Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

Bayındır’ın Gündüz ve Gece’sinin düşündürdükleri mi? Hesiodos ve Heraclitus bağlamı

İlahiyatçı Abdülaziz Bayındır’a “Güneş dünyamızı aydınlatırken uzay neden karanlıkta kalıyor?” gibi tuhaf bir soru sorulmuş. (Buradaki “ilahiyatçı” vurgumda, “ilahiyatçısın ilahiyatçı kal, giy tulumlarını” manası yok ama isteyen oraya da çekebilir.) Esasında soru tuhaf değil, ilköğretimde doğal karşılanabilir bir soru. Basit ifadeyle, Güneş’in aydınlatma kapasitesinin galaksinin aydınlatılmasına yetmediğine ilişkin astronomik rakamların doldurduğu fiziksel bir açıklama getirilebilir. Sıkıntı soruda değil, soruluş yerinde ve cevaplanışında. Astronomik problemlere değinmeden, Bayındır’ın açıklamasının bende çağrıştırdığı Hesiodosçu mitolojik kozmolojiye biraz bakmak istiyorum, zira Bayındır’ın Gündüz ve Gece tanımları beni öncelikli olarak oraya yönlendirdi. Bayındır diyor ki:

“Güneş’in ışınları Dünya’mızda bulunan ‘Gündüz’e çarpıyor. Gündüz dediğimiz şey yirmi dört saat vardır. Gece ve Gündüz iki ayrı varlıktır. Bizim Gündüz dediğimiz vakitte Gündüz öne çıkar, Gece dediğimiz vakitte de Gece öne çıkar.”

Hesiodos Theogonia’sında “Gece” ile kişileştirilen νύξ’un (nyks, Lat. nox) χάος’un (Khaos, Lat. Chaos) kızı, Ἔρεβος’un (Erebos, Lat. Erebus) kız kardeşi ve Aἰθήρ (Aither, Lat. Aether) ile Hµέρα’nın (Hemera yani Gün<düz>) annesi olduğunu söyler. Dolayısıyla Gece ile Gündüz, Güneş’ten ayrı, kendi başlarına varlık olarak karşımıza çıkar. Bayındır ile Hesiodos’un açıklamaları bu bağlamda örtüşüyor gibi ama tam değil, zira yukarıdaki özetten de anlaşılabileceği üzere Gece Gündüz’den önce bir varlık olarak bulunuyor, düalist ya da diyalektik bir oluşumdan söz edemiyoruz. Bununla birlikte Bayındır’ın videonun devamında dile getirdiği “Gece’nin bir göstergesi yoktur” ifadesini de yine genel Yunan inanışındaki Gece’nin Hades’te bulunduğu yönündeki kabulle örtüştürebiliriz zorlarsak ya da genel Hıristiyan ilahiyatındaki Tanrı’nın nefretini (odium), onun sevgisinden (amor) yoksunluk olarak tanımlayan bağlamı da Bayındır’ın Gece tanımına benzetebiliriz.

Tekrar Hesiodos’a dönelim. Heraclitus bir fragmanda Hesiodos’un çizdiği genealojideki Gece – Gündüz ilişkini ve yakınlığını eleştiriyor: “Çoğunluğun öğretmeni olan ve çok bildiği söylenen Hesiodos gece ile gündüzün ne olduğunu bilmezdi. Gece ile gündüz birdir.” (“διδάσκαλος δὲ πλείστων Ἡσίοδος· τοῦτον ἐπίστανται πλεῖστα εἰδέναι, ὅστις ἡμέρην καὶ εὐφρόνην οὐκ ἐγίνωσκεν· ἔστι γὰρ ἕν.” Çeviri Cengiz Çakmak’a ait: Fragmanlar, Kabalcı Yayınevi, 2005, s.145.)

Bu eleştiri aslında Bayındır’ın açıklamasını da ilgilendiriyor: Felsefî açıdan bakarsak, Heraclitus zıtların birliğini (“inen ve çıkan yol birdir”) uyum fikrini öne çıkararak savunuyordu, dolayısıyla boşlukları doldururken, dolmuşları boşaltan, kendi kendini ayakta tutan bir sistemden bahsediyordu, aksi halde uyumdan söz edemeyiz. Hal böyle olunca, ona göre, bir şeyin yokluğunda öbürü başlardı, öbürünün yokluğunda ise ilki. O halde gündüz ile gece birse ve birinin yokluğunda diğeri başlıyorsa, bu durumda gündüz ile gece hem birdir, hem de birin içindeki ayrı unsurlardır, yani birbirine muhtaç değildir. Nitekim Heraclitus 99. fragmanda şöyle diyor: “Güneş olmasaydı yıldızlara rağmen gece olurdu.” Bu kafa karıştırıcı bir sonuç. Aynı zamanda Heidegger ile Fink’in tartıştığı (şuradan görebilirsiniz), 57. fragmanın sonundaki ἔστι γὰρ ἕν’i de önemli kılan bir durum, bir şey (x) hem başka bir şeyden (y) farklı, hem de bambaşka üçüncü bir şeyin (z) içinde onun (z) kendinde oluşsal durumunun bir karakteristiği olarak öbür şey (y) ile diyalektik bir bütünlük içinde uyum arz edemez mi? Nitekim M. M. Mackenzie’nin “Heraclitus and the Art of Paradox” başlıklı makalesi de (Oxford Studies in Ancient Philosophy: Volume VI: 1988, Ed. J. Annas, Oxford University Press, 1988, s.19) bu sorunu çözmeye çalışıyor. Yazar Heraclitus tarafından geçici süreç bakımından gündüz ile gecenin ayrıldığının kast edildiğini söylüyor, özetle. Bu açıdan bakarsak Hesiodos da geceyi daha öne çıkarıp “yaşlı” kılmakla birlikte, Heraclitus’tan çok da farklı bir şey söylemiş olmuyor. Fragmanlardan ötesini bilebilseydik, belki de Heraclitus’un da böyle bir karın ağrısı olmadığını öğrenmiş olurduk. Neyse efendim, bu konu çok uzun ve derin, Milton’ın ve daha nicelerinin bizi çektiği bir kuyu (hele Mısır ayağından hiç söz etmiyorum, bkz. 1, 2), sabah sabah şey etmeyelim.

Son olarak Bayındır’ın iddiasının detayını öğrenmek istediğimi söylüyorum. Güneş ışınlarından ayrı olarak, Dünya’da ayrı bir Gündüz varlığı varsa, bu varlığın enerjisi nereden ve nasıl geliyor? İlahiyatçı olarak Gündüz’ün Güneş ışınlarından ayrı varlığını bulabilmişse, bu sorunun da cevabını biliyor olmalı, diye düşünüyorum. Aksi halde söyledikleri havada kalır. Yere indiği görüldü mü hiç, o da ayrı mesele.

One comment on “Bayındır’ın Gündüz ve Gece’sinin düşündürdükleri mi? Hesiodos ve Heraclitus bağlamı

  1. B.
    24/11/2013

    Peki Abdulaziz nasil bir cevap vermis tir?”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: