C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

Cicero, Ölüme Övgü ama, ama’lar var işte!

Evvelce Twitter’da Cicero’nun Türkçede “Ölüme Övgü” adıyla yayınlanmış olan eserinden bahsetmiştim. Bkz. 1, 2, 3, vb. Sel Yayınları’ndan çıkan bu kitabın büyük bir sorunu olduğunu düşünmüştüm, zira Cicero’nun “Ölüme Övgü” adında bir eseri yoktu. Tüm eserlerini düşündüğümde henüz okumamış olduğum metnin Tusculanae Disputationes‘ten kırpılmış olabileceği aklıma geldi. Yanılmamışım, Sel Yayınları’nın resmi Twitter hesabıyla girdiğimiz diyalog şöyle oldu:

Sel Yayıncılık Diyalog

Evet, anlaşıldığı üzere Ölüme Övgü adıyla piyasaya sunulan eser Cicero’nun Tusculanae Disputationes adlı eserinin 1/5’i. Şüphesiz ki yayınevlerinin bir eserin bir bölümünü ayırıp yayınlama hakkı vardır, batıda ve bizde bunun örnekleri çoktur.  Ancak burada içerikten hareketle başlığa dair önemli bir sorun doğmuş, o da eserin ilgili bölümünün Stoacı ölüm fikrini anlatmakla birlikte, bunun temelde bir övgü olmaması, aksine bir contemptio yani horgörme ya da küçümseme olmasıdır. Cicero ilgili eserde ortodoks Stoacıların değersiz maddî yaşamın sonlanışı anlamına gelen ölümü küçümseyerek ruhun ebedîliğini öven yaklaşımlarını ortaya koyar, herhangi bir Stoacının ölümü övmesi manasızdır. Sadece bu konu yani bir eserin bütününü değil de bir kısmını alarak oluşturulan içerik ile ona tercih edilen başlığın sorun yaratması üzerine uzun uzun konuşabiliriz, ancak bunu da yayınevinin ya da çevirmenin anlama kabiliyeti ile başlık tercihine / insiyatifine yorabilir ve konuyu kapatabiliriz. Dahası bunu yaparken de, bir eserin bir bölümünü yazıldığı değil, çevrildiği ikincil bir dilden üçüncü bir dile çevirmenin orjinal metnin anlaşılabilirliğinde yaratabileceği tahribatı da, istemeyerek de olsa, es geçebiliriz, zira ne yazık ki bunun da örneğini çok gördük bu ülkede. Ancak bugün D&R’da gördüğüm bu çevirinin giriş yazısına bakarken büyük bir sorunla daha karşılaştım. Sorunun bulunduğu paragrafı paylaşayım:

Cicero, Ölüme Övgü

Burada her şeyden önce çevirmenin (Cânâ Aksoy) niçin çeviride temel aldığını söylediği İngilizce çevirinin “Latince aslıyla karşılıklı olarak basılmış” olduğunu söylediğini anlamadım. Devamında “İngilizce çevirisinden çevirdik, ancak Latince aslıyla karşılaştırdık” gibi bir abuk bir yöntem itirafı gelir diye de bekledim; öyle ya, İngilizce çevirinin Latince aslıyla birlikte yayınlanmış olmasına yapılan vurgunun bir anlamı olmalıydı. Belki de bu vurgunun nedeni şudur: “İngilizce çevirisini temel aldığımız Latince metin sayfa sayfa bu İngilizce çevirinin yanında basılmış, temel aldığımız İngilizce metnin çevirmeni Latince metni çevirisiyle birlikte sunacak kadar metnine güveniyor, yani biz sağlam bir İngilizce çeviriyi temel almış olduk. Böyleyken böyle.” Bu olabilir belki, ancak zorladığım aşikar, yukarıda da gördüğünüz gibi, yazıda bu durum üzerinde pek durulmamış.

Asıl sorun yukarıdaki cümleden hemen sonra gelip paragrafı bitiren iki cümlede bulunuyor. İlgili iki cümlede Latince metnin İngilizce çevirmeninin “metnin daha iyi anlaşılabilmesi için çeviriye açıklamalı notlar ekle<diği>” söyleniyor ve “bu notlar<ın> Türkçe çeviride de korun<duğu>” ekleniyor. Bu yaklaşımın akademik açıdan etikdışı mı, yoksa bilgisizlikten mi kaynaklandığını bilmiyorum ama ortada çok önemli bir sorun var. Latince metnin İngilizce çevirisine eklenmiş olan notlar hangi hakla İngilizceden yapılmış olan (Latince aslından ya da Esperantodan yapılmış olsaydı da, fark etmezdi) çeviriye alınabilir? Bu hak nereden geliyor? “Bu notlar Türkçe çeviride de korunmuştur” ifadesiyle aktarılan bilgi intihalin apaçık itirafıdır, zira bu notlar Cicero’nun metnine dahil değildir, Cicero tarafından eklenmemiştir, İngilizce çevirinin sahibine (J. E. King) ait olmakla birlikte tüm hakları ilgili yayınevine (Harvard University Press) aittir. Bir metnin bir çevirisindeki notlar, başka bir çevirmenin başka bir çevirisinde “korunamaz”. Korunursa, notları korunmuş olan çevirmenin adı da bu diğer çevirinin adında ve künyesinde geçmelidir, yani “Ölüme Övgü, Çev. Cânâ Aksoy, J. E. King’in notlandırmasıyla” vb. bir açıklama yapılmalıdır. (Çeviride temel alınan metin İngilizce, notlar yine İngilizceden ama son kertede çevrilen kitap metni Cicero’nun öyle mi?) Bunlar olmamış, sadece notları almışlar, nasılsa hesabını soracak kimse yok.

Peki, ne olmalıydı? Örnek olur mu bilmem, ben kendi yöntemimi söyleyeyim: Çeviriye ya da bir çalışmaya eklediğim notun kaynağını veririm (örnek), bu not basit bir özel isim ya da kavram açıklaması olsa bile, bunu yapmam gerektiğini düşünürüm, zira üzerinde çalıştığımız bu alanda özel kişi, kurum ya da kavramlarla ilgili muğlak bilgiler ve yorumlar çoktur. Bazen çeviri ya da çeviriye eklediğimiz notun içeriği sadece bir bilgiye ya da yoruma dayanıyor olabilir, bu noktada notun kaynağını vermediğimiz takdirde, notun genel ve herkesçe kabul edilen bir bilgi içerdiği şeklinde sorunlu bir yargıya neden olabilir.

Sonuç itibariyle sorunlu bulduğum bu metni okumamanızı önerecek değilim, ancak en azından okuyucularda ve metin üzerinde çalışacak olanlarda yazıldığı dilden çevrilmemiş bir metni okumanın yaratacağı sorunlara ilişkin bir bilinç oluşmasını isterim. Ayrıca çeviri yöntemi olarak batı standardının kabul edilmesini, editör ve yayınevlerinin çeviri diye getirilen metinleri önsöz, sonsöz ve notlarıyla iyice kontrol etmesini, yukarıdaki gibi batıdaki doğru dürüst bir yayınevinden çıkmış bir kitapta yapılmayacak hataların burada da yapılmamasını talep ederim. Talep karşılık görür mü bilmem ama en azından ben gördüklerimi yazarak talebimi ileterek üzerime düşen görevi yerine getirmiş olayım. Karşılaştığınız sorunları / sorun olduğunu sandığınız durumları yazmanızı öneririm, ne demişler, spoken words fly away, written words remain. Niçin İngilizce yazdığımı sormazsınız artık.

3 comments on “Cicero, Ölüme Övgü ama, ama’lar var işte!

  1. Musa ŞEN
    18/10/2014

    Değersiz maddî yaşamı sonlandırdığı ve ebedî ruhu beden mahbesinden kurtardığı için ölüm övülesi bir şey olarak düşünülmüş olabilir belki.

  2. Musa ŞEN
    18/10/2014

    “De contemnenda morte” (On the contempt of death), ölümü önemsememe, aldırış etmeme, büyütmeme, kafaya takmama gibi anlamlara geliyor o zaman.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: