Dr. C. Cengiz Çevik (Klasik Filolog) – Blog

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümü, Dr.

Kral Numa ile filozof Pythagoras arasında bir bağlantı var mıydı?

Daha önce bahsettiğimi hatırlıyorum, blogda aradım ama bulamadım: Büyük filozof Pythagoras ile Roma’nın Romulus’tan sonraki efsanevî kralı Numa Pompilius arasında bir bağlantı olduğuna dair bir söylenti vardır. Plutarchus, Polybius ve başka Eskiçağ yazarlardan kimileri bu söylentiye inanmış, kimileri ise inanmamış, tam ittifak yok bu konuda.

Söylentinin temelinde kral Numa eliyle gerçekleştirilen Roma’nın siyasî, dinî ve sosyo-kültürel inşasının Pythagorasçı ilkelere (toplum anlayışına) dayandığı fikri yatar. Eskiçağ’da anlatılagelen olaylardan biri de bunu kanıtlıyormuş güya: Roma’nın önemli tarihçilerinden olan Livius’a göre (40.29.3-14) İ.Ö. 181 yılında Roma’da Iuniculum tepesinin dibindeki bir arsada toprağı kazıyan işçiler kurşun mühürlü iki taş sanduka bulmuş. Numa’nın tabutu olduğu düşünülen biri boşmuş, diğeri ise balmumuyla korunmuş iki tomar kitap içeriyormuş. Bu dökümanlardan yedisi (birinci kitap) Latince yazılmış olup de iure pontificio adıyla anılıyorken, diğer yedisi ise (ikinci kitap) Yunanca yazılmış olup de disciplina sapientiae adıyla anılıyormuş. Yine Livius’a göre Sulla dönemi annalisti olan Valerius Antias’ bu dökümanların Pythagorasçı öğretiyi içerdiğini söylemiş. Bu sandukaların bulunduğu arsa katip Lucius Petilius tarafından satın alınmış önce, sonra praetor urbanus olan Q. Petilius Spurinus idarî figürler tarafından sakıncalı bulunan bu dökümanları katipten almış ve onları yakılmaktan kurtarmak için bir kez daha gözden geçirip “uyumlu” (devletin bekasına uygun) taraflarını gözden geçirmiş ancak başarılı olamamış, Senatus dökümanların yakılmasına karar vermiş.

Plutarchus’un (İ.S.46-120) Numa biyografisinde (22. kısım) anlattığına bakılırsa, Antias bu taş sanduka ya da tabutta gömülen kitapların on iki ciltten oluşan kutsal yazılardan ve Yunan felsefesi üzerine yine on iki ciltlik bir ikinci tomardan oluştuğunu söylüyormuş. (Ancak yukarıdaki anlatımdan farklı olarak, Plutarchus sandukaların ortaya çıkışını sel baskınlarının toprağı aşındırmasına bağlıyor.)

Peki, bu metinleri kim yazmış olabilir? Numa yazmış olabilir ya da Pythagoras, belki adını bilmediğimiz başka bir Pythagorasçı. Bilmiyoruz. Burada önemli olan, Numa’nın, her ne kadar içinde bedeni bulunamamışsa da, tabutu ile Pythagorasçı ilkelerin yazılı olduğu metinlerin bir arada olmasıdır. İlk bakışta kuşkucu biri, bu iki sandukanın yan yana bulunmuş olmasının Numa’nın Pythagoras’la tanışmış olabileceği ihtimalini kuvvetlendiremeyeceğini düşünebilir, burada hatırlatmam gereken unsur, Eskiçağ yazarlarının bu iki efsanevî ve tarihî figürün tanışıklığına delil olarak bu buluntudan bahsetmiş olmalarıdır, yani tartışılan, bizatihi bu birlikteliktir.

NumaHalicarnassuslu Dionysius’a göre Numa Pythagoras’ın okulunu kurduğu Güney İtalya’daki Croton’da eğitim görüyordu, ki bu dönemde kral seçildi. Bazı geleneksel aktarımlara göre, Pythagoras bazı takipçileriyle birlikte Croton’daki demokratik unsurların başlattığı isyanlar sırasında bir tapınakta öldü. Diğer Pythagorasçılar ise önce Tarentum’a, sonra da Metapontum’a kaçtı, ne yazık ki burada, toplum-dışı olmalarından ötürü açlıktan öldü her biri. Croton’da yaşayanların İ.Ö. 440-430 yılları arasında Pythagoras okulunu yaktığına inanılıyor. Numa ile Pythagoras’ın yaşadıkları dönemler arasında üç ya da dört nesil (bir ya da bir buçuk yüzyıl) olmalıdır, ki Dionysius bunu savunanlardan biridir, hatta yazara göre Numa’nın yaşadığı dönemde Croton kenti bile henüz kurulmamıştır. Tarihsel kayıtlara göre Pythagoras Polycrates zamanında yaşamıştı, yani Roma’nın son kralı Etrüsk Tarquinius Superbus (İ.Ö.535-496) zamanında. Numa’nın İ.Ö.673 yılında öldüğü kabul edilirse aralarında doğrudan bir bağlantı olması imkansız hale gelir. Nitekim Cicero da bu bağlantının yanlış olduğunu iki yerde savunur (De Republica 2.15.28-29 ve Tusculunae Disputationes 4.1.3).

Kendisinden yüzlerce yıl önce yaşamış olan efsanevî ve tarihî figürlerin biyografilerini yazıp, yine eserlerinde kendisinden önceki ve yaşadığı dönemin kültürel konularını tarafsız bir gözle ele alan Plutarchus da bu bağlantıya kuşkuyla yaklaşanlardan biridir. Önceki söylentileri aktarıp değerlendiren biri olduğu için, bugün benim burada yaptığımdan farklı bir tavır içinde olmadığını söyleyebilirim Plutarchus’un ancak genel eğilimi bu bağlantıyı reddetme yönündedir. Ona göre Numa’nın Yunanca bilmeyip, Yunan felsefesinden habersiz olarak, kendi eğitimi ve bilgeliği sayesinde erdeme ulaştığını söyleyenler daha makul bir fikri savunmuş olur. Dahası, Numa gerçekten de Pythagoras isminde birini tanımış da olabilir, ancak bu Pythagoras başka bir Pythagoras’tır:

Plutarchus’un aktarımına bakılırsa, On altıncı Olimpiyat’ın üçüncü yılında, Numa ismi Pythagoras olan olimpik yarışta ödül kazanmış bir Spartalıyla tanışmıştır. Burada beni doktora çalışmalarımdan ötürü doğrudan ilgilendirense, Plutarchus’un aktarımında da geçtiği üzere, bu Spartalı Pythagoras’ın Numa’ya siyasî ve sosyo-kültürel düzenlemelerinde yardım ettiği için Roma devletinin cumhuriyet öncesindeki bu evresinde Sparta devletinin izlerinin görüldüğünün düşünülmesidir. Numa Sabin soyundan geliyordu, Sabinlerin de kendilerini köken olarak Sparta’yla ilişkilendirdikleri düşünülürse, belki Numa’nın toplumu düzenleyişindeki Sparta etkisini kökenine bağlamak da mümkündür (Bkz. Plutarchus Numa 1) ya da en azından Numa dönemindeki Roma’nın Sparta’yla olan kökensel bağının her daim akılda tutulması gerekir.

Plutarchus biyografisinin 8. bölümünde, yeniden Numa ile filozof Pythagoras arasındaki olası bağlantıya döner. Bu bağlantının sık anlatılageldiğini de buradan anlayabiliriz, Plutarchus ısrarla bu konuyu deşer. Yine burada beni doğrudan ilgilendiren husus, Roma tarihinde özellikle de dinî kurumların düzenlemesinde kendisine önem atfedilen Numa’nın bu alanda filozof Pythagoras’tan etkilendiğinin –en azından Plutarchus’un dönemine varıncaya dek- düşünülmüş olmasıdır. Plutarchus’a göre Numa, -farklı etnik unsurlardan meydana geldiğinden dolayı-dik kafalı olan halkını yatıştırabilmek için dini kullanır, özeti ve gerekçesi budur sosyal düzenlemesinin. Plutarchus’a göre Roma, Numa’nın döneminde, Platon’un “yüksek ateşli” dediği bir durumu yaşıyordu, toprağa çakılan çiviyi düşününe, her darbe çivinin daha fazla toprağa girmesine neden olur, aynı şekilde Roma da karşılaştığı isyan ve iç huzursuzluk türünden sosyal tehlikelerle daha fazla mukaddeslerine gömülmüştü. Numa sosyal barışı sağlamak adına tanrıları yardıma çağırdı, adaklar sundu ve kendisinin de katıldığı / yönettiği dinî törenler düzenledi. Din yoluyla savaşçı karakterdeki Romalıları uysallaştırdı. Plutarchus Numa’nın kimileyin Roma’da tuhaf ses ve görüntülere ilişkin söylentiler yayarak halkta dinî korkuyu azdırdığını da söyler. Hatta yazara göre, kendisinden öncekilerin Numa ile Pythagoras arasında bir bağlantı kurmuş olmalarının nedeni de bizatihi bu din anlayışıdır, zira insan-tanrı ilişkileri Pythagoras’ın felsefesinde ne kadar yer kaplıyorsa, Numa’nın siyasetinde de o kadar yer kaplar.

Yazar Numa’nın dış görünüşe (başkalarını etkilemeye) verdiği önemin de Pythagoras’tan kaynaklandığının düşünüldüğünü söyler. Buna göre, Pythagoras, belki de insanları etkilemek için, bir kartalı eğitmiş ve verdiği komutlarla onu yanına getiriyor ya da uçmasını sağlıyormuş; başka bir aktarıma göreyse Olimpiyat oyunları için halkın arasından geçerken, halka altından bacağını gösteriyormuş. Plutarchus bu tür gösterilerin ve abartıların Pythagoras’ı hokkabaz seviyesine düşürdüğüne ilişkin Timon’dan bir şiir paylaşır bile paylaşır. Numa’nın da Pythagoras’ı örnek alarak kendisiyle ilgili dinî abartılardan yararlandığını söylüyor Plutarchus: Buna göre Mousalarla (ilham perileri) iletişim halinde olup onlardan geleceğe dair bilgiler ediniyor ve kendisinde güçlü bir kehanet yeteneği görüyormuş. Tacita isminde bir perinin bilhassa onurlandırılması gerektiğini söylemiş, bu da, Plutarchus’a göre Pythagorasçı “sessizlik” ilkesinin onurlandırılması olabilirmiş, zira Latincede tacitus sıfatı “sessiz” anlamındadır, Tacita da bu sıfatın dişil hali olup haliyle “sessiz kız” anlamındadır.

Numa ile Pythagoras arasındaki ilişkinin bir diğer görünümü ise, Plutarchus’un aktarımına göre, kutsalların betimlenişi konusundaki ortak yaklaşımlarıdır: Pythagoras varlığın temel ilkesinin duyuları aşması gerektiğini düşünüyordu, dolayısıyla “kutsal olan ilke” Olympos tanrıları gibi olamazdı ona göre. Saf aklın kavrayabileceği bir kutsallığı düşünün (ki bu noktada duyu organlarını aşan bir kutsallığın niçin “saf akıl” ile kavranabildiği de tartışılabilir), bunun bu şekilde tanımı dışında betimine ihtiyaç yoktur. Numa da Roma’da tanrıların insan ya da hayvan şeklinde betimlenmesini yasaklamıştı; türbe gibi yapılar yoluyla kutsala hürmetlerini gösteren Romalılar Pythagorasçı ilkelere uygun olarak adakta kan akıtmıyor, un ve şarap gibi ucuz şeyler sunuyordu.

İki figür arasındaki ilişkinin başka kanıtlarının da sunulduğundan bahsediyor Plutarchus: Örneğin (1) Pythagoras okuluna bağlı olan komedi şairi Epicharmus Antenor’a adadığı bir çalışmasında filozof Pythagoras’ın Roma vatandaşı olduğunu söyler. (2) Numa dört oğlundan birine Pythagoras okuluna bağlı olan Mamercus’un adını vermiştir, ki Patricii ailesi Aemilius’lar adını ondan almış. (3) Bir kâhin Romalılara bir Yunan bilgesi, bir de Yunan kahramanının heykelinin dikilmesi gerektiğini söylemiş, Romalılar da kahraman olarak Alcibiades’in, bilge olarak da Pythagoras’ın bronzdan heykelini dikmişler.  Numa ile Pythagoras arasında doğrudan bir bağlantı olduğuna dair bu üç kanıtın da yetersiz olduğu söylenebilir, kaldı ki son iki kanıt doğrudan Numa ile ilgili de değildir.

Sonuç itibariyle Numa ile Pythagoras arasında tarihsel değil de, yakıştırmalara dayanan bir ilişki olduğu söylenebilir. Büyük ihtimalle Numa’nın sosyal düzenlemelerinde Sparta etkisi olsa bile, bu etkinin Spartalı bir Pythagoras’la da ilgisi yoktur ya da varsa da elimizde bunun kesin bir kanıtı yok. Daha sonra, belki Eskiçağ’da bu iki figür arasında bir bağlantı kurulmuş olduğunu aklımızda tutarak, Numa’nın düzenlemelerinden bahsedebiliriz.

Not: Plutarchus’un Numa biyografisinin İngilizcesini Perseus’ta okuyabilirsiniz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: