C. Cengiz Çevik'in resmi sitesi

Birtakım filolojik hassasiyetler: Eskiçağ ve günümüze dair kişisel okumalar ::: İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde Doktora Öğrencisi. Yeditepe Üniversitesi ve Doğa Koleji'nde Latince Okutmanı, yazar, okur, eyler!

Murat Belge, “Öğretmen / Öğrenci” (Taraf 26.5.2012)

Bugün Murat Belge Taraf gazetesindeki köşesinde Türkçedeki “öğrenci” kelimesini incelemiş. “Öğrenci” kelimesinin etimolojisinden hareketle ilgi çekici görüşleri var. Gazete sadece abone olanlara açık olduğu için, blogumda paylaşmak istiyorum yazıyı, sonra belki  üzerine konuşuruz:

Geçen gün aklıma “öğretmen/ öğrenci” ikilisinin ilişkisi takıldı. Bu sıfatları taşıyan kişilerin arasındaki ilişkiyi kastetmiyorum; sadece “dilsel” düzeyde, iki “kelime” arasındaki ilişkiden söz ediyorum.

Türkiye’de dil denince tarihte “Dil Devrimi” denilen olay var. Türkçe müdahaleye uğramış bir dil, bugün konuştuğumuz dil bu müdahalenin pek çok izini taşıyor. Dediğim “öğretmen/ öğrenci” ikilisi de, “öz Türkçe uzmanları”nın masa başında “türettikleri” kelimelerden, yani “tilcik” ya da “sözcük”lerden.

“Öğretmen”, çok sorunlu görünmüyor bana. Türkçe’de “öğretme” fiili var, uydurma falan değil. “-men” sonekinin Türkçe’deki yeri tartışılır ama, İngilizce “teacher”da olduğu gibi, “öğreten”, “öğretici” gibi kelime olması normal.

“Öğrenci” ise sorunlu görünüyor. Kelime bize işi “öğrenmek” olan bir insanı düşündürüyor. “Ee, ne var bunda? Ya ne olacaktı?” diyebilirsiniz. “Öğrencinin işi öğrenmek değil mi?” Bu, tabii, yalnız öğrencinin değil, hepimizin işi bir süresi de yok: kayd-ı hayat şartıyla. Aynı zamanda, pek yapılmayan bir iş olduğunu da söyleyebiliriz.

Neyse, gelelim “öğrencinin işi”ne. Onun işi, evet, “öğrenmek”, öncelikle bu. Ama aynı zamanda öğrendiği şey üstünde kafa yormak, düşünmek olmalı.

Batı dillerinde bu kelime genellikle Latince “studiare” kelimesinden türetilmiştir: İngilizce’de “student”, Fransızca’da “étudiant”, bizim gibi yerli köklere itibar eden (çünkü o da bir “dil devrimi” geçirmiş) Almanca’da da “student”, İspanyolca’da “estudiante” vb.

Bu kökten gelen bu kelimelerde benim aradığım o “fazladan şey” var aslında. Çünkü bir “zihnî emek”, bir “çalışma” yan-anlamı içeriyor. “Öğrenci”de olduğu gibi “verileni almak”la yetinme çağrışımı değil, “almak için çalışmak” çağrışımı yapıyor. Her halde bu nedenle, örneğin ilkokul öğrencisi için değil, öğreniminin daha ileri aşamalarına gelmiş kimseler için kullanılıyor. Gene muhtemelen bu nedenle, Mehmet Ali Ağakay, Fransızca Sözlük’te “étudiant” için bir de “irdemen” diye, hiç duymadığım bir şey önermiş; bu da, “enine boyuna inceleme” anlamında kullanılan “irdelemek”ten türetilmiş bir şey olsa gerek.

Eski dilde “talebe” de benim anlamak istediğim şeye “öğrenci”den daha yakın. Burada, öğrenmek, anlamak için çaba harcama çağrışımı yok ama hiç değilse “talep” var. “Bana öğretin” diyen biri var, kelimenin bir ucunda.

Gelgelelim, bizim bu Ortadoğu’da “öğrenmek”, kelimenin kendinden edilgin biçiminin de ima ettiği gibi, “verileni almak”la sınırlı bir şeydir, genel olarak böyle anlaşılır. Onun için de en temel, en şaşmaz öğrenme biçimi “ezber”dir. “Ez”, Farsça’da “-den”, “-dan” takısı; “ber” ise gene Farsça, “göğüs” demek. Yani “göğüsten” öğrenmek, daha doğrusu bellemek. İngilizce’de aynı anlama gelen “by rote” deyimi var (“rote”, yani “yürek”). Bu kelimelerin belirti anlamlar yüklenmeye başladığı dönemlerde öğrenilecek bilgi öncelikle “dinî”, yani “tanrısal” bilgi olduğu için, öğrenince onu kalbe yakın bir yerde tutmak, saklamak gerekiyor. Ve tabii değiştirmeden, bozmadan saklamak gerekiyor. Yani o “study” kelimesinin içerdiği türden işlemleri kesinlikle yapmayacaksınız, öğrendiğiniz nesne üzerinde. Onu bir mücevher ya da hemen kırılabilir, incinebilir çok nazik bir nesne gibi emniyetli bir yere koyacak, orada “muhafaza” edeceksiniz.

“Öğrenci” kelimesinin çağrıştırdıkları bence bu dediklerimle çelişmiyor. “Öğrenmek” bir fiil, belirli bir işi yapma anlamına geliyor; “düşünmek” de başka bir fiil, o da başka bir iş yapmayı anlatıyor. “Düşünerek öğrenmek” nüansını içeren bir kelimemiz yok, muhtemelen böyle bir fiilimiz (“faaliyet”imiz) olmadığı için.

Murat Belge, “Öğretmen / Öğrenci“, Taraf, 26.5.2012, s.3

Reklamlar

2 comments on “Murat Belge, “Öğretmen / Öğrenci” (Taraf 26.5.2012)

  1. Geri bildirim: Talebe mi, öğrenci mi? (Studere’den studens) « jimi the kewl resmi blog! (C. Cengiz Çevik)

  2. Geri bildirim: Ş. Teoman Duralı – “Talebe” kavramı ve “Türkler için devletin önemi” « jimi the kewl resmi blog! (C. Cengiz Çevik)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 26/05/2012 by in Başka birtakım hassasiyetler, Genel and tagged , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: