Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

Kötü Barış (Mala Pax) Teolojisi Üzerine

“Kötü barış yoktur” önermesi genelde Benjamin Franklin’e atfedilir.[1] Bu atfın tarihsel bir gerçekliği ve yazınsal bir dayanağı da vardır. Amerikan devrim savaşı (1775-1783) sırasında bazı Amerikalılar Britanya Kanada’yı bırakana dek savaşılması gerektiğini savunurken, başından itibaren savaştan nefret eden Franklin savaş isteyenlere “Başka bir savaş mı görmeliyiz? Benim düşünceme göre ne iyi bir savaş vardır ne de kötü bir barış” demiştir.[2] Savaş ile barışın seçenek olarak insanların önünde olduğu birçok durumda Franklin’in bu sözüne onun adını anarak ya da anmayarak sığınıldığı ve sözün tartışıldığı görülmüştür.[3]

Bununla birlikte “kötü barış” teolojide “kötü huzur” bağlamında da kullanılagelen bir tamlamadır. Savaşın anımsattığı acı ve travmaların barış ve huzura dönük sınır bilmez bir övgü yaratması şaşırtıcı bir durum değilse de, teolojide öne çıkan barış ve huzur övgüsü daha çok ilahi iradeye teslimiyetin kaçınılmaz bir sonucudur, zira temelde varsayılan barış ve huzur yeryüzündeki sahte barış ve huzur örneklerinden ayrılan gerçek huzuru ve hatta gerçekliğin kendisini imler. Nitekim Yahudi-Hıristiyan ve hatta İslam geleneğine göre Tanrı’nın elçileri bizatihi “her yerde barış ve huzur olmadığı” varsayımından ötürü görevlendirilmiştir. Burada bahsedilen barışı “huzur”[4] dediğimiz durumun kendisiyle eşitliyoruz. Tanrı yeryüzünde huzur olmadığı varsayımıyla Musa’ya bir kurtuluş ezgisi sunar,[5] kurtuluş bizatihi Tanrı’dadır,[6] “Can yalnız Tanrı’da huzur bulur, kurtuluş ondan gelir”[7] dolayısıyla sesleniş onadır, yanıt ondan gelir:

Kurtar beni, ya RAB, sadık kulun kalmadı,
Güvenilir insanlar yok oldu.

2 Herkes birbirine yalan söylüyor,
Dalkavukluk, ikiyüzlülük ediyor.

3 Sustursun RAB dalkavukların ağzını,
Büyüklenen dilleri.

4 Onlar ki, “Dilimizle kazanırız,
Dudaklarımız emrimizde,
Kim bize efendilik edebilir?” derler.
5 “Şimdi kalkacağım” diyor RAB,
“Çünkü mazlumlar eziliyor,
Yoksullar inliyor,
Özledikleri kurtuluşu vereceğim onlara.”[8]

Mezmurlar’da yukarıdaki gibi örnekler çoktur. Burada öngörülen din anlayışı huzur arayışıyla ile iç içedir; buna göre huzur Tanrı’nın sağlayacağı kurtuluşla mümkündür. Yeni Ahit de “Bizden nefret edenlerin hepsinin elinden kurtuluşumuzu sağla”yanın[9] Tanrı olduğu konusunda emindir, emin olmasa İsa’ya gerek duyulmayacağı ortaya konur: “Tam o sırada ortaya çıkan Anna, Tanrı’ya şükrederek Yeruşalim’in kurtuluşunu bekleyen herkese İsa’dan söz etmeye başladı.”[10] “Ve bütün insanlar Tanrı’nın sağladığı kurtuluşu görecektir.”[11] Huzur ve kurtuluşun Tanrı’da var olduğunun düşünülmesi Stoacılarda da görülen[12] yeryüzüne özgü huzurun ve dolayısıyla yeryüzünün küçümsenmesini gerektirir. Burada ortaya çıkan iki rakip huzur algısından kaçınılmaz olarak birinin yani tanrısal olanın gerçek, diğerinin yani yeryüzüne ait olanın sahte; birinin doğru, diğerinin yanlış ve birinin iyi, diğerinin kötü olduğu sonucu çıkar. O halde teolojik perpsektifte huzur ve barışın hem iyisi, hem de kötüsü vardır. Latince düşündüğümüzde teoloji literatürüne geçecek şekilde iyisi bona pax, kötüsü mala pax’tır.[13]

Fransız rahip Jacques-Paul Migne’nin (1800-1875) düzenlediği bir teoloji eserinde, Benedikten yorumcusu Hervé de Bourg-Dieu’ya (1080-1150) ait bir metin mala pax’ı “kendisi sayesinde/yüzünden kusurlarla ve iblisle uyum halinde olunan”[14] bir şey[15] olarak kodlar. İblis’in ve kusurların hâkim olduğu tek yerin yeryüzü olduğuna ilişkin bir varsayıma dayanan bu kodlama esasında tersten okumayla –Kutsal Kitap’ın izinde– bona pax’ın Tanrı’da olduğunu kabul eder. Nitekim metnin devamında “lütfun Baba’dan ve İsa’dan gel<diği> ve bu sayede yüzümüzü Tanrı’dan çevirmemize neden olan günahlardan kurtulduğumuz”[16] ve dolayısıyla “<gerçek, iyi> huzurun bu <ilahi> lütufla mümkün olduğu”[17] söylenir.[18] Tanrı’dan gelmeyen ise geldiği kaynağın Tanrı’ya uygun olmamasından ötürü barış olarak adlandırılsa bile gerçek barış olamaz, bu mala pax Aziz Bernardus’un deyişiyle, “paganlardan gelen huzur, kâfirlerden gelen huzur ama esas itibariyle Tanrı’nın kendi çocuklarından gelmeyen huzur”dur.[19]

Bir Dominiken keşişi olan Vincentius Burgundus (Beauvais’li Vincent, 1190-1264) mala pax’ı kategorileştirir, ona göre mala pax çok yönlüdür: Bazen phantastica pax, bazen sophistica pax, bazen de diabolica pax’tır.[20] Phantastica pax (fantastik huzur) gerçek olmayan (non vera) huzurdur, örneğin insanlar yeryüzünde zengin olduklarını sanır ve söyler, Yuhanna 18’de de aşılandığı gibi, durum farklıdır yeryüzünde sahip olunan sadece geçicidir, gerçek huzur Tanrı’dadır. Aynı keşişe göre Kudüs nezdinde devlet olgusunun kendisi de aldatıcı bir yeryüzü barışına ve huzuruna sahiptir, “sahipmiş gibi göründüğü huzur gerçek değil, fantastiktir.”[21]

Sophistica pax (aldatıcı barış) yeryüzüne özgü avam dostluklarda görülür. Keşişe göre en güçlü dostluklar bile beraberinde büyük düşmanlıklar getirir, “kandırılma ve yüz üstü bırakılma korkusu ve şüphesi”[22] gerçek huzur ve barış anlamına gelemez.

Diabolica pax (şeytanî barış) ise insanların hazlarından ötürü günah işlemesidir. Keşişe göre insan zihnini kusurlar bozar, “kötülük onları körleştirdiği için gönül gözleri kapalıdır”,[23] bu yüzden gerçek huzura ermeleri imkansızdır. Keşiş bu vesileyle çileciliği ve günahkârlığa bağlı kulluk bilincini gerçek barışa ulaşmanın yolu olarak sunar:

“Yüreğinde kılıç taşıyan, iğne üzerinde yatan, yatağı zehirli yılanlarla dolu olan, aslanlar ve ejderhalarla birlikte olan, evinde caniler bulunan, en vahşi düşmanları tarafından kendisine en acımasızca vahşilik yapılmasına maruz kalan, zamanının tükenmesini isteyenler, kutsal ceza kılıcının kendisine sallandığını gören, uçurumun ateş ve sülfürden oluşan korkunç dibinin kendisi için hazırlandığını ve sefil bir günahkâr olarak daimî bir şekilde ona doğru çekildiğini bilen huzura erebilir.”[24]

Bu konuya bir ara devam edeceğim.

Notlar:

[1] Örneğin bkz. The Cry for Justice: An Anthology of the Literature of Social Protest, Ed. Upton Sinclair, The John C. Winston, Co., 1915: 581.

[2] Bu söz Franklin’in David Hartley’e yazmış olduğu 2 Şubat 1780 tarihli mektupta geçer. Bkz. The Private Correspondence of Benjamin Franklin, vol.2, Colburn, London, 1818: 44. (Mektuba dijital ortamdaki yasal erişim için bkz. http://goo.gl/xI8IhD) Ayrıca bkz. R. Conrad Stein. Benjamin Franklin. Inventor, Statesman and Patriot. Çev. James D. Jan. Cheng & Tsui Co., 1998: 61.

[3] Geçmişte ve bugün deneyimlediğimiz birçok savaş vardır, dolayısıyla savaş üzerine yapılmış birçok tartışmadan bu sözle ilgili bir örnek vermek mümkündür. Örneğin İkinci Dünya Savaşı’nı kötü bir barışla gerekçelendirme bağlamında bkz. J. W. Schulte Nordholt. Woodrow Wilson: A Life for World Peace. Çev. Herbert H. Rowen. University of California Press. 1991: 371. Ortadoğu’da barış ihtimali bağlamında kötü barış kavramı için bkz. Robert L. Rothstein. “Oslo and the Ambiguities of Peace”. The Middle East Peace Process: Vision Versus Reality. Ed. J. Ginat, E. J. Perkins, E. G. Corr. Sussex Academic Press, 2002: 22-24. Türkiye’de de son dönemde barış süreci bağlamında Nuray Mert Sırrı Süreyya Önder’in Radikal’de (24.10.2014: http://goo.gl/nrY6yG) yayınlanan ve başlığıyla içeriğini özetleyen “Ne iyi bir savaş vardır ne de kötü bir barış” başlıklı yazısına otoriter bir hükümetle barış yürütülemeyeceği tezini içeren “Cevaba cevap: ‘Barışın diplomatı’na ‘aşağı’dan bir ses!” başlıklı bir cevap yazısı (Diken, 24.10.2014: http://goo.gl/BBF7Kp) yazarak bir nevi Franklin’in düşüncesini tartışmıştır.

[4] “İç rahatlığı, halinden memnun olup gönlünde rahatlık duyma, kendini rahat ve memnun hissetme durumu.” (Kubbealtı Lugatı, http://goo.gl/GR27NY)

[5] Eski Ahit, Mısır’dan Kaçış 5.

[6] Eski Ahit, Mezmurlar 3.8; 9.14.

[7] Eski Ahit, Mezmurlar 62.1

[8] Eski Ahit, Mezmurlar 12.1-5. Kutsal Kitap’tan yapılan alıntılar için bkz. http://incil.info

[9] Yeni Ahit, Luka 1.71.

[10] Yeni Ahit, Luka 2.38.

[11] Yeni Ahit, Luka 3.6.

[12] Evreni bir bütün olarak değerlendiren Stoacılar insanın sadece yeryüzüne ve ondaki aldatıcı unsurlara değer vermesini kral olan ruhunun yücelmesini mümkün kılacak olan bilgeliğin önündeki en büyük engel olarak görüyordu.

[13] Niçin Latincede pax terimini kabul ettiğimizi de terimin anlam kapsamını inceleyerek gösterelim. Türkçedeki “huzur” ve “barış” kelimelerini en iyi karşılayan kelime pax’tır. Anlam genişliğini irdelersek: Pax ilk anlamı “hızlandırmak, devindirmek” olmakla birlikte “yazmak, kaydetmek” anlamından hareketle “ayarlamak, düzenlemek, karar vermek, anlaşmak, uzlaşmak, uygun olmak” anlamını da veren pangere fiilinden gelir. Bu yüzden pax ilkin “taraflar arasında uzlaşı, barış anlaşması” anlamıyla düşünülür. Örneğin bkz. Plautus, Stichus 4.1.14; Cicero, Philippicae 13.1.1; 13.12.5. Cicero’nun “dingin özgürlük” (tranquilla libertas) olarak tanımladığı (Philippica 2.44.113) pax aynı zamanda barışın kişileştirilmiş tanrıçasının da adıdır (Ovidius, Fasti 1.709; Horatius, Carmen Saeculare 57; Suetonius, Vespasianus 9). Yine “tanrıların insana verdiği destek, sunduğu lütuf” ve “tanrıların acıması” anlamında da kullanılan pax (Lucretius 5.1229; Vergilius, Aeneis 3.370) bizatihi “huzur”, “dinginlik”, “memnun olma” anlamını da verir (Horatius, Carmina 3.29; Ovidius, Metamorphoses 2.858; 11.624; Cicero, De Finibus 1.14.26).

[14]mala pax est, qua vitiis aut diabolo concordatur”

[15] Patrologiae Cursus Completus: Series Latina: Sive, Bibliotheca. Saeculum XII Ven. Hervei Burgidolensis Monachii Opera Omnia. 1854: 603.

[16] sed illa gratia est a Patre et Christo, qua nobis remittuntur peccata, quibus adversabamur Deo”

[17]et pax, qua reconciliamur ei”

[18] Bkz. Pax’ın anlamlarını aktardığımız 14 numaralı dipnot.

[19] Super Cantica Canticorum, Sermo 33.15: “Pax a paganis, pax ab haereticis, sed non profecto a filiis” Ayrıca bkz. H. A. Oberman. “The Shape of Late Medieval Thought: the Birthpangs of the Modern Era”. The Pursuit of Holiness. Ed. C. Trinkaus – H. A. Oberman. E. J. Brill. 1974: 15-16.

[20] Spec. Morale Vincentii, 1.22.4.

[21] “pacem sibi videantur habere, non est vera”

[22] “timor et suspitio deceptionis et fraudis”

[23] “habentes tamen cordis oculos obscuratos (quia excaecavit eos malitia)”

[24] “pacem potest habere, qui gladium portat in corde; qui iacet in spinis, cuius lectus plenus est serpentibus venenosis, qui inter leones et dracones versatur, qui latrones habet in domo, qui suos hostes saevissimos sentit contra se crudelissime saevientes, et ipsum qualibet hora devorare volentes; qui videt gladium ultionis divinae vibrari super se, et horrendam foveam abyssalem igne et sulfure succensam infra se paratam ipsum miserum peccatorem protinus absorbentem.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Bilgi

This entry was posted on 28/10/2014 by in Felsefe - bilim, Genel and tagged , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: