Abraham J. Malherbe, The Harvard Theological Review’da yayımlanan “Antisthenes and Odysseus, and Paul at War” başlıklı eski bir makalesinde (76/2, 1983, s. 143–173. Link.), Kinik felsefesinin kurucusu olarak da görülen Antisthenes’in günümüze ulaşan oldukça kısa bir söylevindeki Odysseus yorumuyla Aziz Paulus’un Korinthoslulara yazdığı mektuplar arasında bir bağlantı kurar. Araştırmasının çıkış noktası, Paulus’un Korinthoslulara İkinci Mektup 10.3–6’da kullandığı savaş dilidir.
Silahlar, yıkılan tahkimatlar, tutsak edilen düşünceler… Malherbe’ye göre, bu anlatımı anlamak için Antisthenes’e kadar uzanan, sonrasında Stoacılarla Kiniklerin farklı biçimlerde geliştirdiği felsefî geleneği hesaba katmak gerekir. Makale, bu geleneğin Paulus’un kendi yaşamını ve otoritesini savunmasına nasıl hizmet ettiğini de araştırır.
Antisthenes’in kısa metnindeki düşüncesinde iki askerî imge öne çıkar. Birincisi, insanın sağlam bir akıl yürütmeyle kendisi için mümkün kıldığı savunmadır, bunu şu şekilde formüle etmek mümkündür: “Bilgelik, dışarıdan gelecek saldırılar karşısında insanı koruyan bir sur gibidir.”
İkincisi ise Odysseus’un yoksul görünüşünün ve paçavralarının silah olarak yorumlanmasıdır. Aias’ın açık savaşta gösterdiği gücün karşısında Odysseus, düşmanın içine sızar, koşullara uyum sağlar ve arkadaşlarını kurtarmak uğruna aşağılanmayı göze alır. Antisthenes onun çok yönlülüğünü savunurken konuşmasını karşısındaki insana göre değiştirebilmesini de önemser. Böylece temel bir ahlak sorunu ortaya çıkar: Davranışın koşullara göre değişmesi, hangi durumda bilgelik, hangi durumda güvenilmezlik sayılmalıdır?
Malherbe, sonraki Kiniklerin bu soruya aynı cevabı vermediğini gösterir. Daha ılımlı çizgideki filozoflar Odysseus’ta, başkalarına yararlı olmak için güçlük ve aşağılanmaya katlanan bir örnek bulur. Katı tutumu benimseyen bazı Kinikler ise onun değişkenliğini, başkalarına bağımlılığını ve yumuşaklığını eleştirir. Kinik giysisi de bu anlaşmazlık içinde anlam kazanır: Harmani, heybe ve değnek, filozofun yaşam tercihinin, bağımsızlığının ve mücadele tarzının görünür işaretleridir. Stoacılar ise özellikle ilk imgeyi, aklın surları içinde güvenle duran bilge tasvirini geliştirir. Malherbe’nin incelemesi, bu çerçevede aynı felsefî mirastan farklı karakter ve otorite anlayışlarının doğabildiğini gösterir. Mesele, kahramana nereden, hangi düşünceyle baktığınızdır.
Yazara göre, Aziz Paulus’un savunması bu tartışmalarla birlikte okunduğunda daha anlaşılır hâle gelir. Muhalifleri onu davranışları tutarsız, yüz yüzeyken güçsüz, uzaktayken cesur biri olarak görmektedir. Malherbe, bu suçlamaların Odysseus’a yöneltilen eleştirilerle benzerliğine dikkat çeker. Aziz Paulus geçimini el emeğiyle sağlamasını ve katlandığı sıkıntıları kendi görevinin bir parçası olarak sunar. Yazarın yorumuna göre onun silahları, Tanrı’nın gücünün açığa çıktığı bu mütevazı yaşamda aranmalıdır. Rakiplerinin savunmasını tasvir ederken de kendi aklına güvenen Stoacı bilgenin tahkimatını andıran bir anlatımdan yararlanır. Bununla birlikte Aziz Paulus’un güveninin kaynağı Tanrı’dır; kullandığı felsefî imgeler, onun elinde farklı bir teolojik anlam kazanır.
Bu tarihsel tartışmadan hareketle bugünün siyasal ve entelektüel hayatına ilişkin bir ölçüt de geliştirebilir miyiz, diye düşünüyorum.
Bir insanın farklı çevrelerle konuşabilmesi, dilini muhatabına göre ayarlaması veya gerektiğinde geri çekilmesi, tek başına ilkesizliğin kanıtı sayılamaz. Aynı şekilde sert konuşmak ve tavizsiz görünmek de ahlakî sağlamlığı kendiliğinden kanıtlamaz. Uyum yeteneğini değerlendirirken kişinin hangi amacı koruduğuna, değişimin kime yaradığına ve bedelini kimin ödediğine bakmak gerekir. Odysseus örneğinin hâlâ düşündürücü olması biraz da buradan gelir. Onun şahsında, iki esneklik biçimi, başkalarını kurtarmak uğruna kendi itibarını tehlikeye atan kişinin esnekliği ile itibarını korumak uğruna başkalarını gözden çıkaran kişinin esnekliği birleşmiştir.
Meselenin bir de sıradan insanın esnekliği yönü var. Sokakta, trafikte, iş yerinde, okulda vs. herhangi bir yerde, herhangi bir nedenden ötürü akıl sağlığını veya dengesini yitirmiş birisiyle bozuşmanız veya hiç istemeyeceğiniz bir hır gürün tarafı olmanız mümkün; Odysseusvari veya Aziz Paulusvari bir esnekliğin sizi koruyabileceği bir dünyadasınız. Daha da kötüsü, yaşamınız boyunca böyle bir esneklikten başka bir çareniz de olmayabilir. Ucuza vazgeçilecek bir canınız yoksa, siz de, Aziz Paulus gibi, muhaliflerinizin sizi davranışları tutarsız, yüz yüzeyken güçsüz, uzaktayken cesur biri olarak görmesini dert etmeyin.