C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Diogenes ile Büyük İskender arasındaki ilişkinin yazılı kaynakları üzerine (2)

Yazının birinci bölümü için bkz. “Diogenes ile Büyük İskender arasındaki ilişkinin yazılı kaynakları üzerine (1)”

2. Farklı konulardaki hikaye ve deyişler

a. “Drakhme”

Bu bölümde incelediğimiz Diogenes ile İskender arasındaki geçen χρεία’lardan (kullanışlı, işe yarar, ders veren, laf sokan, ayar veren söz ya da anekdot) sadece birinde son sözü İskender söyler. Gnomologium Vaticanum 104’teki bu anlatıya göre Diogenes kendisinden bir drakhme (gümüş para) isteyince, İskender “bu krala yakışmayacak bir armağan” der, çünkü bir kral bir drakhmeden daha fazlasını armağan etmelidir. Bunun üzerine Diogenes, “o zaman bir talanton (altın para) ver” deyince, bu sefer İskender “bu da bir kiniğe diogenes_iskenderyakışmayacak bir rica” der. Bağlamı belirsiz olan bu hikayede, doğal olarak Diogenes gibi bir kiniğin niçin para istediği de belirsizdir. Hikaye ya Diogenes’in üzerine başka bir söz ettiği bağlamda yarım kalmıştır ya da İskender lehine biten bir söz düellosu olarak tamamlanmıştır, ancak bunların spekülatif varsayımlar olduğunu belirtelim.

b. Dionysos’a karşılık Serapis

Diogenes Laertios 6.63 kaynaklı aktarıma göre, Atinalılar İskender’in “Dionysos” olarak onurlandırılması yönünde oy kullanında, Diogenes “o halde beni de Serapis yapın” demiştir. Hikayenin bilinen tarihine baktığımızda, İskender Yunanistan’da kutsal onurlara layık görülürken, hatip Demades Atina meclisinde İskender’e kutsal bir onur bahşetmediklerinde, onun kendilerini topraktan kovabileceğini iddia etmiştir. (Valerius Maximus 7.2 ext.3.    Gnomologium Vaticanum 236’da aynı iddianın sahibinin Demosthenes olduğu söylenir.) Atinalıların İskender’i politik gerekçeyle, zorunluluktan ötürü tanrılaştırdığı düşünülür, nitekim İskender’in ölümünden sonra Demades’in bu önerisinden ötürü para cezasına çarptırıldığı yönünde iddialar da vardır (Athenaeus 6.251b) Diogenes’le ilgili aktarımda da Atinalıların İskender’le ilgili bu dinsel/yasal düzenleme üzerinde nasıl kafa yorduklarının bir işareti görülmektedir. Tanrıların kimliği bağlamında düşünürsek, Serapis bir ölçüde Dionysos’un egzotik karşılığıdır, burada hikayeyi anakronik kılan ise Serapis’e ilişkin Mısır-Yunan kültünün ilkin İskender’in ölümünden sonra, Mısır’daki krallar tarafından geliştirilmiş olmasıdır. Dolayısıyla ya bu hikaye tümüyle uydurma ya da Diogenes Serapis dışında bir tanrının adını anmış olmalıdır. Öyle ya da böyle son kertede Diogenes’in İskender’in hak iddiasını ve Atinalıların teslimiyetini alaycı bir dille yeriyor olabilir (Marie-Odile Goulet-Cazé. “Religion and the Early Cynics”. The Cynics: The Cynic Movement in Antiquity and Its Legacy. University of California Press, 2000: 57). Bu görüşü doğru kabul etsek bile, daha önce “Kinik Diogenes ile kral Philippos’a ilişkin üç anekdot üzerine” başlıklı yazıda da bahsettiğimiz gibi, Diogenes’in bu alaycı yergisi Atina’ya aitlik hissetmesiyle ilgili değildir, tümüyle bağımsız bir perspektifte, insanların yeryüzü düşkünlüklerinden ötürü nasıl rezil ve komik durumlara düşebildiğini örneklemek istemiş olabilir ya da hikayeyi kurgulayanların gayesi budur.

c. “Aptal”

Codex Vaticanus Graecus 96’da denir ki, Diogenes İskender’e insan demeye dilinin varmadığını, buna karşın onun tanrı olamayacak kadar aptal olduğunu söylemiştir.

d. “Köpek”

Yine Diogenes Laertios 6.60’ta anlatıldığına göre, İskender’in Diogenes’in önünde durup ona “Ben İskender, yani büyük kral” demiş ve Diogenes de “ben de Diogenes, yani köpek” diye yanıt vermiştir.

e. “İyi olandan kim korkar ki?”

Diogenes Laertios 6.68’de geçtiğine göre, İskender Diogenes’e “benden korkmuyor musun?” diye sorunca, Diogenes de yanıt olarak “önce sen bana söyle, sen iyi biri misin, yoksa kötü biri mi?” diye sormuştur. İskender “iyi biriyim” deyince, bu sefer Diogenes “iyi birinden kim korkar ki?” şeklinde retorik bir soru sormuştur.

f. “Kıvrak zeka dolu fıçı”

Gnomologium Vaticanum 97’ye göre bir gün Diogenes fıçıda uyuyordu, İskender “kıvrak zekayla dolu bir fıçı bu” dedi, bunun üzerine Diogenes doğruldu ve dedi ki, “ey yüce kral, kıvrak zekayla dolu bir fıçı bile talihin küçük de olsa bir lütfu, zira o olmadığında o kıvrak zeka sefaleti talihsizliği deneyimlerdi.” Kiniklerin talih anlayışı, yeryüzünü küçümsemeleriyle uyumludur, talihin verdiği her şeyi küçümsemeleri gerekir, zira hepsi yeryüzüne özgüdür. Diogenes avam dili ve inancına dayanarak İskender’le alay ediyor olmalıdır.

g. Bir sefilden başka bir sefile…

Diogenes Laertios 6.44’e göre, İskender Athlias ismindeki biri aracılığıyla Antipater’e birdiogenes_ficida mektup yolluyordu, Diogenes buna şahit oldu ve “sefil yaradılışlı birinden, sefil biri aracılığıyla, sefil birine” dedi. Hikayede, kimliği belirsiz olan aracının adı Athlias ya da Athlios olsun, son kertede Yunancada “sefil” anlamına gelen ἄθλιος (athlios) sıfatına gönderme içeriyor. Muhtemelen Diogenes ilgili mektubun gündeminin, her zaman eleştirdiği insanların sefil yaşamına yakıştığını düşünmektedir.

h. Perdikkas’ın tehdidi

Diogenes Laertios 6.44’e göre İskender’in hizmetindeki komutanlardan olan Perdikkas Diogenes’i, kendisine gelmezse öldüreceğini söyleyerek tehdit eder. Bunun üzerine Diogenes “bu öyle kayda değer bir iş değil, aynısını zehirli bir böcek ya da tarantula da yapabilir” der.

i. İskender Atinalıları nasıl mutlu eder?

Gutas 37.1’de (bkz. Dimitri Gutas. Greek Philosophers in the Arabic Tradition. Ashgate, 2000) Atinalıların İskender’e elçiler yolladığı, İskender’in de bunu Diogenes’e söylediği anlatılır. Buna göre, İskender “benden istedikleri her şeyi yaptım ama yine de bana düşmanlar, onları hoşnut etmek için ne yapmalıyım?” diye sorunca, Diogenes “onları mutlu edecek tek şey senin ölmen” der.

j. Kral ve eşek kıyası

Gutas 39.1’de Diogenes uykudayken İskender onu ziyaret etti ve ayağıyla dürterek “haydi kalk, biraz önce senin kentini ele geçirdim” dedi. Bunun üzerine Diogenes “bir krala kentleri zaptediyor diye kızılmaz ama eşeğin yaptığı bir şeyi yapıyor diye kızılabilir” der.

k. Ekmeğin kokusu, yaşamın kokusu

Gutas 43.1’de anlatıldığına göre, İskender bir ekmek getirilmesini istedi. Ekmeği eline alıp kokladı ve filozoflara uzatarak sordu: “Nasıl kokuyor?” Filozoflardan bir yanıt gelmeyince, Diogenes’e verdi, Diogenes koklayarak “ekmeğin kokusu yaşamın kokusudur” dedi. Bağlamı kestirmek zor.

Not: Arsenius kökenli bir kaynakta Diogenes’in İskender’in huzurunda yaptığı uzun bir konuşma vardır, felsefî bağlamıyla ilgi çekici olan bu anekdotu bu serinin üçüncü bölümü olarak başka bir yazıda ele almak istiyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 13/12/2016 by in Eskiçağ üzerine, Felsefe - bilim and tagged , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: