, quia parvo nesciet uti…”; Epistulae i.12.4-6: “si ventri bene, si lateri est pedibusque tuis, nil divitiae poterunt regales addere maius.”; Sermones ii.2.1-3: “quae virtus et quanta, boni, sit vivere parvo.” vb.

Ona göre kendisini yaşatabilecek kadarına sahip olan kişi fakir değildir. İnsanın midesi, göğsü ve bacakları sağlam ise, büyük servetler ona fazladan bir şey veremez. Horatius, komşusunun hayvanları onun tarlalarını çiğneyip bozarken, bundan etkilenmeyerek –dünya malını önemsemeyerek- zihni, geniş göklerde dolaşan filozof Democritusun adını memnuniyetle anar [20]. Zira en başından beri o da “sapere aude” nasihatine kapılmamış mıydı?

Karanlıkta kalanlar ışıkta olanlara bakamazlar, zaten bütün halde bakamayanlara göre değildir “kendini bilmek”, tarlalarda göz bırakmayıp da aydınlığı seçebilmek, dedik. Kişi başkasına ait sandığı aydınlıktan, duyduğu pislik kıskançlıktan ötürü zayıflar. Körleşir. Onlar için bu öğüdün hiçbir anlamı bu yüzden yoktur; akşam oldu seçilebilecek yıldızlar mevcut.

Notlar:

1. Horatius, Epistulae i.2.18-22: “…utile proposuit nobis exemplar ulixen, qui domitor troiae multorum providus urbes et mores hominum inspexit latumque per aequor, dum sibi, dum sociis reditum parat, aspera multa pertulit, adversis rerum inmersabilis undis.”
2. Horatius, Epistulae i.2.36-37: “…si non intendes animum studiis et rebus honestis, invidia vel amore vigil torquebere.”
3. Horatius, epistulae i.2.38-39: “siquid est animum, differs curandi tempus in annum?”
4. Horatius, Epistulae i.2.40-43: “sapere aude, incipe. vivendi qui recte prorogat horam, rusticus exspectat, dum defluat amnis; at ille labitur et labetur in omne volubilis aevum.”
5. Horatius, Epistulae i.2.46-49: “quod satis est cui contingit, nihil amplius optet. non domus et fundus, non aeris acervus et auri aegroto domini deduxit corpore febris, non animo curas; valeat possessor oportet,…”
6. Horatius, Epistulae i.2.54-56: “sincerum est nisi vas, quodcumque infundis acescit. sperne voluptates: nocet empta dolore voluptas.”
7. Horatius, Epistulae i.2.56-57: “semper avarus eget: certum voto pete finem. invidus alterius macrescit rebus opimis;”
8. Horatius, Epistulae i.2.59-62: “qui non moderabitur irae, infectum volet esse, dolor quod suaserit et mens, dum poenas odio per vim festinat inulto. ira furor brevis est:”
9. Horatius, Horace with English notes, part ii (the satires and epistles) new edition with appendix, rev by. j. e. yonge (king’s college, cambridge), pub. longmans, green and co. london 1866, p.128.
10. “Aufklärung ist der ausgang des menschen aus seiner selbst verschuldeten unmündigkeit. Unmündigkeit ist das unvermögen, sich seines verstandes ohne leitung eines anderen zu bedienen. Selbstverschuldet ist diese unmündigkeit, wenn die ursache derselben nicht am mangel des verstandes, sondern der entschließung und des muthes liegt, sich seiner ohne leitung eines anderen zu bedienen. Sapere aude!habe muth dich deines eigenen verstandes zu bedienen!” ist also der wahlspruch der aufklärung.”http://sap.ereau.de/kant/was_ist_aufklaerung/ ; http://sap.ereau.de/kant/what_is_enlightenment/
11. Maclntyre, A, Ethics and politics: Selected essays, Cambridge University Press, 2006, p.174; Seigel, J. E., The Idea of the Self: Thought and Experience in Western Europe since the Seventeenth Century, Cambridge University Press, 2005, p.295; Smith, C., Karl Marx and the Future of the Human, Lexington Books, 2005, p.101.
12. Munzel, G. F., Kant’s conception of moral character: The “critical” link of morality, anthropology, and reflective judgment, University of Chicago Press, 1999, p.273.
13. Durali, T. , “Vefatının ikiyüzüncü yılında tarihte en önemli fikir binalarından birinin mimarı Immanuel Kant’ı anarken-ii”, Kutadgubilig Felsefe-Bilim Araştırmaları Dergisi , s. 6., (Ekim, 2004), sf. 24.
14. Pretis, A. D., Epistolarity in the first book of Horace’s epistles, Gorgias Press llc, 2004, p.86.
15. Koşan, M., Horatius’ta mutluluk anlayışı ve mutluluğa götüren yollar, Ayyıldız Matbaası, Ankara 1989, sf.7.
16. Koşan, M., a.g.e., sf.7.
17. Vergilius, Georgica ii.458-460: “o fortunatos nimium, sua si bona norint, agricolas! quibus ipsa procul discordibus armis fundit humo facilem victum iustissima tellus.”
18. Vergilius, Georgica ii.490-492: “felix, qui potuit rerum cognoscere causas atque metus pedibus omnis et inexorabile fatum subiecit pedibus strepitumque acherontis avari…”
19. Tibullus, Elegiae i.1.1-43: “divitias alius fulvo sibi congerat auro… me mea paupertas vita traducat inerti, dum meus adsiduo luceat igne focus… non ego divitias patrum fructusque requiro,… parva seges satis est, satis requiescere lecto…”
20. Horatius, Epistulae i.12.12-13: “miramur, si democriti pecus edit agellos cultaque, dum peregre est animus sine corpore velox,…”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: